BAŞARI KRİZİ YÖNETMEKTİR… Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasının ardından yürütülen arama-kurtarma çalışmalarından siyasi sorumluluğa, kriz dönemlerinde siyasetin kullanması gereken dilden, hükümette yaşanan gelişmelere kadar birçok başlığı değerlendiren Tokel, “Başarı, krizi büyütmek değil, krizi yönetmektir” dedi.
Taha Can GÜRLEK
Siyasal iletişim uzmanı Özdemir Tokel, KIBRIS TV’de Eda Alisinanoğlu’nun sunduğu programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tokel, toplumda büyük infiale yol açan gemi faciasıyla ilgili olarak “Kayıpların bulunması devletin en büyük önceliğidir” dedi.
Programda ağırlıklı olarak Girne açıklarında meydana gelen deniz faciası ve sonrasında yaşanan gelişmeler ele alındı. Tokel, facianın toplumun tüm kesimlerinde, herhangi bir görüş veya ideoloji farkı gözetmeksizin büyük bir infial yarattığını söyledi.
Tokel, yaşanan olayın Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar karşı karşıya kaldığı en büyük denizcilik felaketlerinden biri olduğunu belirterek, “Her insanın yüreğinde bir burkulma yarattı” ifadelerini kullandı.
“Devletin varlığını hissetmek isterler”
Kriz dönemlerinde vatandaşların devletten temel beklentisinin devletin varlığını ve gücünü yanında hissetmek olduğunu belirten Tokel, bunun birkaç temel başlıkta ele alınması gerektiğini söyledi.
Tokel, “İnsanlar buna benzer felaketlerde bir kere devletin varlığını hissetmeyi isterler. Devletin varlığını hissettikten sonra o devletin bütün gücüyle kendi yanlarında olduğunu hissetmek isterler. Bu, bir vatandaşın devletinden en temel beklentisidir” dedi.
Bunun yanında devletin dünyada kullanılan teknolojileri devreye sokarak mücadele etmesini, bütün imkanlarını seferber etmesini ve kayıpların bulunması için gerekli çalışmaların yürütülmesini beklediğini ifade eden Tokel, üçüncü temel beklentinin ise sorumluların adalet önünde hesap vermesi olduğunu belirtti.
Tokel, bu sürece bir boyut daha eklenmesi gerektiğini vurgulayarak, yaşanan felaketlerden ders çıkarılması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli adımların atılmasının devletin görevleri arasında olduğunu söyledi.
“Devlet, kayıp yakınlarının yanında duruyor”
Arama-kurtarma çalışmalarının önemine dikkat çeken Tokel, kayıp yakınlarının da devlet tarafından yalnız bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Tokel, “Devlet, kayıp yakınlarının yanında duruyor. Devlet, kazadan sağ olarak kurtulan insanların yanında durmuştur, onların ulaşımlarını sağlamıştır, ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmiştir” ifadelerini kullandı.
Arama-kurtarma çalışmalarının gün geçtikçe zorlaştığına da işaret eden Tokel, denizin derinliklerinde yürütülecek çalışmalar için mevcut teknik imkanlara ek olarak yeni yöntemlerin ve uzman kuruluşların devreye alınmasının önem taşıdığını söyledi.
Tokel, derin sularda arama-kurtarma konusunda uzman şirketlerle görüşmeler yürütüldüğünü, bu çalışmalar kapsamında geminin durumu ve olası kurtarma yöntemleri konusunda raporlamalar yapıldığını aktardı.
“Sorumlular varsa mutlaka bedel ödeyecek”
Facianın ardından yürütülen soruşturmanın önemine de değinen Tokel, sorumlulukların teknik, bürokratik ve siyasi olmak üzere farklı boyutlarda ele alınabileceğini söyledi.
“Ortada bir felaket var. Bu felakette mutlaka bir sorumlu vardır, mutlaka bir sorun vardır” diyen Tokel, ancak soruşturma tamamlanmadan herhangi bir kişiyi suçlu ilan etmenin doğru olmayacağını ifade etti.
Tokel, “İşin teknik, gemi kısmında sorumlular varsa mutlaka cezalarını çekeceklerdir. İşin siyasi bir sorumluluğu da varsa mutlaka siyasetçiler de bunun bedelini ödeyecektir. Bundan kurtuluş yoktur” dedi.
Kazanın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayan Tokel, geminin ne zaman ve nasıl su almaya başladığı, kazanın nasıl meydana geldiği ve kaza-kırım ekiplerinin hazırlayacağı raporların belirleyici olacağını söyledi.
“Görevden almalar soruşturmanın önünü açan bir tedbir”
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın görevden alınması ve bakanlık bünyesinde yaşanan diğer görevden almaları da değerlendiren Tokel, bu tür adımların, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi açısından bir ön tedbir olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.
Tokel, “Bu noktada görevden alınan herhangi birinin suçlu ilan edildiği yok. Bu bir ön tedbir olarak düşünülmelidir” ifadelerini kullandı.
Görevde bulunan kişilerin soruşturma sürecinde belge ve bulgular üzerinde etkili olabilecekleri yönünde toplumda şüphe oluşabileceğini belirten Tokel, görevden uzaklaştırmanın soruşturmanın herhangi bir etkiden uzak şekilde yürütülmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.
“Toplumun bu noktada ihtiyaç duyduğu şey, hiçbir şüpheye olanak tanımadan süreçlerin doğru işletildiğini ve adaletin tecellisinin devlet tarafından da arzu edildiğini ortaya koyan samimi bir duruştur” diyen Tokel, suçluluk veya ceza boyutunun ise soruşturma ve mahkeme süreçlerinin ardından ortaya çıkacağını belirtti.






