Lefkoşa 33°USD48,66EUR56,49GBP65,92GRAM ALTIN6.784,88 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Sofradaki Görünmez El, Damardaki Görünür İz

İnsan yemek zorunda.Kapitalizm ise satmak zorunda.Sorun yalnızca ne yediğimiz değil; neyin, neden, ne kadar üretildiği, bize nasıl satıldığı...

6 dakika okumaHaber: Hamit Caner
Paylaş
Sofradaki Görünmez El, Damardaki Görünür İz

İnsan yemek zorunda.

Kapitalizm ise satmak zorunda.

Belki de modern beslenme meselesini anlamaya bu iki cümleden başlamak gerekiyor.

Çünkü insanın beslenme ihtiyacının biyolojik bir sınırı vardır.

Doyarız.

Bedenimizin ihtiyacı bir yerde biter.

Büyüme ekonomisinin ise böyle bir biyolojik sınırı yoktur.

Bir şirket geçen yıl sattığı kadarını bu yıl da satarsa bunu her zaman başarı saymaz. Daha fazla üretmek, birim maliyeti düşürmek, daha geniş pazarlara ulaşmak, daha yüksek kâr elde etmek ve mümkünse daha çok satmak ister.

Sonra gelecek yıl biraz daha fazlasını.

Ama burada küçük bir sorun var:

Midenizin çeyrek dönem büyüme hedefi yoktur.

İnsan daha fazla yemeye mecbur değilse, daha fazla gıda nasıl satılacak?

Yeni ürünler.

Yeni tatlar.

Yeni ambalajlar.

Daha büyük porsiyonlar.

Kampanyalar, indirimler, sadakat kartları, eve teslimat, günün her saatinde erişim…

Ve elbette reklam.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 143 içerik analizi ile 36 tüketici araştırmasını kapsayan incelemesi, gıda pazarlamasının yaygınlığını koruduğunu, pazarlanan ürünlerin ağırlıklı olarak sağlıklı beslenmeye katkıda bulunmayan yiyecek ve içeceklerden oluştuğunu ve pazarlamaya maruz kalma ile bu ürünlerin tüketimi arasında pozitif ilişkiler bulunduğunu gösteriyor (World Health Organization [WHO], 2022).

Bir zamanlar esas olarak açlığımızı gidermek için yediğimiz şey böylece başka bir şeye dönüşüyor.

Canımız sıkılınca yiyoruz.

Televizyon izlerken yiyoruz.

Çalışırken yiyoruz.

Otomobil kullanırken yiyoruz.

Bir öğünden diğerine giderken bile yiyoruz.

Gıda artık yalnızca besin değildir.

Pazardır.

“Ama bütün meseleyi kapitalizmin sırtına yüklemek de fazla kolaycılık olur.”

Şirketlerin amacı insanları hasta etmek değildir.

Ama şirketlerin temel görevi bizi sağlıklı tutmak da değildir.

Şirket kâr etmek ister.

Bunda şaşırtıcı bir şey yoktur.

Asıl soru başkadır:

Ticari açıdan başarılı olanla biyolojik açıdan iyi olan her zaman aynı şey midir?

Değildir.

Uzun süre bozulmayan, kolay taşınan, güçlü biçimde pazarlanabilen, yoğun tat sunan ve tekrar tekrar satın alınan bir ürün ticari açıdan mükemmel olabilir.

Beden açısından sonuç aynı olmak zorunda değildir.

Lane ve arkadaşlarının (2024) BMJ’de yayımlanan şemsiye incelemesi 9.888.373 kişiyi kapsayan 45 birleşik analizi değerlendirdi. Bunların 32’sinde, yani yüzde 71’inde, ultra işlenmiş gıdalara daha yüksek maruziyet ile olumsuz sağlık sonuçları arasında doğrudan ilişki bulundu. Bulgular kardiyovasküler ve metabolik sonuçlardan tip 2 diyabete ve ölüme kadar uzanıyordu. Bununla birlikte araştırmacılar kanıt kalitesinin incelenen sonuca göre değiştiğini de özellikle belirtiyor (Lane et al., 2024).

Dolayısıyla mesele tek bir yiyeceği şeytanlaştırmak değildir.

Mesele örüntüdür.

Ne yiyoruz?

Ne kadar yiyoruz?

Ne kadar işlenmiş tüketiyoruz?

Ne kadar hareket ediyoruz?

Ve belki hepsinden önemlisi:

Bunu kaç yıldır yapıyoruz?

• • •

Bir de işin ideolojik tarafı var.

Bugün yemek neredeyse kimlik meselesine dönüştü.

Veganlar, vejetaryenler, etoburlar, ketojenik beslenenler, Akdeniz tipi beslenmeyi savunanlar…

Karbonhidratı suçlayanlar.

Yağı suçlayanlar.

Eti suçlayanlar.

Şekeri suçlayanlar.

Herkesin elinde kendi doğrusu var.

Oysa insan metabolizmasının siyasi görüşü yoktur.

Bir paketin üzerinde “vegan” yazması o ürünü otomatik olarak sağlıklı yapmaz. Veganlığın son derece güçlü etik ve çevresel gerekçeleri olabilir. Ama “vegan” sözcüğü bir kardiyoloji laboratuvar sonucu değildir.

Aynı şekilde et yemek de tek başına sağlıksızlığın tanımı değildir.

Bedenin muhasebesi daha karmaşıktır.

Tansiyonunuz kaç?

Kan şekeriniz ne durumda?

LDL kolesterolünüz?

Trigliseridiniz?

Kilonuz, bel çevreniz?

Ne kadar hareket ediyorsunuz?

Sigara içiyor musunuz?

Bütün bunlara yaşınızı, genetik mirasınızı ve yılların birikimini de ekleyin.

Damar sloganla ilgilenmez.

• • •

Ama burada başka bir kolaycılığa da düşmemek gerekir:

“Herkes sağlıklı olanı seçsin.”

Keşke mesele bu kadar basit olsaydı.

Çünkü herkes aynı sofraya aynı cüzdanla oturmuyor.

Sağlıklı beslenme yalnızca irade meselesi değildir. Gelir, fiyat ve erişim meselesidir de.

The State of Food Security and Nutrition in the World 2024 raporuna göre 2022 yılında dünya nüfusunun yüzde 35,4’ü, yaklaşık 2,826 milyar insan, sağlıklı bir beslenme düzeninin maliyetini karşılayamıyordu (Food and Agriculture Organization of the United Nations et al., 2024).

Yoksul bir insana yalnızca “sağlıklı beslen” demek bazen yüzme bilmeyene denizin ortasında teknik tarif vermeye benzer.

Önce o gıdaya ulaşabilmesi gerekir.

Ekonomik sistem neyin ucuz, neyin erişilebilir ve neyin görünür olacağını güçlü biçimde etkiler.

Tarım politikaları üretimi etkiler.

Vergiler fiyatı.

Market rafları görünürlüğü.

Reklam arzuyu.

Gelir ise bütün bunların arasından hangisine gerçekten elimizi uzatabileceğimizi belirler.

Ama market rafının anlattığı hikâye bununla da bitmez.

• • •

Çünkü gıdanın bir başka özelliği daha vardır:

Para hiç durmadan döner.

Özellikle nakit kullanımının yüksek olduğu ekonomilerde marketler, küçük perakendeciler, restoranlar ve benzeri nakit yoğun işletmeler kara para aklama açısından kötüye kullanılabilecek yapılardan biri olabilir.

Financial Action Task Force, ulusal kara para aklama risklerinin değerlendirilmesine ilişkin araç setinde convenience, grocery ve liquor stores ile restoran, bar ve diğer nakit yoğun işletmeleri değerlendirilmesi mümkün sektörler arasında açıkça saymaktadır (Financial Action Task Force [FATF], 2025).

ABD Federal Financial Institutions Examination Council da convenience store, restoran ve perakende mağazalarını nakit yoğun işletmelere örnek göstermektedir. Aynı kurum önemli bir ayrımı özellikle yapıyor: Bu işletmelerin büyük çoğunluğu meşrudur; ancak nakit yoğun yapıları kötüye kullanılabilir (Federal Financial Institutions Examination Council [FFIEC], n.d.).

Mantığı zor değil.

Gerçek müşteri, gerçek ürün ve gerçek satış vardır; mal girer, mal çıkar, para sürekli döner. Kötüye kullanıldığında ise bu gerçek ticaretin içine gerçekte o ticaretten kazanılmamış para karıştırılabilir.

Ama altını çizelim:

Her market şüpheli değildir. Her restoran kara para aklamaz.

Risk, tabelada değil; nakit yoğun ticaretin kötüye kullanılabilme imkânındadır (FATF, 2025; FFIEC, n.d.).

