İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan seçimlerde kendi kampının seçimleri kazanma ihtimalinin zayıfladığına ilişkin göstergelerin artması üzerine, son çıkış yolu olarak ‘birlik hükümeti’ kurulması fikrine yöneliyor. Bunun öncesinde ise seçimlere kalan birkaç hafta içinde seçim söyleminde muhtemel bir değişikliğe giderek, kendi kampı içinde sorun yaratan başlıklar yerine sağ ve sol arasındaki ayrışmayı yeniden şekillendirecek konulara odaklanması bekleniyor.
İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi dün, bu yönelimin Netanyahu’nun endişelerinin yalnızca parlamentodaki çoğunluğu kaybetme ihtimaliyle sınırlı kalmamasından, iktidarda kalma imkanını yitirme kaygısına da dönüşmesinin ardından ortaya çıktığını bildirdi. Gazete, Netanyahu’nun rakiplerinin birleşmesinin beklendiğine dikkat çekti.
İsrail seçimlerinde yarışan partiler, toplam 120 sandalyeden oluşan Knesset’te çoğunluğu elde etmeye çalışıyor. Şarku’l Avsat’ın Maariv’den aktardığına göre seçim yarışı kritik aşamaya yaklaşırken, Netanyahu çevresinde onun açısından son derece tehlikeli olabilecek çeşitli senaryolar değerlendiriliyor. Likud’un kaç sandalye kazanacağından bağımsız olarak asıl endişenin sağ bloğun toplam sandalye sayısında olduğu, özellikle de bu sayının 61 sandalyelik çoğunluk eşiğinin altında kalması ihtimalinin kaygı yarattığı belirtiliyor.
Tahminlere göre Netanyahu, mevcut seçimlerde sağ bloğun toplam 59 sandalye kazanmasının kendisini gerçek bir siyasi tehlikeyle karşı karşıya bırakabileceğinin farkında. Bunun nedeni ise böyle bir durumda karşı bloğun, dört yıl boyunca istikrarlı bir hükümet kuramasa ve Arap partileri fiilen bu ittifaka katılmasa dahi hükümet kurmasına imkân verecek bir parlamento çoğunluğu oluşturabilmesi.
Gündeme getirilen senaryo, Avigdor Liberman, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett’in partilerinin yanı sıra Değişim Bloğu’nda yer alan diğer partilerin, Arap partilerinin parlamentodaki desteğiyle ittifak kurmasını öngörüyor.
Böyle bir senaryoda Birleşik Arap Listesi, Ortak Liste veya Demokratik Ulusal Birlik’in aynı koalisyona dahil olması gerekmiyor. Bu partilerin hükümete her zaman destek vermek üzere oy kullanması da zorunlu olmayacak. Bunun yerine dışarıdan destek vermeleri, oylamalarda çekimser kalmaları veya karşı bloğun 61 milletvekilinden oluşan çoğunluğu oluşturmasına imkân verecek başka bir parlamenter formülün uygulanması yeterli olacak.
Bu senaryo karşısında Netanyahu, öncelikle seçim kampanyasını kamplar arasındaki ayrışmayı, yani sağ ile sol arasındaki karşıtlığı öne çıkaracak şekilde yürütmeyi planlıyor. Bu kapsamda Arap partilerine yönelik tutum, devletin kimliği ve kültürel ve siyasi anlaşmazlıklar gibi konulara odaklanılması bekleniyor.
Netanyahu’nun ekibi, aşırı sağ seçmenleri muhalefete oy vermekten uzaklaştırarak kendi saflarına çekmek amacıyla muhalefeti Arap partileriyle ittifak kurmaya çalışmakla suçlamayı sürdürüyor.
Maariv, tartışmaların ‘Araplarla kim ittifak kuruyor?’, ‘Demokratlarla kim iş birliği yapıyor?’ ve ‘Solun devlete bakışı nedir?’ gibi sorulara yönelmesinin, söylemi sağ blok içinde sorun yaratan askerlik hizmeti meselesi gibi konulardan uzaklaştırdığını belirtti.
Maariv’e göre Netanyahu, askerlik hizmeti meselesinin seçimlerin ana gündem maddesine dönüşmesini istemiyor. Bunun nedeni ise basit: Bu konu, kendi bloğundaki neredeyse tüm unsurlar açısından sorun yaratıyor.






