Unuttunuz mu?
Üstel, yüzde 8 oyla “Baş” olmuştu.
Faiz Bey, yüzde 67 oyla olamazken!
En dipteki başa gelmişti, baştaki dibi görmüş de dert etmemişti.
Yine bu partinin kurultayıydı o zaman, başkasının değil…
Tam da buydu aslında hayatlarımızın kırılma noktası…
Dut yemiş bülbül gibi izledi çoğunluk…
Velhasıl, hiç “mucize” değil, bir hafta sonra Fırtına’yı “parti başkanı” da yaparlarsa...
Yeter ki bir “el” gelsin, dokunsun…
Asıl mesele burada işte…
O kabullenişte…
İradesizlikte…
Demokrasiye dair yoksunlukta…
“Beni sokmayan yılan bin yaşasın” kafasında…
“Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışında…
“Etliye sütlüye karışmama” alışkanlığında…
***
Binlerce oyu “elektronik” saymanın da bu anlayış değişmedikçe bir sonucu yok, gördüğünüz gibi…
Çünkü bu cenahta demokrasi henüz oralara gelememiş. Çünkü geçmişin alışkanlıkları hep bir dümene, hep bir tezgâha, hep bir sahteliğe örülmüş…
Üye yapısı da öyle kurulmuş zaten…
Kendi yavrularını yiyor şimdi kedi, her defasında fareye benzeterek…
Ülkenin içine “sıçan” da bu!
***
“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” diye hep ezberimde duran bir söz var…






