Tiyatro ve Film Sanatçısı Havva Güleş, tiyatrodan sinemaya uzanan sanat yolculuğunu, terapötik tiyatro deneyimini ve Kıbrıs’ın sinema alanındaki potansiyelini anlattı
Kıbrıs, sinema için önemli bir merkez olabilir… Sanatçı Havva Güleş, Kıbrıs’ın doğal güzellikleri, tarihi ve özgün mimari dokusuyla uluslararası yapımlar için önemli bir çekim merkezi olabileceğini belirterek, adayı Malta gibi bir sinema merkezine dönüştürme hedefiyle proje hazırladıklarını açıkladı.
Tiyatro, film ve sanat alanındaki çok yönlü çalışmalarıyla tanınan Tiyatro ve Film Sanatçısı Havva Güleş, KIBRIS TV’nin kültür-sanat programı KOZA’ya konuk oldu. Programı hazırlayıp sunan Aliye Özenci’nin sorularını yanıtlayan Güleş; sahneyle başlayan ve sinemaya uzanan sanat yolculuğunu, farklı karakterler aracılığıyla edindiği deneyimleri ve yurt dışında aldığı eğitimin kariyerine katkılarını anlattı.
Terapötik tiyatronun iyileştirici yönüne ilişkin çalışmalarını da paylaşan Güleş, tiyatronun bireysel gelişimin yanı sıra insanlar arasındaki önyargıların kırılmasında ve toplumsal iletişimin güçlendirilmesinde önemli bir araç olduğunu vurguladı. Kıbrıs’ın sinema alanındaki potansiyeline de dikkat çeken sanatçı, adanın uluslararası bir çekim merkezi haline gelebilmesi için yapılabilecek çalışmalara ilişkin görüşlerini aktardı.

Sahneyle başlayan yolculuk
Sanat yolculuğu Lefkoşa Belediye Tiyatrosu Gençlik Ekibi ile başlayan oyuncu, tiyatroyla tanışmasında lise öğretmeninin önemli bir rolü olduğunu anlattı. Bir tiyatro gösterisinde rol alması için kendisini yönlendiren öğretmeni sayesinde ilk kez sahneye çıkan Güleş, o gün daha önce fark etmediği bir yönünü keşfettiğini söyledi.
“Yetenek mi bilmiyorum ama çok eğlendim” sözleriyle o ilk deneyimini anlatan sanatçı, bunun tiyatronun hayatındaki yerini belirleyen önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Drama çalışmalarının kendisine farklı dünyaları deneyimleme ve kendisini tanıma fırsatı sunduğunu belirten Güleş, zamanla tiyatronun ruh ve beden üzerindeki iyileştirici yönünü de keşfetti. Oyuncunun sahneye çıkmadan önce fiziksel ve ruhsal olarak hazırlanmasının önemine değinirken, yoga, enerji terapi ve kişisel farkındalık gibi çalışmalarla bedenine ve ruhuna özen gösterdiğini de anlattı.
Her rol yeni bir keşif
Canlandırdığı her karakterin kendisi için yeni bir yolculuk olduğunu dile getiren Güleş, her oyun ve metnin farklı bir deneyim sunduğunu söyledi.
Son dönemde ağırlıklı olarak sinema alanında çalışan oyuncu, karşısına çıkan her senaryonun da yeni bir keşif anlamına geldiğini belirtti. Farklı karakterleri canlandırmanın güçlü bir empati duygusu geliştirdiğini ifade eden Güleş, bunun hayata ve insanlara bakışını da değiştirdiğini anlattı.

“Kendimi tekrar etmek istemiyorum”
Tiyatro eğitimine Girne Amerikan Üniversitesinde başlayan Güleş, ardından yüksek lisans eğitimi için İrlanda’ya gitti ve uzun yıllar burada yaşadı.
Küçük bir adadan daha geniş bir dünyaya açılma isteğinin Kıbrıs’ta yaşadığı bir “sancı” ile ortaya çıktığını anlatan sanatçı, bu duygunun kendisini yeni şeyler öğrenmeye ve farklı deneyimlere yönelttiğini söyledi.
“Kendimi tekrar etmek istemiyorum, yarattığım ve ürettiğim şeyleri tekrar etmek istemiyorum.” diyen Güleş, dünyada neler olup bittiğini görmek ve kendisini geliştirmek istediğini ifade etti.
İrlanda’yı tercih etmesinde ülkenin bölünmüş yapısının da etkili olduğunu belirten sanatçı, o dönemi “Sanki bir yumurta kabuğunun içindeyim ve artık onu kırıp bir yerlere gitmem lazım.” sözleriyle anlattı.
Terapötik tiyatro ile tanıştı
İrlanda’daki yüksek lisans eğitimi sırasında eğitmeninin yönlendirmesiyle terapötik tiyatroyla tanışan Güleş, başlangıçta farklı bir konu üzerinde çalışmayı düşündüğünü, ancak eğitmeninin kendisini tanıdıkça bu alana yönelmesini önerdiğini aktardı.
Tiyatronun iyileştirici yönünün kendisini etkilediğini söyleyen sanatçı, terapötik tiyatronun köklerinin çok eski dönemlere dayandığını belirtti. Antik dönemde tiyatroların hastanelerin yakınlarına inşa edildiğine dikkat çekerek bunun tiyatronun iyileştirici yönünün geçmişte de fark edildiğini gösterdiğini ifade etti.
Terapötik tiyatro çalışmalarında beden ve nefes üzerine çeşitli tekniklerden yararlanıldığını anlatan Güleş, uygulamalar sırasında kişilerin daha önce hatırlamadıkları bazı hikâye ve deneyimlerin açığa çıkabildiğini söyledi. 20 kişiyle gerçekleştirdiği uygulamalı çalışmalardan da örnekler paylaşan sanatçı, terapötik tiyatro ve tiyatroyu en sevdiği iki alan olarak tanımladı.

Tiyatro önyargıları kırıyor
İki toplumlu tiyatro çalışmalarının insanlar arasındaki doğrudan iletişimi güçlendirdiğine dikkat çeken Güleş, bu çalışmalara başlangıçta birbirlerine mesafeli yaklaşan kişilerin süreç sonunda önemli değişimler yaşadığını gözlemlediğini anlattı.
“İki toplumlu, birlikte üretilen birçok drama çalışmasına katılıyorum. Oraya girerken kişilerin aslında ne kadar mesafeli girdiklerini, oradan çıkarken ise ne kadar değişerek çıktıklarını gözlemliyorum. Bu, bence toplum için yapılabilecek en önemli ve en kıymetli şeylerden bir tanesi: birbirimize olan önyargılarımızı kırmak. Bağlantı, ilişki ve iletişim… Tiyatro bu anlamda çok güçlü bir araç.” dedi.
Sinema sektöründe farklı alanlarda çalışıyor
Uzun yıllar yurt dışında yaşayan Güleş, bu süreçte sinema sektöründe de önemli deneyimler edindi. Kıbrıs’a dönüşünün ardından çalışmalarını farklı alanlarda sürdüren sanatçı; casting direktörlüğü, oyuncu koçluğu ve birinci yönetmen yardımcılığı gibi çeşitli görevler üstleniyor.
Set ortamının tiyatroya kıyasla çok daha yüksek bir tempoya sahip olduğunu belirten Güleş, freelance çalışmanın farklı projelerde yer almasına ve sürekli yeni şeyler öğrenmesine olanak sağladığını söyledi. Film, belgesel ve kurgu gibi farklı türlerde çalışmalar yürüttüğünü belirterek her projenin kendisine yeni bir deneyim kattığını ifade etti.

“Kıbrıs, sinema için önemli bir merkez olabilir”
Kıbrıs’ın sinema sektöründeki potansiyeline de değinen Güleş, adanın doğal güzellikleri, tarihi yapıları ve kendine özgü dokusuyla önemli bir çekim merkezi olabileceğini vurguladı.
Kıbrıs’ı Malta gibi uluslararası bir çekim merkezi haline getirme hedefinden söz eden sanatçı, bu doğrultuda bir proje hazırladıklarını ve hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Kıbrıs’ın sahip olduğu güzelliklerin, tarihi hikâyelerinin zenginliğinin ve mimari dokusunun dışarıdan gelen yapımcıların dikkatini çektiğini belirten Güleş, ancak Kıbrıslıların da kendi hikâyelerini anlatabilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.
Devletin sanat politikaları geliştirmesinin de sektörün gelişmesinde önemli bir rol oynayacağını sözlerine ekledi.
“Gitmekten ve öğrenmekten korkmayın”
Yurt dışında eğitim almanın kendisine önemli kazanımlar sağladığını belirten Güleş, izleyicilere de gitmekten, öğrenmekten ve yeni deneyimler yaşamaktan korkmamaları çağrısında bulundu.
Yurt dışında edinilen deneyimlerin Kıbrıs’a taşınmasının önemine dikkat çeken sanatçı, tiyatro, sinema ya da hayatın herhangi bir alanına ilgi duyan herkesin bu ilgisinin peşinden gitmesi gerektiğini söyledi.
İnsanın kendisini geliştirmesinin yalnızca bireysel bir kazanım olmadığını belirten Güleş, edinilen deneyimlerin topluma da yansıyabileceğini ifade ederek sanatın iletişim, dayanışma ve toplumsal iyileşme açısından taşıdığı değere dikkat çekti.