Lefkoşa 21°USD49,01 ₺▲EUR56,11 ₺▲GBP65,25 ₺▲GRAM ALTIN6.740,80 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Murat, hız tespit kameralarının ceza yazamamasına dikkat çekti: Savcılık en kısa zamanda gerekeni yapmalıdır!

Avukat Aslı Murat, Sayıştay’ın 15 Eylül tarihli raporuna dikkat çekerek, hız tespit kamera sistemindeki değişiklikler nedeniyle cezaya dönüştürülemeyen ihlallerin yaklaşık 600 milyon TL’ye ulaşabileceğini belirtti; kamu…

4 dakika okumaHaber: Kıbrıs Postası
Paylaş
Murat, hız tespit kameralarının ceza yazamamasına dikkat çekti: Savcılık en kısa zamanda gerekeni yapmalıdır!

Avukat Aslı Murat, 15 Eylül 2026 tarihli Sayıştay raporuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, hız tespit kamerası sistemindeki değişikliklerin kamu kaynağı, trafik güvenliği ve hesap verebilirlik açısından ciddi sorunlar ortaya çıkardığını belirterek, raporun Başsavcılık tarafından gecikmeksizin incelenmesi çağrısında bulundu.

ESKİ SİSTEM NEDEN DEĞİŞTİRİLDİ?

Aslı Murat, yaklaşık 20 yıldır kullanılan ve çalışmaya devam eden eski kamera sisteminin değiştirildiğini, ancak sistemin neden değiştirildiğine ilişkin Sayıştay’ın herhangi bir rapor, inceleme veya gerekçeli karar bulamadığını ifade etti.

Murat, konunun Sayıştay tarafından sorulduğunu ancak bu sorulara yanıt verilmediğini belirtti.

Eski kameraların veri toplamaya devam ettiği dönemde yazılıma erişimin kapatıldığını ve bu nedenle cezaların kesilemediğini aktaran Murat, daha sonra kameraların bir kısmının sökülerek ambarlara kaldırıldığını ve atıl durumda bırakıldığını kaydetti.

"YENİ SİSTEMDE DE SORUNLAR YAŞANDI"

Murat, yeni sistemin kurulmasının ardından da sorunların devam ettiğini belirterek, yazılımların entegre edilemediğini, şirketin 20 mobil kamerayı polise teslim etmediğini ve tespit edilen ihlallerin yine cezaya dönüştürülemediğini söyledi.

Yaşanan tabloyu, “Çalışan sistemi kaldırmışız, yenisini tam çalıştıramamışız. Sonra da bize sistemin çalıştığı anlatılmış” sözleriyle değerlendiren Murat, hız kameralarının temel amacının devlete gelir sağlamak değil, sürücüleri hız yapmaktan caydırmak, kazaları önlemek ve can ve mal güvenliğini korumak olduğunu vurguladı.

Murat, Sayıştay’ın da bu amacın “sekteye uğradığı” yönünde değerlendirmede bulunduğunu ifade etti.

600 MİLYON TL'YE ULAŞABİLECEK CEZALAR GÜNDEMDE

Hız tespit sistemindeki sorunlar nedeniyle yaklaşık 600 milyon TL’ye ulaşabileceği belirtilen ve cezaya dönüştürülemeyen ihlallere de dikkat çeken Murat, söz konusu durumun hukuken kamu zararı oluşturup oluşturmadığının yetkili makamlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Murat, “Hepimizin parasından söz ediyoruz ve bunun hesabının sorulmasını istemek en temel hakkımız” ifadelerini kullandı.

SAYIŞTAY DENETİMİNDE “TOP ÇEVİRME” ELEŞTİRİSİ

Murat, Sayıştay’ın inceleme sürecinde kamu kurumları arasındaki yazışmalara da dikkat çekti.

Buna göre, Sayıştay’ın sorularına ilişkin olarak Müsteşarın Trafik Dairesine, Trafik Dairesinin Bakanlığa, Bakanlığın ise yeniden Daireye yönlendirme yaptığı belirtildi.

Murat, bu durumu “Devlet yönetiminde top çevirmenin adı koordinasyon değildir” sözleriyle eleştirdi.

Sayıştay’ın bazı sorularına yanıt verilmemesinin ve talep edilen bilgi ve belgelerin paylaşılmamasının da ciddi bir sorun olduğunu belirten Murat, kamu gücünü kullanan kişilerin “ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket edemeyeceğini ifade etti.

“İDARE KEYFİ DAVRANAMAZ”

Murat, idarenin kararlarının gerekçesini açıklamak, kamu malını korumak ve kullanılan kamu kaynağının hesabını vermek zorunda olduğunu vurguladı.

