Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter adayı Feridun Sinirlioğlu, “Genel Sekreterlik görevine talibim çünkü BM’nin kusursuz olduğunu düşündüğüm için değil onun vazgeçilmez olduğuna inandığım için buradayım.” dedi.
Sinirlioğlu, Kıbrıs meselesine yönelik izleyeceği politikalar hakkında ise “BM Şartı, sürekli değişen uluslararası ortamda hepimize ilham vermeye devam etmekte.” diye konuştu
Eski Dışişleri Bakanı ve halen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreterliği görevini yürüten Sinirlioğlu, BM Genel Merkezi’nde düzenlenen “İnteraktif Diyalog Başlangıcı” toplantısında yaptığı konuşmada, BM Genel Sekreteri seçilmesi halinde izleyeceği politikaları ve öncelik vereceği alanları anlattı.
Sinirlioğlu, BM Şartı’na bağlı kalmanın idealizm meselesi olmadığını ve devletler arasındaki anlaşmazlıkları çözmenin yegane yolu olduğunu vurguladı.
BM Şartı’nın, uluslararası diyalog ve işbirliğine dair kural ve ilkeleri belirlediğine dikkati çeken Sinirlioğlu, “Onu yeniden icat etmeyeceğiz. BM Şartı, savaşın insanlığa ödettiği tarifsiz bedeli çok iyi bilen insanların bilgeliğiyle oluşturulmuştur.” dedi.
Sinirlioğlu, adaylık yarışını kazanması halinde BM Şartı’na sıkı sıkıya bağlı kalacağını dile getirdi.
Henüz öngörülemeyen sınamalar
Uluslararası arenada devletler arasındaki güvensizliğin giderek derinleştiğine dikkati çeken Sinirlioğlu, uluslararası sistemin barış ve güvenliğe yönelik tehditleri ele alma konusunda yetersiz kaldığını belirtti.
Sinirlioğlu, BM’nin halihazırdaki sorunları ve henüz öngörülemeyen sınamaları aşmak için insanlığın elindeki en iyi şans olduğuna inandığını dile getirerek, “Genel Sekreterlik görevine talibim çünkü BM’nin kusursuz olduğunu düşündüğüm için değil onun vazgeçilmez olduğuna inandığım için buradayım.” diye konuştu.
BM’nin evrensel meşruiyete, tarafları bir araya getirme gücüne ve ahlaki otoriteye sahip olduğunu vurgulayan Sinirlioğlu, bu özelliklere sahip başka hiçbir kurumun bulunmadığını söyledi.
Sinirlioğlu, şunları kaydetti:
“Hiçbir kurum, dünya halklarından aldığı ortak yetkiyle, hiçbir ayrım gözetmeksizin her bir bireye hizmet etme ve kimseyi geride bırakmama taahhüdüne sahip değil. Genel Sekreter, BM Şartı’nın bağımsız bir koruyucusu, üye devletler arasında dürüst bir arabulucu ve dünyanın tek evrensel çok taraflı kurumunun etkin bir yöneticisi olmalıdır.”
Tarafsızlık, deneyim, cesaret
Bu görevin dürüstlük, tarafsızlık, deneyim, cesaret, dikkatle dinleyebilme yetisi ve liderlik vasıflarına ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Sinirlioğlu, görevin kendisine emanet edilmesi halinde “çatışmaların önlenmesi ve çözümü, çok taraflılığa güvenin yeniden tesisi, yeni sınamalara hazırlık, sürdürülebilir kalkınma ve iklim eyleminin hızlandırılması, insan haklarının korunması” gündemlerine odaklanacağını söyledi.
Sinirlioğlu, görev süresinde fikir ayrılığı yaşanabilecek durumlarda taraflarla diyalog kurmayı taviz değil sorumluluk olarak göreceğini belirterek, “Değişken güvenlik ortamında yanlış anlaşılmaların önlenmesi ve hatalı hesaplama riskinin azaltılması için elzem.” değerlendirmesinde bulundu.
Etkili arabuluculuk ve sessiz diplomasi
BM’nin barışa en çok ihtiyaç duyulan yerlere gitmeye hazır, aktif ve deneyimli diplomatik arabulucu olan genel sekretere ihtiyacının bulunduğuna işaret eden Sinirlioğlu, “Sessiz diplomasi, etkili arabuluculuğun olmazsa olmazı. 40 yıllık diplomatik kariyerimde öğrendiğim bir ders varsa o da şudur: Diyalog, her zaman mümkündür. Bunun için yalnızca bir platforma ihtiyaç vardır. BM ise bu platformların en önemlisi.” diye konuştu.
BM’nin üstlendiği kritik rolleri yerine getirebilmesi için reforma ihtiyacının olduğunu vurgulayan Sinirlioğlu, şunları söyledi:
“Örgüt, daha çevik, şeffaf, dijital yetkinliğe sahip, mali açıdan sorumlu ve hesap verebilir bir yapıya kavuşmalıdır. Somut sonuçlar üreten tek bir BM’ye ihtiyacımız var. Diplomasi, ‘Hiçbir yolun görünmediği durumlarda bir yol bulmak.’ demektir. Büyük çatışmaları tetikleyen dinamikleri anlayan bir genel sekretere ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Kariyerimi, bugün uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden sorunları ele almaya adadım. Bu sorunların birçoğu, doğup büyüdüğüm geniş bölgeye dayanmakla birlikte, etkileri tüm dünyada hissedilmekte.”
“Kalkınma sütununu BM’nin merkezinde”
Sinirlioğlu, BM’nin izlediği “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminin” gerçekleştirilmesinde “üye devletlerin sesine kulak veren, ihtiyaçlarına yanıt üreten ve kalkınma sütununu BM’nin merkezinde tutan kararlı bir liderliğin hayati” önem taşıdığına inandığını kaydederek, şunları söyledi:
Çatışmalar, ekonomik kırılganlıklar, iklim değişikliği ve insani krizlerin, küresel sürdürülebilir kalkınma gündemini giderek daha fazla zayıflattığını kaydeden Sinirlioğlu, “Önümüzde sadece dört yıl kalmışken yatırımların artırılmasına, kararlılığın tazelenmesine ve toplumsal cinsiyet ile coğrafi dengenin sağlanması konusunda somut adımların atılmasına ihtiyacımız var. ” dedi.
“Bunlar benim sözlerim”
Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Karadeniz’de deniz güvenliğine yönelik tehditlerin, söz konusu bölgelerin çok ötesine uzanan sonuçları olduğunu gösterdiğini bildiren Sinirlioğlu, ticari ve sivil gemilere yönelik tehditler ve seyrüsefer üzerindeki haksız kısıtlamaların “kaynağı veya gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemeyeceğini” vurguladı.
Sinirlioğlu, “Temel ilkelerim denizde itidal, devletler arasında diyalog ve her koşulda uluslararası hukuka saygı. Bunlar benim sözlerimdir ve arkasındayım. İnsan hakları, BM’nin en az finanse edilen sütunu olarak kalmaya devam edemez.” dedi.






