Genel seçimlere yönelik anket ve saha verilerini değerlendiren Şenkul, CTP’nin tabanının 24 vekil olduğunu ve 26 ve üzeri milletvekili çıkarmayı hedeflediklerini belirterek, bu hedefin bir kibir değil, 1-2 vekilli partilerin hükümet programını kilitlemesini önleyecek istikrarlı bir yönetim anlayışı için şart olduğunu vurguladı.
Meclis gündemindeki Seçim Yasası değişikliğine sert tepki gösteren Şenkul, seçime ramak kala yerel yönetimlerle istişare edilmeden Belediye Meclisleri için karma oyun kaldırılmak istenmesini "parti içi bir hesaplaşma" ve yerel demokrasiye açık bir darbe olarak niteledi.
Ülkedeki güvenlik krizine değinen Şenkul, 1.500 polis açığı varken hükümetin denetimi artırmak yerine silah ruhsatı dağıtmasını "barut fıçısına ateşle yaklaşmak" olarak tanımlarken; ada yarısındaki nüfusun 800-900 bin bandına ulaştığı bir ortamda nüfusunu bilmeyen bir devletin kamusal hizmet için plan yapamayacağını, otoritesinin sıfırlandığını kaydetti.
Ekonomik tablodaki plansızlığın ve bütçe açıklarının faturasının resen vergilerle küçük esnafa kesildiğini ifade eden Şenkul; Girne’deki yerel yönetim çalışmalarında ise hedeflerin ilerisinde olduklarını, Kıbrıs’ın kuzeyinde ilk kez bir belediyenin çift şeritli çevre yolu inşasına başladığını ve verdikleri söz doğrultusunda 2030 yılında görevi devredeceklerini söyledi.
“2030’da bırakacağız, hedeflerimizin ilerisindeyiz”
SORU: Dört yıllık görev sürenizin sonuna yaklaştık ve önümüzde bir seçim var. Sıradan bir Girneli, bir yurttaş gözüyle bakacak olursanız Murat Şenkul’un bu dört yılını nasıl değerlendirirsiniz? Ne yaptı bu yönetim, Girne’de ne değişti?
MURAT ŞENKUL: Ben söylersem çok doğru olmaz, yurttaşlardan bize gelen geri bildirimleri aktarayım: Halk sahada ciddi bir efor sarf edildiğinin ve fiziksel değişimlerin farkında. Bunun yanında kentin imajında ve görünmeyen sosyal hayatında da ciddi bir iyileşme var. Eskiden Girne merkezinde daha az vakit geçiren insanlar artık hem şehir içinden hem dışından gelip burada daha fazla zaman harcıyor. Örneğin deniz konusu… Eskiden Girne denizlerinin çok kirli olduğuna dair yerleşik bir algı vardı. Kervansaray, Antik Liman ve Karaoğlanoğlu gibi belediye plajlarında düzenli yaptığımız tahliller, paylaştığımız şeffaf veriler ve vatandaşın bizzat sahilde gördüğü temizlikle bu konuda ciddi bir güven sağladık. Belediyeyle vatandaş arasında sempatinin, teveccühün ve güvenin arttığı bir dönemi geride bırakıyoruz. Temennimiz, ikinci dönemin sonunda görevi devrederken de aynı huzuru yaşamak. Biliyorsunuz, ben iki dönem sözüyle geldim; 2030’da bu işi tamamlayıp devredeceğiz. Performans ve hız anlamında koyduğumuz hedeflerin ilerisindeyiz; hatta ikinci döneme bıraktığımız birçok projeyi bu ilk dönemde tamamladık. Tabii bu durum yeni hedefler doğurdu. Görevi bırakırken de sokaktaki yurttaşın takdirini, sevgisini ve manevi tatminini koruyarak ayrılmak en büyük hedefimizdir.
Şenkul yönetiminin önümüzdeki yıl için projeleri neler?
SORU: Antik Liman düzenlemesi, Eski Belediye Binası çevresi, yeni yürüyüş yolları, Beylerbeyi bölgesi gibi dört yıla sığdırılan pek çok imza proje oldu. Sizin için en kritik olanlar hangileriydi? Önümüzdeki dönem için masada hangi projeler var?
MURAT ŞENKUL: En hayati konu deniz temizliği ve kanalizasyon altyapısıydı. Bu işi üç ayaklı kurguladık: Hatların düzenli temizlenerek taşmaların önlenmesi, pompa istasyonlarının rehabilite edilip arıza anında kıyıya ve sığ suya yapılan deşarjın tamamen kesilmesi (çünkü asıl kirlilik kaynağı sığ deşarjlardı), mevcut yetersiz biyolojik arıtma tesisinin kapasitesinin artırılarak derin deşarja giden suyun da tamamen arıtılmış hale getirilmesi. İlk iki etabı tamamladık. Üçüncü etap ihalesi muhtemelen seçim yasaklarına denk gelecek; seçimden hemen sonra ihaleye çıkacağız. Girne’nin varoluş sebebi denizdir; denize girilemeyen bir Girne düşünülemez. Ulaşımda ise KKTC tarihinde ilk kez bir yerel yönetim kendi sınırları içinde çift şeritli çevre yolu inşasına başladı. Dr. Fazıl Küçük Caddesi ile Ozanköy ışıklarını (Erdener Market - Çatalköy yönü) bağlayacak hattın ilk etabını yaptık. İkinci etap aslında Karayolları Dairesi projesidir; önümüzdeki dönem merkezi hükümetle istimlak sorunlarını çözerek bunu tamamlayacağız. Uzun vadede ise kentin doğusu ile batısını birbirine bağlayacak metrobüs ya da hafif raylı sistem metodolojisi üzerinde çalışıyoruz. Bunun yanında ikinci dönemde kurumsallaşmaya büyük önem vereceğiz. Kıbrıs'taki belediyelerde her sorunun bizzat başkan tarafından çözülmesi gibi aşırı bir başkanlık ağırlığı var; bu durum başkana da, personele de, vatandaşa da haksızlıktır. Hızın önündeki engeli kaldırıp Avrupa standartlarında kurumsal bir yapı kuracağız. Sosyal belediyecilikte kreş sözümüz var; biri Doğuda, biri Batıda, biri Merkezde olmak üzere üç kreşi hayata geçireceğiz. Kültür Merkezimizi tamamlayıp spora desteği artıracağız; gençlerin ve halkın sadece izleyici değil, doğrudan sanatın içinde olduğu bir yapı kuracağız. Hedefimiz "Murat yaptı, geldi başkası bozdu" anlayışını bitirmektir. Antik bölgelerin karekodlu dijital sistemlerle turistlere hizmet verdiği, organize, modern ama geçmişine saygılı bir Girne yaratmak zorundayız. Tabii bunun için kentin araç ve nüfus artışının da duraklaması, hazmedilebilir sınırlara çekilmesi gerekiyor. Yoksa bugün 150 bin kişiye göre yaptığımız altyapı 4 yıl sonra 200 bin olursa başa sararız.

“Nüfusunu bilmeyen devletin otoritesi dakika bir gol yer”
SORU: Dört yıl önce göreve gelir gelmez Girne’nin girişindeki 33.200 yazan nüfus tabelasını söktünüz. O günden bu yana nüfus tartışmasının odağındasınız. Son açıklamalarınız hükümet kanadında da tepki çekti. Girne’nin ve ülkenin gerçek nüfusu sizce nedir?
MURAT ŞENKUL: O tabelayı sökmeseydim de ne yapsaydım? Başına bir "1" koyup 133 bin yazsaydım sahtecilik olurdu. Gerçek sayısını bilmediğiniz bir şeyi kentin girişine asıp resmi veri gibi sunamazsınız; kaldırıp farkındalık yaratmak zorundaydık. Bugün su tüketimi, sayaç sayıları, hane halkı ve toplanan çöp miktarı gibi somut verilere baktığımızda Girne’nin gerçek nüfusu 150 bin ile 160 bin arasındadır. Ülke genelinde ise en sakin dönemde 800 bin, en yoğun dönemde 900 bin kişilik bir fiili (de facto) nüfus yaşıyor. Başbakan Ünal Üstel, geçen sene YENİDÜZEN’de çıkan bir açıklamasında, "asker ve ateşe hariç 590 bin" dedi, bu sene çıktı "500 bin civarında" dedi. Nüfus düştü mü? Hayır. Bilmediklerini itiraf etmekten utandıkları için çelişkili rakamlar verip komik duruma düşüyorlar. Sayın İçişleri Bakanı da net bilgiye sahip olmadıklarını kabul etti. Bakın, artık 1980'lerdeki gibi Türkiye Cumhuriyeti’nden Kıbrıs’a devlet eliyle bir nüfus aktarımı yok; insanlar Türkiye'den, Pakistan'dan, Bangladeş'ten bireysel ekonomik gerekçelerle veya ülkeyi AB toprağı zannederek geliyor. Bizim vatandaş sayısıyla fiili nüfusu ayırmamız lazım. Nüfusunu bilmeyen bir devlet planlama yapamaz. Kaç kişiye sağlık, kaç kişiye eğitim, kaç kişiye ulaşım hizmeti vereceksiniz? Yarın bir deprem olsa (6 Şubat Hatay örneği ortada) ya da Allah göstermesin bir savaş çıksa kaç kişilik kumanya çıkaracak, kaç kişilik sığınak hazırlayacaksınız? 33 bin kişiye göre mi, 47 binlik projeksiyona göre mi, 150 bin kişiye göre mi? Sığınak girişinde kimlik mi soracaksınız? Bu gayriciddilik devlet otoritesini sıfırlıyor. İster eve kapatarak, ister ayakta, ister uzaydan; bu ülkenin artık acilen sayılması şarttır.







