Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Kanal T’de yayımlanan “Kaptan’ın Günlüğü” programında kadın cinayetleri, Saliha Özkol cinayetindeki olası polis ihmali, kadına yönelik şiddetin ekonomik ve sosyal boyutları ile kadınları koruyacak kamusal mekanizmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Nazlı, kadın cinayetlerinin yalnızca cinayetin işlendiği ana indirgenemeyeceğini, cinayet öncesindeki şiddet sürecinin ve kamu kurumlarının bu süreçteki tutumunun da incelenmesi gerektiğini söyledi.
“KADIN CİNAYETLERİ MÜNFERİT OLAYLAR DEĞİLDİR”
Bir hafta içerisinde iki kadının erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Nazlı, kadın cinayetlerinin öncesinde çoğu zaman uzun süreli bir şiddet sarmalının bulunduğunu belirtti. Bu nedenle cinayetlerden önce yapılan başvuruların, koruma taleplerinin ve kamu kurumlarının müdahalelerinin de sorgulanması gerektiğini söyledi.
Saliha Özkol hakkında koruma emri bulunduğunu hatırlatan Nazlı, Özkol’u öldüren erkeğin daha önce şiddet uygulamak, şiddet tehdidinde bulunmak ve koruma emrini ihlal etmekten mahkum olduğunun basına yansıdığını belirtti. Özkol ile yakınlarının polise yaptığı başvuruların etkin biçimde soruşturulup soruşturulmadığının ortaya çıkarılmasını isteyen Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun bu nedenle Polis Genel Müdürlüğü’ne resmi başvuru yaptığını aktardı.
Başvuruda, Özkol’un öldürülmesinden önce yaptığı şiddet, şiddet tehdidi ve koruma emrinin ihlaline ilişkin şikayetlerin İskele Polisi tarafından ciddiyetle soruşturulup soruşturulmadığının araştırılması talep edildi. Nazlı, kadın cinayetlerinin önlenmesi için yalnızca olay sonrasındaki ceza sürecinin değil, olay öncesinde işletilmesi gereken koruyucu mekanizmaların da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“MEVZUATTA VAR, GERÇEK HAYATTA YOK”
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca şiddet uygulayan kişiye verilecek cezanın süresinin tartışılmasına indirgenemeyeceğini söyleyen Nazlı, koruyucu ve önleyici mekanizmaların temel önemde olduğunu vurguladı. Şiddet uygulayan kişilere yönelik rehabilitasyon programlarının da uygulanması gerektiğini belirtti.
Nazlı, “Şiddet önleme merkezleri, kadın sığınma evleri, Alo 183 ihbar hattının tam teşekküllü çalıştırılması mevzuatımızda yer almasına rağmen gerçek hayatta yok” dedi. Bağımsızlık Yolu’nun şiddet önleme merkezleri ve kadın sığınma evleri talebini yıllardır gündemde tuttuğunu kaydetti.
KADINLARIN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINA DİKKAT ÇEKTİ
Nazlı, kadına yönelik şiddetin ekonomik koşullardan ayrı ele alınamayacağını belirterek düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarının kadınların şiddet gördükleri evlerden ayrılarak bağımsız bir yaşam kurmasını zorlaştırdığını söyledi. Asgari ücretle çalışan bir kadının kira, elektrik, ulaşım, gıda ve çocuklarının eğitim giderlerini tek başına karşılamasının mevcut koşullarda son derece güç olduğunu belirtti.
“Asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi ve hayat pahalılığı oranında artırılmasını talep ederken kadınların şiddetten korunması için de bir talepte bulunmuş oluyoruz” diyen Nazlı, ücret mücadelesi ile kadınların erkek şiddetinden kurtulabilme imkanları arasında doğrudan ilişki bulunduğunu ifade etti.
Kamusal toplu taşımacılığın da kadınların güvenliği açısından önem taşıdığını belirten Nazlı, özellikle köylerde yaşayan ve özel aracı bulunmayan kadınların şiddet durumunda polis karakoluna veya Sosyal Hizmetler Dairesi’ne ulaşabilmesinin kamusal politika kapsamında ele alınması gerektiğini söyledi.






