Lefkoşa 30°USD48,46EUR56,36GBP65,66GRAM ALTIN6.861,98 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Özdemir Tokel: Kayıpların bulunması devletin en büyük önceliği

Siyasal iletişim uzmanı Özdemir Tokel, KIBRIS TV’de Eda Alisinanoğlu’nun konuğu oldu. Tokel, toplumda büyük infiale yol...

5 dakika okumaHaber: Öykü Kendir
Paylaş
Özdemir Tokel: Kayıpların bulunması devletin en büyük önceliği

BAŞARI KRİZİ YÖNETMEKTİR… Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasının ardından yürütülen arama-kurtarma çalışmalarından siyasi sorumluluğa, kriz dönemlerinde siyasetin kullanması gereken dilden, hükümette yaşanan gelişmelere kadar birçok başlığı değerlendiren Tokel, “Başarı, krizi büyütmek değil, krizi yönetmektir” dedi.

Taha Can GÜRLEK

Siyasal iletişim uzmanı Özdemir Tokel, KIBRIS TV’de Eda Alisinanoğlu’nun sunduğu programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tokel, toplumda büyük infiale yol açan gemi faciasıyla ilgili olarak “Kayıpların bulunması devletin en büyük önceliğidir” dedi.

Programda ağırlıklı olarak Girne açıklarında meydana gelen deniz faciası ve sonrasında yaşanan gelişmeler ele alındı. Tokel, facianın toplumun tüm kesimlerinde, herhangi bir görüş veya ideoloji farkı gözetmeksizin büyük bir infial yarattığını söyledi.

Tokel, yaşanan olayın Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar karşı karşıya kaldığı en büyük denizcilik felaketlerinden biri olduğunu belirterek, “Her insanın yüreğinde bir burkulma yarattı” ifadelerini kullandı.

“Devletin varlığını hissetmek isterler”

Kriz dönemlerinde vatandaşların devletten temel beklentisinin devletin varlığını ve gücünü yanında hissetmek olduğunu belirten Tokel, bunun birkaç temel başlıkta ele alınması gerektiğini söyledi.

Tokel, “İnsanlar buna benzer felaketlerde bir kere devletin varlığını hissetmeyi isterler. Devletin varlığını hissettikten sonra o devletin bütün gücüyle kendi yanlarında olduğunu hissetmek isterler. Bu, bir vatandaşın devletinden en temel beklentisidir” dedi.

Bunun yanında devletin dünyada kullanılan teknolojileri devreye sokarak mücadele etmesini, bütün imkanlarını seferber etmesini ve kayıpların bulunması için gerekli çalışmaların yürütülmesini beklediğini ifade eden Tokel, üçüncü temel beklentinin ise sorumluların adalet önünde hesap vermesi olduğunu belirtti.

Tokel, bu sürece bir boyut daha eklenmesi gerektiğini vurgulayarak, yaşanan felaketlerden ders çıkarılması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli adımların atılmasının devletin görevleri arasında olduğunu söyledi.

“Devlet, kayıp yakınlarının yanında duruyor”

Arama-kurtarma çalışmalarının önemine dikkat çeken Tokel, kayıp yakınlarının da devlet tarafından yalnız bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Tokel, “Devlet, kayıp yakınlarının yanında duruyor. Devlet, kazadan sağ olarak kurtulan insanların yanında durmuştur, onların ulaşımlarını sağlamıştır, ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmiştir” ifadelerini kullandı.

Arama-kurtarma çalışmalarının gün geçtikçe zorlaştığına da işaret eden Tokel, denizin derinliklerinde yürütülecek çalışmalar için mevcut teknik imkanlara ek olarak yeni yöntemlerin ve uzman kuruluşların devreye alınmasının önem taşıdığını söyledi.

Tokel, derin sularda arama-kurtarma konusunda uzman şirketlerle görüşmeler yürütüldüğünü, bu çalışmalar kapsamında geminin durumu ve olası kurtarma yöntemleri konusunda raporlamalar yapıldığını aktardı.

“Sorumlular varsa mutlaka bedel ödeyecek”

Facianın ardından yürütülen soruşturmanın önemine de değinen Tokel, sorumlulukların teknik, bürokratik ve siyasi olmak üzere farklı boyutlarda ele alınabileceğini söyledi.

“Ortada bir felaket var. Bu felakette mutlaka bir sorumlu vardır, mutlaka bir sorun vardır” diyen Tokel, ancak soruşturma tamamlanmadan herhangi bir kişiyi suçlu ilan etmenin doğru olmayacağını ifade etti.

Tokel, “İşin teknik, gemi kısmında sorumlular varsa mutlaka cezalarını çekeceklerdir. İşin siyasi bir sorumluluğu da varsa mutlaka siyasetçiler de bunun bedelini ödeyecektir. Bundan kurtuluş yoktur” dedi.

Kazanın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayan Tokel, geminin ne zaman ve nasıl su almaya başladığı, kazanın nasıl meydana geldiği ve kaza-kırım ekiplerinin hazırlayacağı raporların belirleyici olacağını söyledi.

“Görevden almalar soruşturmanın önünü açan bir tedbir”

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın görevden alınması ve bakanlık bünyesinde yaşanan diğer görevden almaları da değerlendiren Tokel, bu tür adımların, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi açısından bir ön tedbir olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.

Tokel, “Bu noktada görevden alınan herhangi birinin suçlu ilan edildiği yok. Bu bir ön tedbir olarak düşünülmelidir” ifadelerini kullandı.

Görevde bulunan kişilerin soruşturma sürecinde belge ve bulgular üzerinde etkili olabilecekleri yönünde toplumda şüphe oluşabileceğini belirten Tokel, görevden uzaklaştırmanın soruşturmanın herhangi bir etkiden uzak şekilde yürütülmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

“Toplumun bu noktada ihtiyaç duyduğu şey, hiçbir şüpheye olanak tanımadan süreçlerin doğru işletildiğini ve adaletin tecellisinin devlet tarafından da arzu edildiğini ortaya koyan samimi bir duruştur” diyen Tokel, suçluluk veya ceza boyutunun ise soruşturma ve mahkeme süreçlerinin ardından ortaya çıkacağını belirtti.

“Siyasetin dili son derece önemli”

Facianın ardından siyasetin kullanması gereken dile de değinen Tokel, kriz dönemlerinde siyasi aktörlerin sorumlu davranması gerektiğini kaydetti.

Tokel, “Siyasetin dili, böylesi kriz dönemlerinde son derece önemlidir” dedi.

Bazı kesimlerin krizlerden siyasi çıkar sağlamaya çalışabileceğini ifade eden Tokel, “Birileri bu işten çıkar sağlamaya çalışıyor, birileri bu işten siyasi bir menfaat elde etmeye çalışıyor, birileri bu işte popülizm yapıyor” anlayışından uzak durulması gerektiğini söyledi.

Tokel, siyasal iletişimin temel unsurlarından birinin de krizleri büyütmek yerine yönetmek olduğunu belirterek, “Tecrübeyle sabittir, dünyada yaşanan bütün krizlerle alakalı her zaman şu bilinmelidir ki başarı, krizi büyütmek değil, krizi yönetmektir” ifadelerini kullandı.

Sıradan vatandaşın sürekli kriz ortamında yaşamak istemediğini belirten Tokel, toplumun önceliğinin krizin bir an önce sona ermesi olduğunu söyledi.

“Kriz yönetimi siyasi açıdan da avantaj sağlar”

Tokel, krizlerin siyasi kazanç elde etmek amacıyla kullanılmasının toplumda karşılık bulmayacağını ifade etti.

“Kriz yönetildiği zaman siyaseten avantajlar krizin büyütülmesinden değil, krizin yönetilmesinden gelir” diyen Tokel, kriz dönemlerinde iktidar ve muhalefetin ortak akılla hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının geçmişte pandemi ve deprem gibi önemli krizlerle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Tokel, bu dönemlerde ortak mücadele ve sağduyunun öne çıktığını söyledi.

Tokel, “Ülkesine, halkına, geleceğine katkı yapmak isteyen her bir yurttaş, bu krizin ortadan kaldırılması için ortak akılla hareket etmeli, dili doğru seçmeli; ayrıştırıcı bir dil yerine bütünleştirici, bozucu bir dil yerine yapıcı, krizi büyüten değil krizi yöneten bir anlayışla hareket etmeli” dedi.

Arıklı’nın hükümetten çekilme kararı

Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın hükümetten çekildiğini açıklamasının hükümet krizine dönüşüp dönüşmeyeceğine ilişkin soruyu da yanıtlayan Tokel, mevcut durumun doğrudan hükümetin düşmesi anlamına gelmediğini söyledi.

Tokel, hükümetin düşmesi için Meclis’teki sandalye dengelerinin önem taşıdığını belirterek, koalisyon protokollerinin siyasi partiler açısından bağlayıcı olduğunu ancak anayasal bir bağlayıcılık taşımadığını ifade etti.

Önümüzdeki günlerde Meclis’te yapılacak toplantıların siyasi tablo açısından önemli olacağını belirten Tokel, özellikle seçim tarihi ve bazı yasal düzenlemelerle ilgili gelişmelerin siyasi partilerin gerçek tutumlarını ortaya koyacağını söyledi.

“Toplum henüz seçim moduna girmiş değil”

Yaklaşan seçimlerin yaşanan facianın ardından nasıl etkilenebileceği konusunda da değerlendirmede bulunan Tokel, bunun siyasi partilerin süreci nasıl yöneteceğine bağlı olduğunu söyledi.

Tokel, “Bu yaşanan olaylar, iyi yönde de etkileyebilir, kötü yönde de etkileyebilir. Bu sizin bu sınavı nasıl vereceğinize bağlıdır” dedi.

Toplumun henüz seçim atmosferine girmediğini ifade eden Tokel, seçim süreci yaklaştıkça yaşanan gelişmelerin seçmen üzerindeki etkisinin daha net görülebileceğini belirtti.

“Devlet her zaman bize lazım”

Programın sonunda Kıbrıs Türk halkına mesaj veren Tokel, yaşanan acıların toplumun birlik ve beraberliğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk halkının zor zamanlarda birlikte mücadele etme geleneğine sahip olduğunu belirten Tokel, sorumluların ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması yönündeki taleplerin haklı ve insani olduğunu ifade etti.

Ancak sosyal medyada kullanılan dile dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Tokel, “Devlet her zaman ve her yerde, iktidarda kim olursa olsun bize lazım” dedi.

Tokel, devletin kurumsal yapısı ile o devleti yöneten kişilerin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, “Devletin kurumsal yapısına saldırmaktan öte, varsa sorumluların ortaya çıkarılması noktasında bir çaba ortaya konması lazım” ifadelerini kullandı.

Adalet arayışının sürdürülmesi gerektiğini ancak bunun devletin kurumsal yapısını hedef alan bir söyleme dönüşmemesi gerektiğini kaydeden Tokel, “Elbette insan hayatı en öncelikli ama bu kuruma da ihtiyacımız var” dedi.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler