Medya Etik Kurulu, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin haberleştirilmesinde medyanın kullandığı dile ilişkin açıklama yaptı. Kadın cinayetlerinin münferit olaylar olmadığına işaret edilen açıklamada, “Kadın cinayetleri münferit olaylar değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kadına yönelik şiddetin en ağır sonuçlarından biridir. Bir kadının yaşam hakkının elinden alınmasının hiçbir gerekçesi, mazereti veya kabul edilebilir açıklaması yoktur” denildi.
“ŞİDDETİ YENİDEN ÜRETMEME, MAĞDURU SUÇLAMAMA VE FAİLİ AKLAMAMA SORUMLULUĞU VAR”
Medyanın kullandığı dilin bu noktada büyük bir sorumluluk taşıdığı belirtilen açıklamada, haber verme özgürlüğünün yanında şiddeti yeniden üretmeme sorumluluğunun da bulunduğu kaydedildi:
“Haber verme özgürlüğü kadar, haber verirken şiddeti yeniden üretmeme, mağduru suçlamama ve faili aklamama sorumluluğu da bulunmaktadır.”
Kadın cinayetlerinin haberleştirilmesinde olayın sansasyonel yönü yerine toplumsal bağlamının görünür kılınması gerektiğini belirten Medya Etik Kurulu, yaşam hakkı elinden alınan kadının insan onurunun, özel hayatının ve yakınlarının yas hakkının korunması gerektiğini vurguladı.
“AŞK CİNAYETİ”, “KISKANÇLIK KRİZİ” VE “ANİ ÖFKE” UYARISI
Kurul, kadın cinayetlerini sıradanlaştıran veya faili mazur gösterebilecek haber kalıplarına karşı da açık çağrı yaptı:






