Orta Doğu’da ateşkesin sağlanmasına yönelik belirsizlikler fiyatlamaları zorlaştırmaya devam ederken, yatırımcılar makroekonomi, para politikası ve yapay zeka temasının aynı anda sınanacağı haftaya tedirgin bir şekilde giriş yaptı.
ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerden henüz somut bir sonuç çıkmazken, tarafların karşılıklı restleşmelerinin askeri cepheyle sınırlı kalmayarak ekonomik alana da yayılması mevcut belirsizlikleri artırıyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in bugün İran’a yönelik yeni ekonomik yaptırımları açıklaması bekleniyor.
Bu doğrultuda, enerji tedarikinde önemli role sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki jeopolitik gölgelerin kalkmamasıyla yüksek seyrini koruyan petrol fiyatları, küresel ölçekte enflasyonist baskılara ilişkin endişeleri canlı tutuyor.
Analistler, para piyasalarındaki mevcut fiyatlamaların, ABD Merkez Bankasının (Fed) yıl sonuna kadar bir kez faiz artırabileceğine işaret ettiğini ifade ederken, bu beklentilerin açıklanan ekonomik veriler ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere bağlı olarak değişebildiğini söyledi.
Halihazırda devam eden belirsizliklere ek olarak Fed’in politika adımlarının netlik kazanmaması, gözleri Fed Başkanı Kevin Warsh’un cuma günü Jackson Hole Ekonomi Politikaları Sempozyumu’nda yapacağı açıklamalara çevirdi.
Öte yandan ABD’de açıklanacak büyüme ile enflasyon göstergesi niteliğindeki kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi verileri, yatırımcıların odağında yer alan önemli başlıklar arasında bulunuyor. Verilerin, ekonomik aktivitenin gücü ve enflasyonun seyri üzerinden Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentilere yön vermesi bekleniyor.
Bu gelişmelerin yanı sıra, bu hafta yapay zeka temasının devam edip etmeyeceğini ölçmek açısından Nvidia’nın açıklayacağı finansal sonuçlar da takip edilecek önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Analistler, dünyanın en büyük şirketi konumundaki Nvidia’nın karlılık ve büyüme beklentileri ile yarı iletken sektörünün geleceğine yönelik öngörülerinin piyasalardaki oynaklığı artırabileceğini belirtti.
Bu arada ABD ile Kanada arasındaki tarife konusu da gündemi meşgul eden gelişmeler arasında bulunuyor. Kanada Başbakanı Mark Carney, yürütülen ticaret müzakerelerinde ABD’nin “ekonomik açıdan uygulanabilir olmayan ve adaletsiz” şartlar önerdiğini belirterek, işçileri, çiftçileri, aileleri ve işletmeleri korumak amacıyla Washington’ın yeni tarifelerine bire bir karşılık vereceklerini söyledi.
Altın yaklaşık 3,5 ayın zirvesinde
ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarını iki katına çıkarmasıyla satış baskısı bir süreliğine azalan tahvil piyasalarında sular durulmuyor. Cuma günü 3 baz puan artışla haftayı yüzde 4,74’te tamamlayan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yeni haftaya yüzde 4,71 seviyesinde başladı. ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi de 2 baz puan düşüşle yüzde 4,23’e indi.
ABD Hazine Bakanlığının tahvil piyasasına yönelik müdahalelerini artırabileceğine ilişkin beklentiler dolar üzerindeki baskıyı sürdürdü. Dolar endeksi yeni haftaya yatay seyirle 98,8 seviyesinde başladı.
Zayıflayan dolar ve tahvil faizlerindeki yükselişin frenlenmesinden destek bulan altının onsu yeni günde 4 bin 657 dolara çıkarak yaklaşık 3,5 ayın zirvesini gördü. Ons altın şu sıralarda yüzde 0,7 artışla 4 bin 638 dolardan alıcı buluyor.
Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 1,5 düşüşle 93 dolarda seyrediyor. ABD’de endeks vadeli kontratlar da haftaya negatif başladı.
Avrupa endeks vadeli kontratlar karışık seyrediyor
Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere ilişkin belirsizliklerle Avrupa’da vadeli işlem piyasalarında endeks vadeli kontratlar haftaya karışık seyirle başladı.
Bölgede yüksek seyreden petrol fiyatlarının enerji maliyetlerini artıracağı endişeleri sürerken, piyasalarda Avrupa Merkez Bankasının (ECB) gelecek ay faiz artışına gideceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Geçen hafta Avro Bölgesi’nde temmuz ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,9 artarak beklentiler dahilinde gerçekleşti. Enflasyonun ECB’nin yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalmaya devam etmesi, bankanın para politikasına ilişkin sıkılaşma beklentilerini destekleyen unsurlar arasında yer aldı.






