Lefkoşa 35°USD48,08EUR56,19GBP65,65GRAM ALTIN7.107,39 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

“Kıbrıslılar gelenekleriyle gurur duyuyor”

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu David Reed, diplomatik kariyerinin önemli duraklarından biri olan Kıbrıs’taki görevini ve adaya ilişkin izlenimlerini anlattı.

6 dakika okumaHaber: YENİDÜZEN
Paylaş
“Kıbrıslılar gelenekleriyle gurur duyuyor”

A+

A-

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu David Reed, Kıbrıs’ta görev yaptığı dönemin kariyerindeki önemli deneyimlerden biri olduğunu belirtiyor. İlk yurtdışı görevini Kıbrıs’ta yapan Reed, adadaki çözüm müzakerelerinde görev alırken Kıbrıs sorununun ne kadar karmaşık ve hassas bir mesele olduğunu yakından gözlemlediğini anlatıyor.

Kıbrıs’taki görevinin ardından farklı ülkelerde diplomatik görevler üstlenen Reed, yıllar sonra İstanbul’a başkonsolos olarak atanmasını ise uzun süredir beklediği bir görevin gerçekleşmesi olarak değerlendiriyor. Kıbrıs deneyiminin kendisine diplomasi ve müzakere süreçleri açısından önemli bir birikim kazandırdığını ifade eden Reed, İstanbul’daki görevinde de bu tecrübelerinden yararlanıyor.

Hürriyet’ten Zeynep Bilgehan’ın Reed ile yaptığı röportajın tamamı şu şekilde:

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki resmi diplomatik ilişkilerin tarihi 450 yıl öncesine dayanıyor. Bu dört asırda iyi günler de oldu, kötü günler de... Bugün savunmadan ticarete pek çok alanda ortak çalışmalar yapılıyor. Almanya ve Rusya’dan sonra Türkiye’ye en çok turist gönderen ülke İngiltere... Dört ay önce göreve başlayan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu David Reed ile buluştuk; hem 15 yıl önce Kıbrıs’ta başlayan Türkiye hikâyesini dinledik hem değişen dünyada diplomasiyi konuştuk.

1-BEYOĞLU’nun en güzel binalarından, 19. Yüzyıl’da inşa edilen İngiltere Başkonsolosluğu’ndayız. Hemen girişte bu binada görev yapmış isimlerin yer aldığı bir tarihçe dokümanı var. Listenin başında Kraliçe 1. Elizabeth tarafından görevlendirilen ilk resmi büyükelçi William Harborne’un adı yazılı. Göreve başlama tarihi 1581... Yani Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki resmi diplomatik ilişkiler 450 yıl öncesine gidiyor. Bu dört asır içinde iki ülke ilişkileri, her uzun ilişkide olduğu gibi iyi günler de gördü, kötü dönemler de...

Son 10 yıldır, NATO’nun doğu ve batı sınırındaki iki büyük ülke arasında savunma, ticaret ve kültürel alanlarda güçlü bir ortaklık var; ticaret hacmi artıyor, turizm ilişkileri canlı. Londra’nın en eski sanat kurumlarından Victoria and Albert Müzesi, kasım ayında büyük bir İstanbul sergisi açmaya hazırlanıyor. Bütün bu gelişmeler vesilesiyle dört ay önce göreve başlayan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu David Reed ile beraberiz. Reed bizi Türkçe “Hoşgeldiniz!” diye karşılıyor, binayı Türkçe konuşarak gezdiriyor. İstanbul’da olmaktan çok mutlu olduğunu söylerken gözlerinin içi gülüyor… Bunun için 15 yıl beklemiş...

2-VETERİNER BABA BİYOKİMYAGER ANNE

David Reed, 1978 yılında İngiltere’nin güneyindeki büyük liman şehirlerinden Portsmouth’ta, üç kuşaktır bu bölgeden olan veteriner baba ile İsveçli biyokimyager annenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geliyor. Spor ve hayvanlarla iç içe mutlu bir çocukluk geçiriyor. En büyük merakı tarih zira yaşadıkları yer İngiltere tarihi açısından önemli bir yer: “Portsmouth bir liman kenti. Hem çok çeşitli geçmişten gelen insanların bir arada olduğu bir yer hem de tarih doludur. Sahilden biraz uzaklaştığınızda demirli İngiliz uçak gemilerini, 1800’lü yıllarda kullanılan tarihi HMS Victory ve HMS Warrier gemilerini görürsünüz. Kentte Normandiya Çıkarması üzerine bir müze vardır. Burası aynı zamanda Falkland Savaşı için İngiliz donanmalarının hareket ettiği yerdi.”

3-OKUL GAZETESİNİN ACAR MUHABİRİ

Tarih kadar güncel olaylara da meraklı: “Okul gazetesinde çalışıyordum. Güncel konularla da çok ilgiliydim. O dönem Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Doğu Avrupa’nın yeniden şekillendirilişi, Körfez Savaşı sırasında Kuveyt’in kurtuluşu konuları üzerine çalışmalar yapmıştım.”

Eğitimine, Cambridge Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ediyor. Sebebini “Münzara takımındaydım. Bir konuda bilgi toplayıp bununla ilgili argümanlarla insanları ikna etmeyi seviyorum. Bu da hukukun yaptığı iş” diye anlatıyor.

GELMEDEN TÜRK DİZİLERİ SEYRETTİM

Reed, “Türkçeyi yeniden kullanmak üzere İstanbul’a dönebilmeyi 15 yıl bekledim” diyor. Dört ay önce Birleşik Krallık’ın İstanbul Başkonsolosu olarak Türkiye’ye döndü. Ülkeyi değişmiş bulmuş mu? Yanıtı: “Geçen yıllar içinde Türkiye’ye gidip geldim. Her geldiğimde yeni yapılar inşa edilmiş oluyor: yeni havaalanları, yeni köprüler... Gelişme hızı çok etkileyici.” Reed, Türkçesinin ‘pasını atmak’ için yaptığı çalışmaları da şöyle anlatıyor: “Pek çok Türk dizisi seyrettim; Zeytin Ağacı, Kuş Uçuşu... Nuri Bilge Ceylan filmleri seyrettim; çok diyalog ve düşünce içerdiği için iyi oldu. Gazete makaleleri okudum.”

TEKNOLOJİYİ HIZLI KULLANAN KAZANIR

Dünya değişirken diplomasi aynı mı kalıyor? Yanıtı: “Diplomasi hâlâ önemli ve etkili ama 20 yıl öncesine göre çok farklı. İlişkileri kurarken ve sorunlara çözüm üretirken daha hızlı olmak gerekiyor. Teknoloji de önemli. En iyi bilgiye en hızlı ulaşan diplomatik servisler avantajlı oluyor ama değişmeyen bir şey de var; etkiniz olmalı ve bu etki, ilişkiler ve ortaklıklarla gelişmeli. Yani klasik, eski usul, William Harborne’un yaptığı diplomasi hâlâ geçerli.”

KONSERLERLE DOLU BİR YAZ GEÇİRDİM

Geldiğinden beri geleneksel diplomasinin örneği olarak pek çok faaliyette bulunmuş: “Sporu çok seviyorum; Galatasaray ve Fenerbahçe’yi ziyaret ettim, Beşiktaş’ı da ziyaret edeceğim. Bu yaz konserlerden de çok keyif aldım. Yakın zamanda Mustafa Sandal konserine gittik. Türkiye’ye gelen İngiliz grupları izlemek çok güzel; Pet Shop Boys buradaydı, Prodigy konseri izledik...”

4-20 YILDA ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ AMA COĞRAFYA DEĞİŞMEDİ

Mezuniyeti sonrası bir süre seyahat ediyor. Ardından üç yıl özel bir hukuk şirketinde çalışıyor. Devamı: “Ticari davaları takip etmeyi seviyordum ama seyahat etmeyi daha çok seviyordum. Bu sebeple Dışişleri Bakanlığı sınavlarına girdim. Uzun bir adaylık süreci sonunda 2003 yılında diplomatlık kariyerim başladı. Üç yıl Avrupa Birliği’yle ilgili departmanda çalıştıktan sonra bir Kıbrıs görevine başvurdum.” Çalışmak için neden bu alana başvurduğunu şöyle anlatıyor: “Genç bir diplomat olarak çalışmak için önemli bir konuydu; Birleşik Krallık’ın Kıbrıs’la uzun yıllara dayanan bir ilişkisi var. Jeopolitiği açısından Türkiye’nin de önemli bir ülke olduğu ve olmaya devam edeceğini öngörüyordum. Nitekim tarih de bunu gösterdi. Geçen yılda çok şey değişti ama coğrafya değişmedi!”

ÖNÜMÜZDEKİ MESELELER

Bugünün dünyasının en zorlu konuları neler? Reed: 1- Yapay zekâ hem fırsat hem de büyük bir değişim. Gelişmelerin hızı inanılmaz; ölçeği Sanayi Devrimi gibi! Etkisi muhtemelen daha da büyük olacak. 2- İklim değişikliği. Bu yaz gördüğümüz muazzam sıcaklıklar önümüzdeki on yılların nasıl geçebileceğine dair bir görüntü sunuyor. İyi haber; temiz enerji teknolojisi de hızlı gelişiyor. Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek olan büyük iklim zirvesi COP31 öncesinde Türkiye ile yakın işbirliği içindeyiz.

UZMANLIKLARIN ‘MÜKEMMEL EVLİLİĞİ’

Yaklaşık 450 yıllık bir ilişki; iyi günler de oldu kötü günler de... Şimdi nasıl bir dönemdeyiz? Reed: “İlişkileri büyüme eğiliminde. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2026 ilk çeyrek sonu itibarıyla 28 milyar Pound’a ulaştı. Türkiye’ye gelen turist sayısı 4.4 milyon; İngilizler, Türkiye’ye gelmeyi seviyor. Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye Eurofighter Typhoon uçaklarının satışı çok önemli. Savunma alanında başka işbirlikleri de var; bölgedeki diğer pazarlarda Türk inşaat şirketleri ve İngiliz mühendislik şirketleri ortak projelere giriyor. Bu alanda iki ülkenin uzmanlıklarının ‘mükemmel evliliği’ var. Dış politika alanında da Körfez’deki gerilimi azaltmak, Ukrayna’yı desteklemek için ortak çalışıyoruz. İki ülkenin de sorun çözme kapasitesi var.” Brexit, günün sonunda iki ülke için hayırlı mı oldu? Yanıtı: “İki ülke arasında doğrudan ticaret için bazı fırsatları açtı. İlişkiyi kuvvetlendirdi ama bu iyi ilişkiler zaten uzun yıllara dayanan saygı ve ortak tarihe dayalı. Etkili kuvvetlerin ortaklığı...”

5-TÜRKÇE KONUŞMAYI ÇOK SEVİYORUM

Reed’in Türkiye serüveni aslında 20 yıl önce böyle başlamış: “Kıbrıs görevi için Türkçe öğrenmem gerekiyordu. Dışişleri’nin dil eğitimi sırasında Londra’daki Türk kafelerinde vakit geçiriyordum. Sonra altı hafta İstanbul, altı hafta İzmir’de ailelerin yanında kaldım.” Türkçe öğrenmek zor olmuş mu? Reed, Türkçe cevaplıyor: “Biraz zordu ama Türkçe çok mantıklı bir dil olduğu için zamanla kolaylaştı. Türkçe konuşmayı çok seviyorum, Türkçe konuştuğunuzda kapılar çok daha kolay açılıyor, herkes sizi takdir ediyor, çok daha zengin sohbetler yapılıp iyi iletişim kuruluyor.”

6-DİPLOMASİ BİR SABIR İŞİ

İlk yurtdışı görev yeri Kıbrıs. Sene 2005... Gündemin ‘Annan Planı’nın olduğu sene: “Türkler ‘Evet’, Rumlar ‘Hayır’ demişti. Elbette bazen gerginlikler oluyordu ama bunları aşmak için etkinlikler, örneğin futbol maçları düzenliyorduk. İki tarafın da müzakere etmesi, ekonomik ilişkilerin desteklenmesi için çalışıyorduk. İlerleme için tarihi ve kültürleri çok iyi bilmek, farklı perspektifleri iyi dinlemek, anlamaya çalışmak ve ortak zemin bulmaya çalışmak gerekiyor. Bu bir sabır işi.” Kıbrıs izlenimleri: “Herkes çok misafirperver, yemek ve aile çok önemli. Aile İngiltere’de de önemlidir ama burada çok daha önemli. Kıbrıslılar gelenekleriyle gurur duyuyor.”

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler