Lefkoşa 33°USD48,10EUR56,12GBP65,65GRAM ALTIN7.161,01 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

“Rum tarafıyla işbirliği yapmak çok da kolay bir şey değil”

İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

5 dakika okuma
Paylaş
“Rum tarafıyla işbirliği yapmak çok da kolay bir şey değil”

İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Guterres’in adaya gelişi ve yaptığı açıklamalar Kıbrıs’la ilgili ciddi bir hazırlık olduğu izlenimi yaratmıyor”

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs adasına gerçekleştirdiği ziyareti ve liderlerle görüşmeleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Talat, “Guterres’in görevdeki son günleri geliyor ve görevden ayrılmadan önce bir miras bırakmak istediği söylenmişti. BM her zaman süreçlerin tamamen tıkanması ve ilerleyememesini istemiyor. Bu nedenle de bir hareketlenme ve temasın gereğini yerine getirmeye çalışıyor. Kıbrıs’ta da yapılan buydu. Crans Montana’dan bu yana yaprak kımıldamadı. Genel Sekreter geleceğe bir miras bırakabilirim sairi ile ziyaret yaptı. Ancak gördüğüm kadarıyla çok da hazırlıklı değillerdi. Bir hazırlık yapılsaydı bu taraflarla paylaşılırdı. Bu yapılmadı. Ama Politis gazetesinde bir çözüm planı neredeyse ortaya çıktı. Bir çözüm fikri ve bundan sonraki sürecin nasıl yönetileceği ile ilgili fikirler Holguin’in ziyaretinde konuşulmuştu. Ama bunu plan haline getiren Rum basını oldu ve bunlar bana göre gerçek dışıdır. Guterres’in adaya gelişi ve yaptığı açıklamalar Kıbrıs’la ilgili ciddi bir hazırlık olduğu izlenimi yaratmıyor” ifadelerini kullandı.

“Rum tarafıyla işbirliği yapmak çok da kolay bir şey değil”

Talat, “Rum tarafıyla işbirliği yapmak çok da kolay bir şey değil. Çünkü işbirliği yapıldığında Türk tarafının pozisyonunu yükseltmiş oluruz ve uluslararası alanda görünürlüğünü artırırız düşüncesiyle bundan uzak duruyorlar. Polis teşkilatlarımız arasında dolaylı bir işbirliği var ve kriminal olaylara karşıdır. Ancak onda bile Rum tarafı emekli polisleri komisyona koyuyor. Biz ise emekli olmayan kişileri koyuyoruz. Ancak dolaylı olarak bizi muhatap alıyorlar. Elektrikte enterkonnekte bağlantımız var ancak bunu göstermemeye çalışıyorlar. Parasını Ticaret Odası üzerinden alıyorlar ama telsizle bizim mühendislerimizle konuşuyorlar. Rum tarafı işbirliğinden her zaman kaçındı” dedi.

“BM çerçevesinde bütünlüklü bir çözüme gitmek bugünün koşullarında oldukça zorlaşmıştır”

Talat, “Öyle görünüyor ki BM çerçevesinde bütünlüklü bir çözüme gitmek bugünün koşullarında oldukça zorlaşmıştır. Annan planını Rum halkı reddetti. Rum halkının reddetmeyeceği bir çözüm nasıl bulunur, aktörler bunu düşünüyor. O nedenle adım adım bir çözüm düşünülüyor. Artık yeni dengelerin dikkate alınacağı bazı adımların atılabileceğini düşünüyorum. Ancak burada da Türk tarafının olması mümkün olmayan bazı öneriler ortaya atıp, süreci çıkmaza sokan taraf olarak görülmemesi en temel politikalarımızdan biri olmalıdır. Maceraya gerek yok. Biz olabileceklerin peşinde koşmalıyız. Crans Montana’da masayı deviren Rum tarafıydı. Biz bu gerçeği dünyaya anlatamadık, kendi içimizde kavgaya tutuştuk. Türk tarafının doğru politikalarla uluslararası topluma doğru mesajlar vermesi lazımdır. Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin çözüm istediğini ortaya koyması gerekir. Annan Planı ve Crans Montana dönemindeki Türk tarafının tavrı unutuldu. Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının politikalarını dünyaya anlatması ve çözüm istediğini ortaya koyması lazım” ifadelerini kullandı.

“Bizim şuanda iki bacaklı bir politikamız var”

Talat, “Türkiye iki devletli çözüm istiyoruz diyor. Ancak bu olmaz. Bütün dünya tanısa Rum tarafı bunu tanımaz. Bizim tarafın politikası da Türkiye ile işbirliği içinde bu süreci yürütebiliriz gerçeğini dikkate alarak, Türkiye ile uyumu sağlamaya çalışan bir politika güdülüyor. Bu da çözüme yol açamıyor ve çözüme doğru adım atılmasını engelliyor. Bizim şuanda iki bacaklı bir politikamız var. Birisi dolaylı olarak çözüm istemeyen bir politika olan iki devletli çözümdür, diğeri de Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye ile uyum sağlayarak ilerleme gerçeğinden hareket ederek eşref saatini kollayan bir politika güdüyor” değerlendirmelerinde bulundu.

Mülkiyet konusunda yaşanan gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunan Talat, “Rum liderliği Alman vatandaşı kadının yargılanmadan 2 yıldır hapiste tutulması nedeniyle baltayı taşa vurdu. Avrupalı bir devlet hiç yargılama yapmadan bir insanı tutuklayamaz. Esas olan tutuksuz yargılamadır. Hapishanede tutması için ağır bir suç ve kaçma şüphesi olması ile mümkündür. Bu suç ağır bir suç değildir ve hala daha hapiste tutuyor ve o kişiyi yargılamadan cezalandırıyor. Eğer Bild gazetesinde çıkan haber doğruysa, bu konu Almanya’nın tepkisini çekmiş. Bu konu Rum tarafının başını ağrıtacağa benziyor. Konu AİHM’e kadar taşınacaktır. AİHM’in Taşınmaz Mal Komisyonu’nu resmi iç hukuk yolu görmesi sebebiyle Rum tarafının başını ağrıtacaktır bu dava. İlk defa Bir Kıbrıslı Türk’ün açacağı bir dava değil, AB’nin en güçlü ülkesinin bir vatandaşının açacağı bir davadır. Bunun önemli olacağını düşünüyorum. Rum tarafı mülkiyet yoluyla Kıbrıs Türk tarafını baskı altına almaya çalıştı. Ancak biz tedbirimizi aldık ve 2004 referandumunun hemen ardından TMK’yı kurduk ve yasasını yaptık. AİHM’de bu komisyonu uygun bir mekanizma gördü ve tescil etti. O noktadan sonra bu komisyonu çok aktif hale getirmemiz lazımdı. Bu mekanizmayı daha aktif hale getirerek, TMK yoluyla Güney’de davalık olan mülkiyet konularını çözebilseydik, bugün bu noktada olmazdık. TMK’nın aktif olarak çalıştığını bütün dünyaya göstermemiz gerekir ki, Rum tarafının yaptığı tutuklamalar mesnetsiz kalsın. Bu kaynağı yaratmazsak, sadece çözüm yolu TMK dersek bir sonuç elde edemeyeceğiz” diye konuştu.

“Bir Kıbrıslı Türkü Rum tarafı tutuklayıp yargılayarak sen bu malı kullandın, sattın diyerek ceza veremez”

Kıbrıslı Türk bir vatandaşın eşdeğer koçanlı bir mal üzerine Güney Kıbrıs’ta ifadeye çağırılması hakkında değerlendirmelerde bulunan Talat, “O kişi ile konuştum. Onu şahit olarak çağırdılar. O konudan bir şey çıkmaz. Bir Kıbrıslı Türkü Rum tarafı tutuklayıp yargılayarak sen bu malı kullandın, sattın diyerek ceza veremez. Çünkü Kıbrıslı Türk, Güney’den Kuzey’e göç etti ve o malları Kıbrıslı Türkler kullanmak zorundadır. Rumların iddialar bu mallar alınıp satılıyor ve yağmalanıyor. Ama bir Kıbrıslı Türk Güney’de eşdeğer bir mal bırakmışsa, tabi ki de Kuzey’deki bir maldan kazanç elde etmek zorundadır. Biz koçan verdik, Güney’de hava parasına satıyorlar ve devrediyorlar. Kıbrıslı Rum 74’te aldığı malı ömür boyu kullanıp hiçbir şey değiştirmedi demek yanlıştır. Bu malları kullanmadan ekonomini büyütemezsin. Onların hedefi de Kıbrıs Türk ekonomisinin büyümemesidir. Çünkü eğer Kıbrıslı Türkler zenginleşirse çözüm istemeyecek diyorlar, sanki kendileri istiyormuş gibi. Bunu kapılar kapalıyken de söylüyorlardı. Kıbrıslı Türklerin naçar olmadıkları da görüldü tüm dünya tarafından. Dolayısıyla Kıbrıslı Türklerin ekonomik olarak kalkınması ve gelişmesi engellenmeye çalışılıyor. Tur operatörlerini bile tehdit ediyorlar Kuzey’e turist getirmesinler diye” ifadelerini kullandı.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler