Lefkoşa 28°USD49,40 ₺▲EUR55,65 ₺▼GBP65,40 ₺▼GRAM ALTIN6.644,78 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Şiddet Okullarda

Ne yazık ki şiddet içeren davranışlar okullarımıza kadar uzandı. Dünyada olan bitenleri, iyi kötü ayırt etmeden uygulayanlar arasına okul çocukları da katıldı.

3 dakika okuma
Paylaş
Şiddet Okullarda

Ne yazık ki şiddet içeren davranışlar okullarımıza kadar uzandı. Dünyada olan bitenleri, iyi kötü ayırt etmeden uygulayanlar arasına okul çocukları da katıldı.

Toplumumuzda yetişkin şiddetinin hızlı yükselişi duygularımızı ürpertiyor olsa da alışmak diye bir kavram var. Nötrleşmek. Doğal ve uygulanabilir bulmak; hızla bulaşan bir hastalık gibi bizi sarmaya hazır.

Ancak konumuz çocuklar. Geçmişten bugüne bazı çocukların kurallara karşı tavır ve davranışları elbette gözlenmiştir. İtaat etmeye karşı bir duygu durumun sonucu olduğunu düşünmek, iyi niyetimizin göstergesidir. Dünya tarihi itaat etmeyen insanların alın teriyle hatta kanlarıyla yazılmış sayfalarla doludur. Akıl ve duygunun bazı emirleri uygulamamasını anlayacak durumdayız. Ancak şiddet söz konusu olduğunda durum değişir.

Konumuz sadece okul kurallarına uymamak değildir. Bazı çocuklar, her zaman sosyal uyumu kolaylaştıran, akran ilişkilerini geliştiren, akademik başarıyı artıran yaptırım ve kurallara karşı çıkmıştır.

Biz her an patlamaya hazır bombalardan söz ediyoruz.  Kurallara uygun görünebilirler veya içine kapanık veya kavgacı, isyankâr olabilirler. Olağan bir durumda şiddete başvurmalarını hayretle karşılayabiliriz. Akla, insani değerlere aykırı bulabiliriz.

Davranışsal ifadelerinin içinde; vurmak, eşyaya zarar vermek, bağırmak, çabuk sinirlenmek, bazen ağlamak olabilir. Sosyal medyada olan biteni takip eden bu çocukların rol modelleri; insanlara, eşyaya, hayvanlara zarar vermekten çekinmeyenlerden kaynak bulmaktadır.

Bütün bunların yanında çocukta şiddet eğiliminin nedenlerine bakıldığında, yapısal faktörlerin yanında çevresel girdilerin de ağırlık kazandığını görebiliriz.

Şiddet ve saldırganlık eğilimli bir çocuğun bu özelliği, doğuştan, yapısal olarak gelebilir ve bu durumda tedavi gerekir. Bunun yanında şiddet eğiliminin kökenine inildiğinde daha ziyade çevresel faktörlerle karşılaşırız. Özellikle aile içinde çocuğa bakış açısı, yaklaşım biçimi, karı kocanın ilişki dinamikleri çocuğun duygusal gelişimi üzerinde iz bırakacak kadar güçlüdür. Sadece çocuğa yönelik şiddet değil; çocuğun çevresindeki şiddet, istismar ve saldırganlık ile karı – koca arasındaki kavgalar, dövüşmeler, şiddet gösterileri durumun izleyicisi olan çocuğu olumsuz etkiler. Öğrenilmiş bir davranış olarak saldırganlığın sosyal içerikli dışavurumlarda egemen davranış olmasına neden olur.

Çocuk öğrenir. Evde, okulda, sokakta öğrenir. Bilgisayar oyunlarından, filmlerden öğrenir. Öğrenme işlemi ömür boyu devam etse de çocuk öğrenmesinin sınırları, kuralları vardır ve bunlar biz yetişkinlerin elindedir. Çocuğa uygun, elverişli, dengeli bir ortam sunmak bunların başındadır. Kavga, şiddet içeren davranışlardan arındırılmış ortam ve imkânlar çocuğun sağlıklı gelişiminde çok önemli yer tutar. Sadece aile, okul, sosyal ortamları değil; televizyon programları, bilgisayar oyunları da şiddetin öğrenilmesinde etkili rol oynar. Özellikle, haklı gerekçelere dayandırılmış şiddet içeren popüler diziler, çocuk şiddetini besleyen önemli kaynaklardır. Başkalarının olduğu dünyaya adım atacak çocuğun, öğrendiği davranışlar aracılığı ile iletişim kurmaya çalışması gayet doğaldır.

Utandırılan çocuk, sırtına ağır bir yük bindirilen çocuktur. Utanç, sosyal içerikli bir duygudur yani sadece başkaları söz konusu olduğunda ortaya çıkar. Bu tehlikeli yükün ağırlığı altında ezilen çocuk, yalnızlığın kollarına düşebilir veya intikam almaya kalkışabilir.

Doğru kişiler tarafından sevildiğini bilen bir çocuğun, ilk kazanımı sağlıklı bir ruhsal yapı olacaktır. Bu, yaşamak, yaratmak ve var olmak için önemli bir güçtür. Yetersiz sevilen ya da sevilmeyen veya aşırı şımartılan bir çocuk; sevebilme, kendini güvenle yansıtabilme, kimliğini geliştirme ve başkaları ile bütünleşebilme yolundaki gücünü oluşturamayabilir.

Şiddet eğilimli insanların aradığı güçtür. Ta çocukluk yıllarında kaybettikleri bir şeydir bu. Öğrendikleri yol ise, gücü severek, yaratarak elde etmek değildir. Yok ederek, bozarak güç elde etmektir.

 Şiddet olgusu; kaynağını dürtmedikçe, sorgulamadıkça yayılma hızını devam ettirecek ve bazen meşruiyet kılığı ile karşımıza çıkacaktır. Kaynağına inmek, yetiştiği ortamları dürtmek, sorgulamak; çocuklarımız ve gelecekleri adına görevimizdir.

DİĞER YAZILARI

  • Çocuk ve okul korkusu
  • ENDİŞELİ ÇOCUKLAR VE OKUL
  • GÖNÜLLÜLÜK KAVRAMI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
  • FARKLI YARADILIŞTA OLMANIN ÇİFT İLİŞKİSİNE ETKİSİ NEDİR?
  • AŞKIN ONURLU SAVAŞI
  • ÖYLESİNE BİR AN İŞTE
  • BİTMEYEN AŞK MÜMKÜN MÜ?
  • ŞİDDET EVİN İÇİNDE BAŞLAR
  • ÇIKMAZDAYIM
  • YENİ DÜNYA KOŞULLARINDA ANNE BABA OLMAK
  • TÜM YAZILARI için tıklayınız

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler