Eski basınımızdaki araştırmalarımı yaparken “Lefkoşa Türk Hanımlar Cemiyeti Hayriyesi” adı altında bir derneğin kuruluşuna rastlıyorum. Yıl 1932. Bundan öncesinde Kıbrıs Türk sosyal yaşamında böyle bir “hayır kurumu-dernek” hayat buldu mu bilmiyorum ama sanırım bunun bir “ilk” olma ihtimali yüksek.
Derlemeye başladığım konuyla ilgili haberler yorumlar arasında üç isme rastlıyorum. Kurucusu Ulviye Mithat, Beria Remzi ve Şaziye Nevres.
Ulviye Mithat hanımla ilgili, 1998 yılında Hala’m Fatma Sezer Azgın’ın kaleme aldığı “Ulviye Mithat, Feminist Buluşma” kitabı aklıma geldi. Beria hanım ise SÖZ gazetesi sahibi Remzi Okan beyin kızı ve ilk kadın gazetecilerimizden. Şaziye Nevres Hanım hakkında maalesef bilgim yok. Lefkoşa Türk Hanımlar Cemiyeti Hayriyesi’nin kuruluşuyla ilgili ilk yazımızı sizlerle paylaşmadan önce, Fatma Sezer Azgın’ın söz konusu kitabında yer alan Ulviye Mithat biyografisinden bazı alıntılar yaparak bu yolculuğa başlamak istiyorum…
“…1906 yılında Kastamonu’da doğdu. Annesi Fatma Nüzhet, şair Kazım Paşa’nın torunudur. Babası Kolağası Tecelli Bey, Yemen cephesinde şehit düştü. Güneş Tecelli’ye göre İstanbul Arnavutköy Koleji mezunudur. Çiğdem Tecelli ise Tarsus Amerikan Koleji’nden mezun olduğunu söylemişti. Kolej’den sonra İstanbul Büyük Postahane’de çalıştı… İstanbul’da Kıbrıslı tarih hocası Mithat beyle tanışıp evlendiler… Mithat beyle 1923 yılında evlenip Kıbrıs’a yerleşti. Mithat beyle 1935’te yayınlanan SES gazetesinde birlikte yazarlık yaptılar. 1935-37 yılları arasında SES’te ve 1937’de Rum kesiminde yayınlanan EMBROS gazetesinde yazılarını Türkçe ve İngilizce dilinde yazdı. Makalelerinde Kıbrıs kadınlığını daha ileri düzeye çıkaracak düşüncelerine yer verdi. Toplum içinde sosyal amaçlı derneklerin kurulmasına öncülük yaptı ve kurulanlarda aktif rol aldı… ilk araba kullanan kadınlarımızdandır. Mithat beyle evlilik ilişkileri bozulunca 1940’ta iki oğlunu yanına alarak Kıbrıs’ı terk etti… bir daha da ne Kıbrıs’a geldi ne de Kıbrıs’taki yaşantısından söz etti…”
“Lefkoşa Türk Hanımlar Cemiyeti Hayriyesi”nin kuruluşuyla ilgili ilk ve uzun haber-yorum, SÖZ gazetemizin 24 Ocak 1932 tarihli nüshasında yer aldı. Yazıyı kaleme alan ise lise talebelerinden H. Tahsin idi…
“SÖZ gazetesi, 24 Ocak 1932, syf: 5
L.T.H.C.H’nin teşekkülü münasebetiyle
Memnuniyetle kaydetmek isterim ki son zamanlarda Lefkoşa Türk kadınlığı bazı münevver hanımların delâletiyle senelerce süren an’anevi uykusundan uyanmış ve kendi aralarında bir cemiyeti Hayriye teşkiline karar vermişler ve çok geçmeden onu faaliyete sevketmeğe muvaffak olmuşlardır. Hanımlarımızın bu insanî teşebbüsleri takdir ve tebrike lâyıktır.
“İnsanların saadeti bahtsızlara yardım etmekle tamam olur” düsturunu hiçbir zaman unutmamalıyız.
Hayır cemiyetlerinin ifham (anlattığı) ettiği mana pek vasidir. Mezkûr teşekkürlerin gayesi bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) insaniyetin ahkâm ve evamirine (emrine) hizmet ve dolayısıyle bir varlık halinde yaşıyan cemaatların bikes (öksüz), masum ve fakir evlâtlarının geyim ve kuşamı gibi asgari ihtiyaçlarının teminine matuftur (yöneliktir).
Arz ettiğim cemiyetler küçük ve fakir memleketlere mahsus olanlardır. Mamafih (bununla birlikte) büyük ve zengin memleketlerde bu nevi şekillerinin vazife ve salâhiyetleri pek ziyade genişlettirilmiştir. Bunlar bizzat kendilerinin idare ve himayesinde muazzam mektepler ve müesseseler kurmuşlar ve bu geniş yurtlarda yetiştirilmekte olan neslin esaslı talim ve terbiye görmelerine son derece dikkat ve itina ediyorlar. Bu müesseselerde hatta sırf çocukların ilim ve irfanıyla alâkadar olan teftiş hey’etleri mevcuttur. Bilhassa harbi umumiden sonra Viyana’da ve Avrupa’nın daha birçok mühim şehirlerinde bu kabilden teşkil edilen müesseselerin adedi mühim bir yekün teşkil eder.
Türkiyemizdeki Himaye-i Etfal Cemiyeti ve şubeleri bunların küçük birer misalidir.
Şimdi de Cezire Türklüğünün alâkadar olması icap eden, mezkur cemiyetlerin pek küçük ve pek zayıf ve ayni zamanda mahdut gayeli bir cemiyetçilikten bahsetmek isterim.
Bugün bizimle ayni toprak ve ayni muhitin şeriati altında yaşıyan Rum vatandaşlarımızın küçük mikyasta (ölçekte) olsun adanın muhtelif yerlerinde müteaddit (birçok) kadın ve erkek hayır cemiyetleri vardır.
Buna rağmen, esasen iktisadi bünyesi gayet zayıf ve acınacak bir halde olan Cemaatımızın muhtaç uzuvlarına muavenette (yardımda) bulunacak esaslı bir cemiyet tesis edemedik ve bu suretle devam edilip gidilmiştir.






