Lefkoşa 28°USD49,01 ₺▲EUR56,11 ₺▲GBP65,25 ₺▲GRAM ALTIN6.740,80 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Normal Bir Pazartesi İstiyoruz

Bu sabah büyük hayallere uyanamadık. Kimsemiz de Devletten mucize beklemedi, istemedi.Kimse bir gecede bütün sorunların çözülmesi, yolların yeniden...

3 dakika okumaHaber: Cenk Paşa
Paylaş
Normal Bir Pazartesi İstiyoruz

Kimse bir gecede bütün sorunların çözülmesi, yolların yeniden yapılmasını, ekonominin düzelmesini, Kıbrıs sorununun çözülmesini de beklemedi.

Halkımızın beklentisi aslında çok daha basitti.

Çocuğunu okula emniyetli bir şekilde gönderebilmek. Arabasına bindiğinde güvenli bir yoldan gidebileceğini bilmek. Evinde musluğu açtığında suyun akacağını, düğmeye bastığında elektriğin olacağını düşünmek.

Ay sonunu hesaplarken birkaç gün içinde değişen fiyatları yeniden hesap yapmak zorunda kalmamak. Ve en önemlisi devletin kendisinden önce düşünüyor olduğuna inanmak.

Çünkü bir ülkede hayat kalitesini yalnızca yapılan ‘büyük’ projeler belirlemez. Bazen bir ülkenin yönetim kalitesini anlamak için sıradan bir pazartesi sabahına bakmamız yeterlidir.

Yeni eğitim yılı başladı. Ama öğrenci taşımacılığı yapılamadan başladı.

Taşımacılar taleplerini anlatıyor, hükümet yapılan düzenlemeleri açıklıyor, taraflar rakamları konuşuyor.

Bütün bunların arasında bir anne veya baba için mesela çok daha basit.

Benim çocuğum yarın okula nasıl gidecek?

Bu sorunun 21 Eylül sabahında da soruluyor olması bile üzerinde düşünmemiz gereken bir durumdur.

Çünkü okulun hangi gün açılacağı aylar öncesinden bellidir. Kaç öğrencinin taşınacağı aşağı yukarı bellidir. Hangi bölgelerde servis gerektiği bellidir. Maliyetlerin arttığı bellidir. Taşımacıların sorunları da yeni değildir. O halde neden çözüm için yine son günleri bekliyoruz?

Aynı hafta akaryakıta 2 defa zam geldi. Geçtiğimiz hafta 53 trafik kazası meydana geldi, 22 insan yaralandı. Bazı bölgelerde su kesintileri yaşandı. Elektrik kesintileri günlük hayatın yine bir parçası oldu. Girne'deki Filo Jet faciasının ardından ise bazı aileler hâlâ kayıplarından gelecek haberi bekliyor.

Bunların hiçbiri aynı sorun değil. Ama hepsinin bize sordurduğu ortak bir soru var. Biz sorunları yönetiyor muyuz, yoksa sorunlar ortaya çıktıktan sonra mı onları yönetmeye çalışıyoruz?

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Ünal Üstel, önümüzdeki 80 gün boyunca hayatı kolaylaştıracak projelerin tek tek açıklanacağını söyledi. Elbette vatandaşın hayatını kolaylaştıracak her proje önemlidir.

Kim yaparsa yapsın.

Hangi hükümet döneminde yapılırsa yapılsın. Bu ülkeye kazandırılan her yolun, her okulun, her sağlık yatırımının, her altyapı projesinin toplum açısından somut bir karşılığı vardır. Ama burada başka bir soru sormamız gerekiyor.

Vatandaşın hayatını kolaylaştırmak neden 80 günlük bir hedef olsun?

Neden 180 gün değil?

Neden 365 gün değil?

Daha doğrusu neden bunun bir süresi olsun?

Devletin takvimi seçim takviminden farklı olmak zorundadır. Seçimler gelir. Seçimler geçer.

Hükümetler değişir. Başbakanlar değişir. Bakanlar değişir. Milletvekilleri değişir.

Ama sabah saat yedide çocuğunu okula hazırlayan anne değişmez.

İşe gitmek için arabasına yakıt koymak zorunda olan çalışan değişmez.

Elektrik faturasını ödeyen esnaf değişmez.

Suyun gelmesini bekleyen vatandaş değişmez.

Trafikte evladının eve sağ salim dönmesini bekleyen aile değişmez.

Devlet dediğimiz yapı tam da bunun için vardır.

Siyasetin değiştiği yerde vatandaşın hayatındaki düzenin devam etmesi için.

Belki de uzun zamandır yanlış şeyleri tartışıyoruz. Kaç proje açıklandı? Kaç temel atıldı? Kaç kilometre yol yapıldı? Kaç milyonluk yatırım gerçekleştirildi?

Bunlar elbette önemlidir.

Ama bir başka ölçümüz daha olmalı. İnsanların hayatı gerçekten kolaylaştı mı?

Çünkü vatandaş yapılan yatırımın büyüklüğünü basın açıklamasından değil, kendi hayatından anlar. Sabah işe daha kolay gidebiliyorsa anlar. Çocuğu güvenli biçimde okuluna ulaşabiliyorsa anlar. Hastaneye gittiğinde hizmet alabiliyorsa anlar. Yolda kendisini güvende hissediyorsa anlar.

Musluğundan su akıyorsa anlar. Elektriği kesilmiyorsa anlar. Devlet, vatandaşın hayatına dokunduğu ölçüde görünür olur.

Belki de bu nedenle bugün çok büyük şeyler istemiyoruz. Mucize de istemiyoruz. Bir gecede bütün sorunların çözülmesini de beklemiyoruz. Sadece biraz öngörü istiyoruz. Bir sorun ortaya çıkmadan önce birilerinin onu düşünmüş olmasını istiyoruz.

Seçim yaklaşmadan vatandaşın hatırlanmasını istiyoruz.

Çünkü iyi yönetilen bir ülkede başarı, yalnızca krizleri çözmek değildir. Asıl başarı, bazı krizlerin hiç yaşanmamasını sağlamaktır.

Ve belki bütün mesele bundan ibaret.

Bu ülkede yaşayan insanların çok büyük beklentileri yok.

Çocuğumuzu okula gönderebildiğimiz…

Arabamıza bindiğimizde eve sağ salim döneceğimize inandığımız…

Musluğu açtığımızda suyun aktığı…

Elektriğin olduğu…

Denize açıldığımızda gerekli denetimlerin yapılmış olduğuna güvenebildiğimiz…

Ve devletin bizi yalnızca seçimden seçime değil, yılın her günü hatırladığı bir ülke istiyoruz.

80 gün değil.

365 gün.

Aslında istediğimiz çok basit.

Normal bir pazartesi istiyoruz.

Bu yazı toplam 22 defa okunmuştur.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler