Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanı Şemi Bora, VYK’nın işleyişi hakkında son dönemde ortaya atılan iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Bora, özellikle çok sayıda önergenin bekletildiği, önergeler konusunda yığılma veya tıkanıklık yaşandığı ve bunun üniversitenin işleyişini olumsuz etkilediği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapma gereği duyduğunu ifade etti.
Rektörlük tarafından VYK’nın onayına sunulan önergelerin otomatik olarak toplantı gündemine alınmadığını belirten Bora, önergelerin öncelikle VYK Sekreteryası ve Başkanlığı tarafından incelendiğini kaydetti.
Gerekli görülen durumlarda ek bilgi ve belge talep edildiğini, mevzuata uygun olmayan önergelerin ise Rektörlüğe iade edildiğini belirten Bora, inceleme süreci tamamlanan önergelerin daha sonra toplantı gündemine alınarak karara bağlandığını söyledi.
“21 EYLÜL İTİBARIYLA 54 ÖNERGE İŞLEM SÜRECİNDE”
Bora, 21 Eylül 2026 itibarıyla VYK Sekreteryasında işlem sürecinde 54 önerge bulunduğunu açıkladı.
Bu önergelerin 21’inin 23 Eylül 2026 tarihli VYK toplantısının gündemine alındığını belirten Bora, ayrıca 6 önergenin bir önceki toplantıda üyelerin daha fazla bilgi ve inceleme talebi üzerine ertelenen önergelerden oluştuğunu kaydetti.
Rektörlük tarafından sürekli olarak yeni önergeler sunulması nedeniyle VYK Sekreteryasında her zaman belirli sayıda önerge bulunmasının olağan olduğunu ifade eden Bora, ancak son dönemde önerge sayısının geçmiş dönemlere kıyasla belirgin şekilde arttığını da kabul etti.
“TOPLANTILARIN YAPILAMAMASI ÖNERGE SAYISINI ARTIRDI”
Bora, önerge sayısındaki artışın temel nedenlerinden birinin 29 Temmuz, 12 Ağustos ve 28 Ağustos 2026 tarihlerinde yapılması planlanan VYK toplantılarının toplantı yeter sayısının oluşmaması nedeniyle gerçekleştirilememesi olduğunu belirtti.
Daha önce yaptığı açıklamada da bu toplantılarda yeter sayının oluşmamasının tesadüfi olmadığını ifade ettiğini hatırlatan Bora, bazı üyelerin, mevzuata aykırı olduğunu değerlendirdiği talepleri Başkan olarak kabul etmemesi üzerine toplantı yeter sayısının oluşmasını kasten engellediğini ileri sürdü.
Yaklaşık bir buçuk aylık süre boyunca toplantıların yapılamamasının işlem sürecindeki önerge sayısının artmasına neden olduğunu belirten Bora, yalnızca mevcut önerge sayısından hareketle VYK’nın işleyişinde tıkanıklık bulunduğu izlenimi yaratılmasının, önergelerin tabi olduğu inceleme sürecini ve toplantıların yapılamadığı dönemin etkisini göz ardı edeceğini söyledi.
“19 ÖNERGE SEÇİM YASAKLARI KAPSAMINA GİREBİLECEK NİTELİKTE”
Bora, mevcut önerge sayısının geçmiş dönemlere göre daha fazla olmasının bir diğer nedeninin ise üniversite açısından önemli sonuçlar doğurabilecek konulara ilişkin çok sayıda önergenin son dönemde sunulması olduğunu belirtti.
Bu önergelerin tamamının seçim yasakları kapsamına girebilecek nitelikte olduğunu savunan Bora, söz konusu önergelerin toplam sayısının 19 olduğunu açıkladı.
Bora’nın verdiği bilgiye göre bu önergeler arasında toplam 25 yeni tam zamanlı akademik personel münhal talebini içeren 11 önerge, çok sayıda personelin kadrolaştırılmasını talep eden bir önerge ve çeşitli konularda ihale açılmasını öngören 6 önerge bulunuyor.
Söz konusu ihaleler arasında üniversitenin iki değerli gayrimenkulüne ilişkin ihalelerin yanı sıra üniversite bünyesinde faaliyet gösteren çok sayıdaki kantin, kafeterya ve benzeri işletmeyle ilgili ihale, sözleşme sona erdirme veya sözleşme uzatma taleplerinin de bulunduğunu belirtti.
“MEVCUT TABLO OLAĞANDIŞI”
Bora, ortaya çıkan tablonun kendisine göre son derece olağandışı olduğunu ifade etti.
Geçmiş yıllara bakıldığında benzer bir tabloya rastlanmadığını savunan Bora, Ağustos, Eylül ve Ekim 2024 ile aynı aylarda 2025 yıllarında bu nitelikte tek bir önergenin dahi bulunmadığını belirtti.
Seçimlere üç aydan az, seçim yasaklarının başlamasına ise bir aydan az süre kaldığını belirten Bora, üniversitenin kaynaklarını, kadrolarını ve geleceğini etkileyebilecek nitelikte çok sayıda önergenin yoğun şekilde VYK’nın onayına sunulmasının kendisine göre olağan olmadığını ifade etti.
Bora, bu önergelerin neden özellikle bu dönemde ve yoğun şekilde VYK’nın gündemine getirildiğinin ve sürecin arkasındaki amacın ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini savundu.
“ÖNERGELERİ SEÇİM SONRASINA KADAR GÜNDEME ALMAYACAĞIM”
Seçim yasaklarının başlamasına kısa süre kala Rektör tarafından VYK’ya sunulan bu nitelikteki önergelerin mevcut koşullar altında karara bağlanmasının uygun olmadığını belirten Bora, sürecin seçim sonrasında, daha sağlıklı ve tartışmasız bir ortamda yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Bora, VYK Başkanı olarak mevzuatın kendisine verdiği yetkiye dayanarak söz konusu önergelerin hiçbirini VYK toplantılarının gündemine almadığını ve mevcut koşullar değişmediği sürece almayacağını açıkladı.
“MESELE VYK BAŞKANININ BAĞIMSIZLIĞIDIR”
Bora, VYK’da aylardır kendisine yönelik gerçekleştirilen girişimlerin ve Bakanlar Kurulu tarafından görevden alınması yönünde öneride bulunulmasının ardındaki temel saiklerin, ortaya koyduğu gerçekler ve mevcut koşullar birlikte değerlendirildiğinde daha belirgin hale geldiğini savundu.
Daha önce yaptığı açıklamada yönelttiği, “Temsil ettiğim yönetim anlayışı ve savunduğum değerler, bazı makamları işgal eden kişiler açısından bir tehdit olarak algılanıyorsa, kanaatimce sorulması gereken temel soru şudur: Bu kişiler neyi değiştirmekten, neyin ortaya çıkmasından veya hangi uygulamalarının sorgulanmasından endişe etmektedirler ki VYK Başkanının görevini bağımsız, şeffaf ve mevzuata uygun biçimde yürütmesine tahammül edememektedirler?” sorusunu yineleyen Bora, bugün gelinen noktada bu sorunun daha anlamlı hale geldiğini ifade etti.
Bora, kendisine yönelik girişimlerin yoğunlaştığı dönemde üniversitenin kaynaklarını, kadrolarını, taşınmazlarını ve geleceğini ilgilendiren çok sayıda önergenin aynı anda VYK’nın önüne getirilmesinin kendisi açısından yalnızca bir zamanlama meselesi olmadığını belirtti.
Bora, bunun VYK Başkanının karar süreçlerindeki bağımsızlığının neden bazı çevreler açısından rahatsız edici olduğunun sorgulanmasını zorunlu kıldığını savundu.
“ÖNÜME GELEN HER TALEBİ SORGULAMADAN ONAYLAMAKLA YÜKÜMLÜ DEĞİLİM”
Bora, kendisi açısından meselenin yalnızca hangi önergenin ne zaman gündeme alınacağı olmadığını belirterek, “Mesele, VYK Başkanının görevini gerçekten bağımsız biçimde yapıp yapamayacağıdır” dedi.
Bir başkanın önüne getirilen her talebi sorgulamadan onaylamasının mı beklendiğini, yoksa hukuka, mevzuata ve kurumsal sorumluluğa uygun bulmadığı hususlarda “hayır” diyebilme hakkı ve sorumluluğu bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğini ifade etti.
Görevini yerine getirirken herhangi bir makamın hoşnutluğunu gözetmek, herhangi bir kişinin beklentisini karşılamak veya herhangi bir güç odağının talebi doğrultusunda hareket etmekle yükümlü olmadığını belirten Bora, asli sorumluluğunun üniversiteye, hukuka ve görevinin gerektirdiği kurumsal sorumluluklara karşı olduğunu kaydetti.
“ÜNİVERSİTELER KURUMSAL KURALLAR VE HUKUK ÇERÇEVESİNDE YÖNETİLMELİ”
Bora, kendisine yönelik baskılar artsa da VYK Başkanlığı makamının bağımsızlığından ve görevinin gerektirdiği temel ilkelerden vazgeçmeyeceğini belirtti.
Bir makamı korumak uğruna yanlış olduğunu düşündüğü uygulamalara sessiz kalmayacağını ifade eden Bora, görevini sürdürebilmesinin koşulunun susmak, görmezden gelmek veya önüne getirilen her talebi sorgulamaksızın onaylamak olduğu düşünülüyorsa böyle bir beklentinin karşılanmayacağını söyledi.
“Benim duruşum nettir” diyen Bora, üniversitelerin kişisel iradelerle değil, kurumsal kurallar ve hukuk çerçevesinde; kapalılıkla değil şeffaflıkla; hesap vermekten kaçınarak değil hesap verebilirlik anlayışıyla; baskıyla değil hukuk, liyakat ve kurumsal sorumluluk ilkeleriyle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
“ASIL SORUMLULUĞUM ÜNİVERSİTENİN GELECEĞİNİ KORUMAK”
Makamların geçici olduğunu belirten Bora, bugün görevde olanların yarın görevde olmayabileceğini, ancak bugün alınan kararların üniversite üzerinde yaratacağı etkilerin yıllar boyunca devam edebileceğini ifade etti.
Bora, “Bu nedenle benim asıl sorumluluğum, geçici bir makamı korumak değil; kalıcı bir kurumsal değeri, üniversitenin itibarını ve geleceğini korumaktır” dedi.
Bütün baskılara rağmen görevini aynı anlayış, sorumluluk bilinci ve kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğini belirten Bora, görevinin bir makamı koruma aracı değil, üniversiteye ve hukuka karşı taşıdığı sorumluluğu yerine getirme yükümlülüğü olduğunu ifade etti.