Lefkoşa 27°USD49,53 ₺▲EUR55,81 ₺▲GBP66,12 ₺▲GRAM ALTIN6.650,10 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Şükrü Umarbeyli: Kurda yüzde 7’lik artış, şirketlere milyonlarca liralık ek yük getirebilir

Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Şükrü Umarbeyli, yıl sonuna kadar döviz kurunda yaşanabilecek yüzde 7’lik artışın, özellikle gelirleri Türk lirası, borçları ise döviz cinsinden olan işletmeler üzerinde baskı yaratabileceğine…

3 dakika okumaHaber: Özge Nesil ERTÜRK
Paylaş
Şükrü Umarbeyli: Kurda yüzde 7’lik artış, şirketlere milyonlarca liralık ek yük getirebilir

Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Şükrü Umarbeyli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yıl sonuna kadar döviz kurunda yaşanabilecek artışın reel sektör üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. Kurda yüzde 7’lik bir yükseliş ihtimalinin, özellikle döviz pozisyonu açık olan işletmeler açısından milyonlarca liralık ek yük oluşturabileceğine işaret eden Umarbeyli, şirketlerin finansal dayanıklılığının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Umarbeyli, döviz kurundaki yükselişin yalnızca döviz borçlarının Türk lirası karşılığını artırmakla sınırlı kalmayacağını; ithalat maliyetleri, işletme sermayesi ihtiyacı ve finansman giderleri üzerinde de baskı yaratabileceğini kaydetti. Kur artışının nakit akışını bozabileceğini ve kâr marjlarını daraltabileceğini belirten Umarbeyli, özellikle gelirlerini Türk lirasıyla elde ederken yükümlülüklerini döviz üzerinden karşılayan işletmelerin risk altında olduğunu ifade etti.

“ASIL RİSK BİLANÇODA DEĞİL, NAKİT AKIŞINDA”

Şirketlerin bilançolarında yüksek tutarda varlık bulunmasının finansal güvence anlamına gelmediğine dikkat çeken Umarbeyli, gayrimenkul, stok ve tahsil edilmemiş alacakların güçlü bir varlık tablosu oluşturabileceğini ancak vadesi gelen banka kredileri ve tedarikçi borçlarının zamanında ödenebilmesi için yeterli nakde ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Faiz giderleri, ithalat maliyetleri ve satış fiyatlarında yaşanabilecek değişimlerin de hesaba katılması gerektiğini vurgulayan Umarbeyli, şirketlerin mali durumunu değerlendirirken yalnızca bilançolarına değil, nakit akışlarına ve ödeme kapasitelerine de odaklanmaları gerektiğini kaydetti.

“GELİR VE BORÇLARIN PARA BİRİMİ BELİRLEYİCİ”

Umarbeyli, gelirlerini ağırlıklı olarak Türk lirasıyla elde eden, buna karşılık döviz cinsinden kredi kullanan veya ithalat yapan şirketlerin kur artışından daha fazla etkilenebileceğini belirtti.

Kur artışının maliyetlere hızlı yansımasına rağmen satış fiyatlarının aynı hızla güncellenememesi durumunda kâr marjlarının daralabileceğine işaret eden Umarbeyli, döviz geliri bulunan, ihracat yapan veya döviz varlıklarıyla yükümlülüklerini dengeleyen işletmelerin ise aynı ölçüde etkilenmeyebileceğini ifade etti.

Riskin yalnızca toplam borç miktarıyla belirlenemeyeceğini vurgulayan Umarbeyli, borcun para birimi ile şirketin gelir yapısı arasındaki dengenin önemine dikkat çekti. Öz kaynakları zayıf, kısa vadeli borçları yüksek ve nakit rezervleri sınırlı işletmelerin ise daha fazla riskle karşı karşıya kalabileceğini belirten Umarbeyli, kur farkı zararlarının yeni kredi ihtiyacını artırabileceğini, kredi maliyetleri ve teminat gereksinimlerinin de işletmeler üzerindeki baskıyı büyütebileceğini kaydetti.

Umarbeyli, KKTC’de faaliyet gösteren şirketlerin kur artışına karşı stres testleri yapıp yapmadığının ve bilançolarını bu senaryolara göre hazırlayıp hazırlamadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Bankaların kredi risklerini takip etmesinin, işletmelerin kendi döviz pozisyonlarını düzenli olarak analiz ettiği anlamına gelmediğini ifade eden Umarbeyli, şirketlerin finansal dayanıklılığını ortaya koyabilmek için döviz cinsinden varlık ve yükümlülüklerinin, yıllık anapara ve faiz ödemelerinin, nakit akışlarının ve öz kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Umarbeyli, yüzde 7’lik kur artışının yanı sıra ilerleyen döneme yönelik yüzde 10 ve yüzde 15’lik artış senaryolarının da hesaplanmasının önem taşıdığını belirterek, bu analizler sayesinde işletmelerin hangi seviyede nakit açığı yaşayabileceklerini ve borç ödeme kapasitelerinin ne ölçüde zayıflayabileceğini önceden görebileceklerini kaydetti.

“FİNANSAL HAZIRLIK ARTIK BİR TERCİH DEĞİL”

Şirketlerin yalnızca geçmiş dönem bilançolarını incelemesinin yeterli olmayacağını belirten Umarbeyli, önümüzdeki 12 aylık döneme ait döviz yükümlülüklerinin, tahsilat takviminin, ithalat maliyetlerinin ve kredi vadelerinin düzenli olarak analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Umarbeyli, yönetimlerin olası kur şoklarına karşı alternatif finansman planları oluşturmasının da büyük önem taşıdığını vurguladı.

Sonuç olarak Umarbeyli, KKTC’de kur riskinin gerçek boyutunun şirketlerin toplam borçlarından çok, bu borçları hangi gelirle ve hangi vadede ödeyebilecekleriyle ilgili olduğunu belirtti.

Yüzde 7 ile yüzde 15 arasında değişen olası kur artışlarının her işletme için kriz anlamına gelmediğini kaydeden Umarbeyli, gerekli hesaplamaların yapılmaması durumunda sınırlı görünen bir kur hareketinin bile nakit sıkışıklığına, kârlılık kaybına ve finansal kırılganlığın derinleşmesine yol açabileceğine dikkat çekti.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler