Eski Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Gündem Kıbrıs Web TV’de Genel Yayın Yönetmeni Çiğdem Aydın’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplumsal değerlerdeki aşınmadan kamu yönetimine, enflasyondan Kıbrıs sorununa ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere kadar birçok başlığa değinen Soyer, toplumun ortak paydalarda buluşması gerektiğini vurguladı.
“Vefa yüreğimizde ve beynimizde asla küme düşmemeli”
Hayatında en fazla değer verdiği kavramlardan birinin vefa olduğunu belirten Soyer, insanların bugün bulundukları noktaya gelmelerinde emeği bulunan kişi ve süreçleri unutmaması gerektiğini söyledi.
“Vefa yüreğimizde ve beynimizde asla küme düşmemeli” diyen Soyer, toplumda giderek artan bir bencilleşme gözlemlediğini ifade etti.
Kimsenin bulunduğu konuma “gökten zembille inmediğini” belirten Soyer, “Kimse anasından mühendis, vekil ya da bakan olarak doğmadı. Hepimiz bir süreçten geçtik. Eğitimimizden başlayarak hepimizin üzerinde toplumun emeği var” dedi.
Soyer, yalnız Meclis’te değil hayatın birçok alanında nitelik kaybı yaşandığını savunarak, bunun toplumsal değerlerde bozulmaya yol açtığını söyledi.
“Yalnız para değil, ahlak ve vicdan da erozyona uğruyor”
Ekonomik sorunların toplumsal değerleri de etkilediğine dikkat çeken Soyer, uzun süreli yüksek enflasyon ortamının yalnızca maddi değerleri aşındırmadığını söyledi.
Soyer, “Enflasyon devam ettiği sürece yalnız para ve maddi değerler erozyona uğramıyor; ahlak ve vicdan da erozyona uğruyor. Toplumda bir bozulma var. Toplumdaki bu erozyon siyasete ve kamu yönetimine de yansıdı” ifadelerini kullandı.
“Kamu yönetiminin hafızasını sildiniz”
Kamu yönetimindeki üst kademe değişikliklerini de eleştiren Soyer, UBP-DP-YDP hükümeti döneminde 263 üst kademe yöneticisinin atandığını belirterek, sık değişikliklerin kurumsal hafıza ve liyakat açısından sorun yarattığını savundu.
Soyer, “Kamu yönetiminin doğrudan hafızasını sildiniz. Liyakati de ortadan kaldırırsanız nitelik nerede kalır? Bu bozulma zincirleme reaksiyona neden olur ve toplumun her alanında niteliği geriye çeker” dedi.
Geçmişte milletvekillerinin Meclis konuşmalarına hazırlanarak gittiğini ve farklı görüşlerin birbirini beslediğini anlatan Soyer, günümüzde siyasi tartışmaların çoğu zaman içerikten uzaklaşarak günlük gerilimlere sıkıştığını ifade etti.
“Bütçe kevgire döndü”
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Soyer, KKTC’de kronik hale gelen enflasyonun toplumun en önemli sorunlarından biri olduğunu söyledi.
Özellikle gıda enflasyonuna dikkat çeken Soyer, hükümet, muhalefet ve emek dünyasının enflasyonla mücadelede ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti.
“Bütçe kevgire döndü” diyen Soyer, ekonomik sorunların doğrudan günlük yaşama yansıdığını ifade ederek, “Sabah evinden kahvaltı yapamadan okula giden çocuk var. Tam gün eğitim dediniz ama okullarda yemek yok. Bunlara nasıl kaynak yaratacağımızı konuşmamız lazım” dedi.
“Avrupa bizi kıskanır; gıda enflasyonunda şampiyon olmak mühim mesele”
Soyer, “Avrupa bizi kıskanırmış dedi bir tanesi. Yalan değil, kıskanırlar; çünkü gıda enflasyonunda şampiyon olmak mühim meseledir. Evet, kıskanırlar bizi” sözleriyle ekonomik tabloyu ironik bir dille eleştirdi.
Güney Kıbrıs’taki enflasyon oranlarıyla karşılaştırma yapan Soyer, “Rum tarafında yüzde 3,5 enflasyon onların yıllık enflasyonu, bizim aylık enflasyonumuz. Bizde enflasyonu şekillendirmek adına bir şey yok” dedi.
Kıbrıs sorununda Türkiye değerlendirmesi
Kıbrıs sorununa da geniş yer ayıran Soyer, Türkiye’nin farklı dönemlerde Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik girişimlerde bulunduğunu, ancak sorunun çözümsüz kalmasının hem Kıbrıs Türk toplumu hem de Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu savundu.
2000’li yılların başında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik süreciyle birlikte Kıbrıs sorununda Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde yeni bir döneme girildiğini belirten Soyer, 24 Nisan 2004’teki Annan Planı referandumunun ardından Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyeliğinin gerçekleştiğini hatırlattı.
Soyer, dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın referandum gecesi yaptığı açıklamaların kendisini derinden etkilediğini de ifade etti.
“Ortak bir payda bulmamız gerekiyor”
Dünyadaki gelişmelerin ve özellikle Doğu Akdeniz ile Orta Doğu’daki gerilimin Kıbrıs’ı doğrudan etkilediğine işaret eden Soyer, Kıbrıs Türk toplumunun haklarını savunurken ortak bir zeminde buluşması gerektiğini söyledi.
Soyer, bu noktada 1960 anlaşmalarının önemine dikkat çekerek, Kıbrıs Türklerinin adanın yalnızca toprağında değil, deniz ve hava sahası üzerindeki haklarda da ortak olduğunu savundu.
“Türkiye Kıbrıs adasının toprak bütünlüğünün ve anayasal düzeninin garantörüdür. Kıbrıs Türkü adanın ortağıdır; yalnız toprağın değil, denizin ve havanın da ortağıdır” diyen Soyer, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler karşısında bu hakların daha güçlü biçimde dile getirilmesi gerektiğini belirtti.
“Cumhurbaşkanı ile ortak bir dil oluşturun”
Soyer, Güney Kıbrıs’ın ABD ve İsrail başta olmak üzere farklı ülkelerle savunma alanındaki ilişkilerine de değinerek, hükümetin ve Dışişleri Bakanlığı’nın bu gelişmeler karşısında daha görünür bir politika izlemesi gerektiğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı, hükümet ve Dışişleri Bakanlığı arasında ortak bir dil oluşturulması çağrısında bulunan Soyer, “İç siyasette Kıbrıs üzerinden malzeme sağlamak kimseyi kurtarmıyor” dedi.
İsrail’in Doğu Akdeniz’deki etkinliğini Kıbrıs üzerinden artırmaya çalıştığını savunan Soyer, Kıbrıs Türk toplumunun 1960 anlaşmalarından kaynaklanan haklarının siyasi görüş ayrımı gözetilmeksizin savunulması gerektiğini ifade etti.
Soyer, “Ülkenin sağcısı da solcusu da ‘Ben bu adanın ortağıyım’ diyebilmeli. Toplum olarak talepte bulunmak lazım. Bunun için de ortak payda gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Güncel gerilimler siyasette niteliği bozuyor”
Meclis’te nitelikli konuşmalar yapan milletvekilleri bulunduğunu belirten Soyer, buna karşın siyasi tartışmaların giderek daha agresif ve alaycı bir üsluba kaymasının içerikli tartışmaların önüne geçtiğini savundu.
Soyer, günlük siyasi gerilimlerin kamuoyunun hafızasında daha fazla yer tuttuğunu belirterek, siyasette yeniden içerik, hazırlık ve nitelik odaklı bir anlayışa ihtiyaç olduğunu söyledi.