Enflasyonist ortam ve yüksek kamu harcamaları ekonomileri olumsuz etkilerken, borsalar üzerinde ise baskı oluşturuyor. ABD Hazine Bakanlığının borçlanma maliyetlerini düşürme planının sadece kısa vadeli bir çözüm olacağı ve yüksek enerji fiyatlarının enflasyon endişelerini artıracağı yönündeki endişeler ise tahvil piyasasında görülen rahatlamanın kısa sürmesine neden oldu.
Söz konusu hamle yatırımcılar tarafından borçlanma maliyetlerini düşürmek için kısa vadeli bir çözüm olarak görülüyor. Analistler, yatırımcıların ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasının etkilerine şüpheyle yaklaştığını belirtti.
ABD Hazinesi’nin müdahalesi, politika yapıcıların son dönemdeki tahvil getirilerindeki hızlı yükselişten rahatsız olduklarının bir kanıtı olsa da bu adımın tahvil piyasasındaki riskleri azaltmayacağı tahmin ediliyor.
Diğer taraftan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli tahviller için yürütülen geri alım operasyonlarının 4 milyar dolardan fazla olabileceğini belirtti. İran gündemine yönelik de konuşan Bessent, tarihteki en ağır yaptırımları devreye sokacaklarını ve “İran’ı çökerteceklerini” ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump da İran’a yönelik “ekonomik operasyon” ilan etti. Trump, “Bu, eşi benzeri görülmemiş ölçekte ekonomik savaş ve izolasyon olacak.” ifadesini kullandı.
ABD Başkanı, ayrıca finans kuruluşları, şirketler, havalimanları veya devlet kurumları aracılığıyla İran’a herhangi bir tür “can simidi” sağlayan ülkeleri de “muazzam ekonomik sonuçlarla” karşılaşmakla tehdit etti.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran ile savaşın “yeni bir safhaya” girdiğini ve an itibarıyla “ellerindeki en etkili aracın ekonomik baskı olduğunu” dile getirdi.
ABD’li yetkililerin İran’a yönelik ekonomik yaptırım açıklamaları jeopolitik risklerin ekonomik boyutuna ilişkin problemlerin daha çok derinleşebileceğine yönelik endişeleri artırdı.
Bu gelişmelerin yanı sıra ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları da yakından takip ediliyor. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, önleyici nitelikte faiz artışı yapılıp yapılmamasına dair çok fazla şey duyduğunu ancak bunun çözülmesi gereken acil bir sorun olduğuna yönelik pek bir kanıt göremediğini belirtti.
St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem de kademeli faiz artışlarının daha büyük ve ani artışlara kıyasla daha tercih edilir olduğunu söyledi.
Musalem, eylülde yapılacak para politikası toplantısında ne yönde bir adım atacağı konusunda kararının verilere bağlı olacağına dikkati çekerek, “Her toplantıya açık fikirli bir yaklaşımla girmek istiyorum.” ifadesini kullandı.
Makroekonomik veri tarafında, ABD’de ilk kez işsizlik maaşına başvuranların sayısı 15 Ağustos ile biten haftada 6 bin azalarak 206 bine gerilerken piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.
Söz konusu gelişmelerle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 4,70’in üzerine çıkarken, ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,20’den yüzde 5,26 seviyesine çıktı. ABD’de kamu borcunun yüksek seviyelerde olması ve tahvil piyasasına ilişkin endişelerin devam etmesiyle dolar endeksi yüzde 0,1 azalışla 98,8 seviyesinde seyrediyor.
ABD ekonomi yönetiminin piyasalara daha müdahaleci bir tutum takınması da yatırımcıların dolara talebinin azalmasına neden oluyor.
Dolara talebin azalması altın fiyatlarını desteklemeye devam ederken, altının onsu yüzde 0,4 artışla 4 bin 535 dolardan işlem görüyor.
New York borsası geriledi
New York borsası, tahvil piyasasına ilişkin endişelerin devam etmesiyle günü düşüşle tamamladı.
ABD’li perakende devi Walmart’ın hisseleri şirketin satış tahminlerinin beklentilerin altında kalmasının ardından yüzde 9,2 geriledi.
Söz konusu gelişmelerle, Dow Jones endeksi yüzde 0,15, S&P 500 endeksi yüzde 0,23 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,45 değer kaybetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar güne pozitif başladı.
Avrupa borsaları karışık seyretti
Avrupa borsaları, jeopolitik belirsizlikler ve artan enerji fiyatlarının etkisiyle dün karışık seyretti. Trump’ın son zamanlarda yaptığı açıklamalar da Avrupa borsalarındaki düşüşte etkili oluyor.
Analistler, ağustos ayından itibaren petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin hızlanmasının etkilerinin bugün Avrupa’da açıklanacak Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinde görüleceğini söyledi.
Öte yandan Almanya’nın 5 yıllık tahvil faizi yüzde 3,008 ile 2008 yılından bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Almanya’daki siyasi belirsizliklerin yanı sıra savunma harcamalarındaki artış beklentisiyle kamu borcunun rekor seviyelere çıkabileceği tahmin ediliyor.






