Kuir Kıbrıs Derneği, Bugün Kıbrıs’ın 25 sayfalık gerekçeli kararına ulaşarak özel haber olarak yayımladığı İskele Kaza Mahkemesi’nin homofobik şiddete ilişkin emsal kararını değerlendirdi. Dernek, Kıbrıs’ın kuzeyinde LGBTİ+’lara yönelik nefret saikiyle işlenen bir suçtan ilk kez hapis cezası verilmesini, yıllardır sürdürdükleri mücadelenin önemli bir kazanımı olarak selamladı.
24 Eylül 2023’te İskele’de meydana gelen olayda sanık, eski eşine fiziksel şiddet uygulayıp tehdit etmiş, aynı ortamda bulunan başka bir kadını ise cinsel yönelimi nedeniyle homofobik hakaretlerle hedef almıştı. İskele Kaza Mahkemesi, Eylül 2026’da açıkladığı kararda sanığı kadına yönelik şiddet ve tehdit suçlarından mahkum ederken, homofobik hakaretleri de Ceza Yasası’nın 35. ve 172. maddeleri kapsamında cinsel yönelime dayalı nefret saikiyle psikolojik şiddet suçu olarak değerlendirmiş ve hapis cezası vermişti.
“NEFRET BİR FİKİR, BİR TEPKİ YA DA BİR HASSASİYET DEĞİL, BİR SUÇTUR”
Kuir Kıbrıs Derneği, mahkemenin homofobik hakaretleri sıradan bir tartışmanın ya da öfke anının parçası olarak değerlendirmemesinin son derece önemli olduğunu belirtti. Kararda kişinin cinsel yönelimini hedef alan, onurunu zedeleyen ve toplum önünde aşağılamayı amaçlayan sözlerin saldırı olarak ele alındığını kaydeden dernek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mağdurun yaşadığı psikolojik zararı da şiddet olarak tanıdı. Bu yaklaşım, LGBTİ+’ların eşit korunma hakkı açısından önemli bir adımdır ve topluma açık bir mesaj vermektedir: Nefret bir fikir, bir tepki ya da bir ‘hassasiyet’ değil, bir suçtur.”
Dernek, homofobinin kadınlara yönelik şiddet, kontrol etme ve susturma çabalarıyla iç içe geçtiğine işaret ederek nefretle mücadelenin toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadeleden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.
“BU KARARIN ASIL SAHİPLERİ İKİ KADIN”
2020 yılında Ceza Yasası’nda yapılan değişiklikle cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı nefretin suç olarak tanımlandığını hatırlatan dernek, mahkeme kararının yasadaki korumanın hapis cezasıyla da uygulandığını gösterdiğini ifade etti.
Kuir Kıbrıs, kararın ortaya çıkmasında şiddete maruz kalan iki kadının mücadelesinin belirleyici olduğuna dikkat çekti:
“Bu kararın asıl sahipleri, bu süreci bizzat yaşayan ve sürdüren iki kadın. Maruz kaldıkları şiddete karşı susmadılar, şikâyetçi oldular ve uzun süren yıpratıcı bir yargı sürecine rağmen hakkını aramaktan vazgeçmediler. Kendilerine en içten dayanışmamızı ve teşekkürümüzü sunuyoruz.”






