Eğitimde artık duvara tosladığımızın, hemen her şeyin tel tel döküldüğünün farkındayız değil mi?
En önemlisi eğitimdeki bu çöküşün, tüm toplumu etkilediğinin fakındayız değil mi?
Çünkü sorun artık yalnızca yapılanlar ya da yapılmayanlar değildir.
- Sorun zihinseldir.
- Sorun yönetseldir.
- Sorun siyasal kültürle ilgilidir.
- Sorun değişim iradesiyle ilgilidir.
Ve tam da bu nedenle bizim eğitimde yeni bir düzenlemeye değil, reform nitelikli bir dönüşüme ihtiyacımız vardır.
Eğitimdeki gerçek dönüşüm önce zihinlerde başlamalıdır.
- Çocuğa bakışımız değişmeden eğitim değişmez: Çocuğu “sınava hazırlanan öğrenci” olmaktan çıkarıp öğrenen, düşünen, sorgulayan, üreten ve yaşam kuran bir birey olarak görmeliyiz.
- Öğretmene bakışımız değişmeden okul değişmez: Öğretmeni düşman olarak gören bir anlayış eğitimde doğru iş yapamaz. Onu yalnızca sınıfa giren bir memur olmaktan çıkarıp eğitim sisteminin en önemli entelektüel profesyonellerden biri olarak görmeliyiz.
- Eğitim bilimine bakışımız değişmeden öğrenme değişmez: Okulu yalnızca ders yapılan bina olmaktan çıkarıp yaşamın, kültürün, bilimin, sanatın, sporun ve demokratik deneyimin merkezi haline getirmeliyiz.
- Eğitim yönetimine bakışımız değişmeden sistem değişmez.
- Siyasetin eğitime müdahale biçimi değişmeden eğitim politikası değişmez.
Bu nedenle açıkça söylemek gerekir: Bizim zihinsel bir dönüşüme ihtiyacımız var.
Eğitim yönetiminde kararların nasıl alındığını sorgulamak zorundayız.
- Kim karar veriyor?
- Neye göre karar veriyor?
- Hangi veriye dayanıyor?
- Hangi bilimsel araştırmayı dikkate alıyor?
- Kimlerden görüş alıyor?
- Kararın sonuçlarını kim ölçüyor?
- Yanlış karar verildiğinde kim sorumluluk üstleniyor?
Bu soruların cevabı, eğitim sistemimizin niteliğini doğrudan belirleyen esaslardır. Çünkü eğitim politikası, kişisel kanaatlerle, günü kurtarma refleksiyle veya siyasi hesaplarla yönetilemez.
Eğitimi Siyasetin Kısa Vadeli Hesaplarından Kurtarmalıyız.
Eğitimde dönüşüm yapmanın en büyük düşmanlarından biri, kısa vadeli siyasi hesaplarla uzun vadeli toplumsal ihtiyaçların birbirine karıştırılmasıdır.
Bir okulun açılması elbette önemlidir. Bir öğretmenin atanması, bir binanın yenilenmesi elbette önemlidir. Ancak toplumsal eğitim politikası bunların toplamından ibaret olmamalıdır.
Esas olan; “Biz nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz?”, “Nasıl bir toplum istiyoruz?, “Nasıl bir yurttaşlık anlayışı istiyoruz?”, “Çocuklarımızı geleceğin hangi dünyasına hazırlıyoruz?” istiyoruz sorularına verilen yanıtlardır.







