Her hafta bu sayfada tiyatronun ve kültür-sanatın farklı meseleleri üzerine yazmaya çalışırım. Ancak bazı anlar vardır ki, insanın zihni bir söze takılır kalır. Filo Jet faciasının ardından sıkça duyduğumuz “Siyaset Yapmayın” sözü de bu hafta beni üzerinde düşünmeye itti. Hepimizi ilgilendiren bu sözün ne anlama geldiğini birlikte düşünelim dedim.
“Siyaset Yapmayın!” demek, aslında ne demek?
“Siyaset Yapmayın” sözü, özellikle toplumumuzda sağlıkta, eğitimde, adalette, ekonomide ya da kamu güvenliğinde ciddi bir sorunla karşı karşıya kalındığı zamanlarda sıkça duyulur. Bir ihmâl ya da denetimsizlik sonucu insanlar hayatını kaybettiğinde, hastanede sorun yaşandığında, çocuklar öldüğünde, bir okulda çocukların güvenliği tehlikeye girdiğinde, trafikte can kaybı yaşandığında, bir kamu hizmeti aksadığında veya büyük bir toplumsal mağduriyet ortaya çıktığında, egemenlerden, yöneticilerden ya da hükümet çevrelerinden hep aynı uyarı gelir:
“Bu konuyu siyasete alet etmeyin.”
“Şimdi siyaset yapmanın zamanı değil.”
“Acılar üzerinden siyaset yapmayın.”
Bir facianın nedenlerini, ihmalleri, alınmayan önlemleri ve sorumlulukları sorgulamak siyasetin işi değil mi? Yoksa “Siyaset Yapmayın” derken aslında bazı soruların sorulmasının, eleştiri yapılmasının önünü kesmek mi amaç?
“Siyaset Yapmayı” derken ne kastedilir? Siyaset yapma hakkı yalnızca Üst Yönetime ve onunla uyum içinde hareket eden işbirlikçi Alt Yönetime mi bırakılmak istenir?
Yani işbirlikçi hükümet, doğru ya da yanlış, kendi siyasi anlayışını Üst Yönetimin onayı ve sınırları içinde uygulayacak ve toplum yalnızca olup biteni izlemekle mi yetinecek?
Eğer “Siyaset Yapmayın” denilerek kastedilen buysa, mesele çok vahim!.. Mesele, kimin konuşacağına, kimin sorgulayacağına ve kimin halkın geleceği hakkında söz söyleme hakkına sahip olduğuna kadar uzanır. Ağzını açan da "Siyaset Yapma" diyerek suçlanır olur! Susturulur!
Böylece öyle bir anlayış gelişir ki, siyasetçi siyasetçiye “Siyaset Yapma” der. Siyasetçiye “Siyaset Yapma” demek, biraz da doktora doktorluk yapma, ressama resim yapma, şaire şiir yazma, öğretmene öğretme, gazeteciye haber yapma demeye benzer.
İlk bakışta acılı, zor ve felaket günlerinde “Siyaset Yapmayın” sözü makul görünebilir. İnsanların acıları üzerinden çıkar sağlamaya, yaşanan bir felaketi propaganda malzemesine dönüştürmeye çalışmak elbette doğru değil. İnsanların acıları üzerinden ucuz propaganda yapılmasına elbette karşı çıkılmalıyız.
Bir insanın ölümünü, bir annenin-babanın, ailenin gözyaşını siyasi çıkar için kullanmak alçaklıktır, utanmazlıktır, vicdansızlıktır.
Ancak, bir felaketi propaganda malzemesine dönüştürenlerle ve siyasi çıkar sağlayanlarla, o felakete yol açan siyasi, idari ve toplumsal tercihleri sorgulayan, hesap soran, sorumluları ve suçu olanları ortaya çıkaran siyaseti ayırmak gerekir.
Yetkiyi alan, sorumluluğu da alır. Kamu adına karar veren, kamuya hesap vermelidir. Bu kadar basit.
“ŞİMDİ SİYASET YAPMA ZAMANI DEĞİL” denilen zaman, belki de tam siyaset zamanıdır... Bir felaket yaşandığında “Şimdi bunun siyaseti mi olur?” denir. Oysa belki de tam tersine, siyaset tam da o anda başlar.
Çünkü siyaset sadece seçim zamanında seçim kazanmak için yapılmaz.
Siyaset, ortak hayatımızı nasıl düzenleyeceğimize karar vermektir. Siyaset, en genel anlamıyla toplumdaki ortak yaşamın nasıl düzenleneceği, kaynakların nasıl dağıtılacağı, hangi sorunların öncelikli kabul edileceği, kimin hangi kararı alacağı ve iktidarın nasıl, kimin yararına kullanacağı ile ilgilidir.
Siyasetle ilgilenmediğini söyleyen bir vatandaş düşünün. Ama hayatı güvende değil. Çocuğu okula gider. Hastaneye gider. Vergi öder. Elektrik, su, ulaşım için para öder. Hayat pahalılığı altında kıvranır. Ev alır. Kira öder. Çalışır. Emekli olur. Trafik canavarında can verir. Gün geçtikçe yoksullaşır. Hayatı zorlaşır. Patronlar tarafından sömürülür. Çocukları deprem riski taşıyan okul binasında oturur. Bu vatandaş siyasetle ilgilenmiyor olabilir. Ama siyaset onun hayatıyla direk ilgilidir. Siyaset doğumdan ölüme tüm hayatımızı bir ömür şekillendirir.
İhmaller ve sorumsuzluklar sonucu yaşanan gemi faciası siyasettir.
Vatandaşın sağlık hizmeti alamaması siyasettir.
Ekmek siyasettir. Yoksulluk, zenginlik siyasettir.
Düşünce ve ifade özgürlüğü ya da yasağı siyasettir.
Eğitime ne kadar kaynak aktarılacağı siyasettir.
Dağların oyulması siyasettir.






