Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Şükrü Umarbeyli, dünyada ekonomik süreçlerde yaşanan bozulmaların her yere yayıldığını belirterek, tüm ülkelerde kaynakların giderek kıtlaştığını ve geçim derdinin arttığını ifade etti.
“Vatandaşın Cebini Ne Bekliyor?” sorusunu soran Umarbeyli, Asya, Avrupa ve Amerika dahil dünyanın birçok bölgesinde ekonomik sıkıntıların ve krizlerin arttığını kaydetti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşlar için de aynı sürecin geçerli olduğunu belirten Umarbeyli, ekonomik hayatın her geçen gün daha fazla dikkat ve planlama gerektirdiğini vurguladı. Market alışverişinden elektrik faturalarına, kiradan akaryakıta kadar günlük yaşamın birçok alanında hissedilen fiyat artışlarının, finansal riskleri artık yalnızca ekonomistlerin değil, her vatandaşın meselesi hâline getirdiğini ifade etti.
KKTC’deki finansal risklerin vatandaşın hayatını nasıl etkilediğine değinen Umarbeyli, öncelikle döviz kuru ve enflasyon konusuna bakılması gerektiğini belirtti.
KKTC’de Türk lirasının kullanılmasının, özellikle döviz karşısında yaşanan değer kayıplarının günlük yaşama doğrudan yansımasına neden olduğunu kaydeden Umarbeyli, ülkenin birçok ürünü ithal etmesinin döviz kurundaki değişimlerin market raflarından inşaat malzemelerine kadar pek çok alanda fiyatları etkilemesine yol açtığını ifade etti. Vatandaşın maaşı aynı hızla artmadığında ise alım gücünün düştüğünü belirterek, vatandaşın aynı parayla daha az ürün satın alabildiğine dikkat çekti.
Bir diğer önemli sorunun gelir ile gider arasındaki dengenin giderek zorlaşması olduğunu belirten Umarbeyli, özellikle sabit gelirli çalışanlar, emekliler ve dar gelirli aileler için kira, gıda, ulaşım ve eğitim masraflarının bütçenin önemli bir bölümünü oluşturduğunu kaydetti.
Ayın başında alınan maaşın ay sonuna kadar yetmemesinin aileleri tasarruf yapmaktan uzaklaştırırken borçlanmaya da yöneltebildiğini ifade eden Umarbeyli, bu durumun yalnızca bugünün değil, geleceğin ekonomik güvenliğini de tehdit ettiğini belirtti.
Finansal risklerin bir başka boyutunun kredi ve borçlanma olduğunu vurgulayan Umarbeyli, ev, araba veya iş kurmak amacıyla kredi kullanan vatandaşların faiz oranlarındaki değişimlerden ve gelirlerindeki dalgalanmalardan etkilenebildiğini ifade etti.
Gelir artışının giderlerin gerisinde kalması durumunda kredi taksitlerini ödemenin zorlaşabildiğine işaret eden Umarbeyli, kredi kartı borçlarının sürekli ertelenmesi veya bir borcun başka bir borçla kapatılmasının zamanla daha büyük bir mali yük oluşturabildiğini kaydetti. Bu nedenle borçlanırken yalnızca bugünkü gelirin değil, gelecekte karşılaşılabilecek ekonomik güçlüklerin de hesaba katılması gerektiğini belirtti.