Böylece aynı market rafının önünde üç ayrı hikâye kesişir:

Karnını doyurmaya çalışan insan.

Daha çok satmaya çalışan sermaye.

Ve denetimin zayıf olduğu yerde meşru ekonominin içine sızmaya çalışan suç geliri.

Ortak zemin aynıdır:

Gıda.

Çünkü gıda lüks değildir.

Talebi icat etmek zorunda değilsiniz.

İnsan zaten yemek zorundadır.

Belki de onu ekonomik açıdan bu kadar güçlü yapan şey tam olarak budur.

• • •

Fakat bütün suçu sisteme bırakmak da bizi rahatlatan başka bir kolaycılık olur.

Şirket daha çok satmak isteyebilir.

Reklam daha çok tüketmemizi isteyebilir.

Market rafı bizi cezbedebilir.

Gelirimiz seçeneklerimizi daraltabilir.

Devlet bazı tercihleri ucuzlatıp bazılarını pahalılaştırabilir.

Ama imkânımız olduğu ölçüde son tercihlerimizin bir kısmını yine biz yaparız.

Çatalı tutan el hâlâ bizim elimizdir.

Mesele bu nedenle ne yalnızca kapitalizmdir ne yalnızca birey.

İkisinin buluştuğu yerdir.

Sistem tercihlerimizi şekillendirir.

Biz de o sistemin içinde tercihler yaparız.

Sonra yıllar geçer.

Ve hikâyenin en sessiz tarafı başlar.

Şirketin bilançosu yıl sonunda kapanır. Reklam kampanyası birkaç ay sonra unutulur. Siyasetin hesabı seçimden seçime görülür.

Beden ise acele etmez.

Yediğimizi, içtiğimizi, ne kadar hareket ettiğimizi; tansiyonumuzu, şekerimizi, kolesterolümüzü yıllarca sessizce kaydeder.

Ne reklama inanır ne slogana.

İdeolojilerle de pazarlık etmez.

Ve bir gün hesabı önümüze koyan şey ne kapitalisttir ne sosyalist; ne vegandır ne de etobur.

Bir koroner damardır.

Onun siyasi görüşü yoktur.

Ama hafızası vardır.

Kaynakça

Federal Financial Institutions Examination Council. (n.d.). Cash-intensive businesses: Overview. Bank Secrecy Act/Anti-Money Laundering Examination Manual. Retrieved September 11, 2026, from
https://bsaaml.ffiec.gov/manual/RisksAssociatedWithMoneyLaunderingAndTerroristFinancing/26

Financial Action Task Force. (2025). Money laundering national risk assessment toolkit: Annexes A–C. FATF/OECD.
https://www.fatf-gafi.org/en/publications/Methodsandtrends/Money-Laundering-National-Risk-Assessment-Toolkit-Annexes.html

Food and Agriculture Organization of the United Nations, International Fund for Agricultural Development, United Nations Children’s Fund, World Food Programme, & World Health Organization. (2024). The state of food security and nutrition in the world 2024: Financing to end hunger, food insecurity and malnutrition in all its forms. Food and Agriculture Organization of the United Nations.
https://doi.org/10.4060/cd1254en

https://www.fao.org/agrifood-economics/publications/detail/en/c/1707842/

Lane, M. M., Gamage, E., Du, S., Ashtree, D. N., McGuinness, A. J., Gauci, S., Baker, P., Lawrence, M., Rebholz, C. M., Srour, B., Touvier, M., Jacka, F. N., O’Neil, A., Segasby, T., & Marx, W. (2024). Ultra-processed food exposure and adverse health outcomes: Umbrella review of epidemiological meta-analyses. BMJ, 384, e077310.
https://doi.org/10.1136/bmj-2023-077310

https://www.bmj.com/content/384/bmj-2023-077310

World Health Organization. (2022). Food marketing exposure and power and their associations with food-related attitudes, beliefs and behaviours: A narrative review. World Health Organization.
https://www.who.int/publications/i/item/9789240041783

Lynch, P. J., Fred the Oyster, Häggström, M., & Gogolplex. (2019). Coronary arteries-tr [Tıbbi illüstrasyon]. Wikimedia Commons.

ham.png
            https://thumb.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/90/Coronary_arteries-tr.svg/960px-Coronary_arteries-tr.svg.png?utm_source=commons.wikimedia.org&utm_campaign=index&utm_content=thumbnail&_=20210628125119

Bu yazı toplam 128 defa okunmuştur.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler