"Yurttaşlık" dağıtımı, arsa ve arazi tahsisleri için hedef tarih adeta... Açıkça ilan edilmemiş bir seçim pazarlığı başlangıcı ya da utanç mevsimi...
Bunların birer "seçim rüşveti" olduğunu bilmeyen var mı?
İçişleri ve İskân dairelerinde yaşanan manzaraya bakınız... Üst üste yığılmış insanlar…
Ellerinde belgeler...
"Kırsal kesim arsası almaya hak kazandınız."
"Müracaat ettiğiniz kırsal kesim arsası değerlendirilmiş olup hak sahibi olduğunuz tespit edilmiştir."
İyi de nerede bu arsalar?
Ne altyapı var ortada ne proje… Ne yol var ne su ne de elektrik.
Ama belge var!
Çünkü seçim var.
***
İnsanlar da bile bile gidiyorlar aslında.
Asıl dert başka...
Bu seçim rüşvetini dağıtanlardan ciddi anlamda hesap sorulmuyor.
Bir bedel ödemiyorlar.
O nedenle de yıllardır aynı çark dönüp duruyor.
Memleketin imkânlarını, kamunun kaynaklarını, yurttaşlık hakkını, arsayı ve istihdamı seçim kazanmanın birer aracına dönüştürüyorlar.
Sonra bir seçim daha geliyor…
Aynı film sil baştan oynatılıyor.
Yine, yeniden ve hep aynı siyasi zihniyetle…
Bu mantık, yurttaşı anayasal hak sahibi bir "özne" olarak değil; dönemsel yardımlara muhtaç, sadakati satın alınabilir bir "nesne" olarak görür.
***
Sigorta emeklilerine ödenek, ikramiye meselelerine bakınız…
Özellikle düşük gelirli emekliler son kuruşuna kadar hak ediyor bu parayı.
Alsınlar!
Ama hesabını da sorsunlar.