Sayıştay raporunun herhangi bir kişiyi suçlu ilan etmediğine dikkat çeken Murat, raporda ortaya konulan fiil ve ihmallerin; kamu zararı, Ceza Yasası kapsamında görevin ihmal edilmesi ve koşulların oluşması halinde görevi kötüye kullanma bakımından polis ve Başsavcılık tarafından ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

BAŞSAVCILIĞA “GECİKMEKSİZİN İNCELEYİN” ÇAĞRISI

Murat, Sayıştay tarafından Hukuk Dairesine gönderilen raporun gecikmeksizin ele alınması ve değerlendirme yapılırken bütün sorumluluk zincirinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

SİYASİ SORUMLULUK VURGUSU

Murat, konunun yalnızca olası ceza sorumluluğu açısından değil, siyasi sorumluluk bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Ceza sorumluluğu kişiseldir” diyen Murat, bu büyüklükte bir yönetim ve denetim sorununun yalnızca bir müdür veya müsteşarın üzerine bırakılarak geçilemeyeceğini belirtti.

Murat, hükümetin başında olmanın tüm bakanlıkları denetlemek, hukuka uygunluğu sağlamak ve bunun hesabını vermek anlamına geldiğini savundu.

“KAYBEDİLEN YALNIZ PARA DEĞİL”

Murat, değerlendirmesinin sonunda yaşananların yalnızca mali bir kayıp olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Hepimizin parası, hepimizin trafik güvenliği ve hepimizin devletten hesap sorma hakkı” ifadelerini kullandı.

Aslı Murat'ın paylaşımının tamamı şu şekilde:

"Hız Tespit Kamerası Sisteminde Top Çevirdiler, Ekonomi ve Trafik Güvenliği Zarara Uğradı, Savcılık En Kısa Zamanda Gerekeni Yapmalıdır…

15/9/2026 tarihli Sayıştay raporunu okuyunca mesele artık radar cezası olmaktan çıkıyor. Karşımızda kamu kaynağının, trafik güvenliğinin ve hesap verebilir yönetim anlayışının hiçe sayıldığı ciddi bir tablo var.

Yaklaşık 20 yıldır kullanılan ve çalışmaya devam eden eski kamera sistemi değiştirilmiş.

Neden değiştirildiğine ilişkin Sayıştay’ın bulabildiği tek bir rapor, inceleme veya gerekçeli karar yok. Sorulmuş, cevap da verilmemiş.

Eski kameralar veri toplamaya devam ederken yazılıma erişim kapanmış, cezalar kesilememiş. Ardından kameraların bir kısmı sökülüp ambarlara kaldırılmış ve atıl durumda bırakılmış.

Yeni sistemde de işler yolunda gitmemiş. Yazılımlar entegre edilememiş, şirket 20 mobil kamerayı polise teslim etmemiş, ihlaller yine cezaya dönüşmemiş.

Yani çalışan sistemi kaldırmışız, yenisini tam çalıştıramamışız.

Sonra da bize sistemin çalıştığı anlatılmış.

Oysa hız kameralarının amacı devlete para kazandırmak değil, insanları hız yapmaktan caydırmak, kazaları önlemek, can ve mal güvenliğini korumaktır. Sayıştay’ın ifadesiyle bu amaç 'sekteye uğramıştır'.

Bir de yaklaşık 600 milyon TL’ye ulaşabileceği belirtilen cezaya dönüştürülememiş ihlaller var. Bunun hukuken kamu zararı oluşturup oluşturmadığını elbette yetkili makamlar değerlendirecek.

Ama hepimizin parasından söz ediyoruz ve bunun hesabının sorulmasını istemek en temel hakkımız.

İşin daha vahim tarafı, Sayıştay hesap sormaya başladığında yaşananlar.

Müsteşar Trafik Dairesine, Trafik Dairesi Bakanlığa, Bakanlık yeniden Daireye.

Devlet yönetiminde top çevirmenin adı koordinasyon değildir!

Sayıştay’ın bazı sorularına cevap verilmemesi, istenen bilgi ve belgelerin paylaşılmaması da ayrıca ciddi. Çünkü kamu gücünü kullanan hiç kimse 'ben yaptım oldu' diyemez.

İdare keyfi davranamaz. Kararının gerekçesini açıklamak, kamu malını korumak ve kullandığı kaynağın hesabını vermek zorundadır.

Rapor kimseyi suçlu ilan etmiyor. Ancak ortaya koyduğu fiil ve ihmallerin, kamu zararı, ceza yasaına göre görevin ihmal edilmesi ve koşulları oluşmuşsa görevi kötüye kullanma bakımından polis ve Başsavcılık tarafından ciddiyetle değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle Sayıştay’ın Hukuk Dairesine gönderdiği raporun gecikmeksizin ve bütün sorumluluk zinciri gözetilerek ele alınması gerekiyor.

Bir de meselenin siyasi sorumluluğu var.

Ceza sorumluluğu kişiseldir ama bu büyüklükte bir yönetim ve denetim sorununun siyasi sorumluluğunu bir müdürün veya müsteşarın üzerine bırakıp geçemezsiniz.

Hükümetin başı olmak, tüm bakanlıkları denetlemek, hukuka uygunluğu sağlamak ve hesabını vermektir.

Sonuçta kaybedilen yalnız para değil.

Hepimizin parası, hepimizin trafik güvenliği ve hepimizin devletten hesap sorma hakkı"

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler