Dini mekanlara saygılı olmak lazım!
-*-*-
Mesela Malta’da da, Katolik kiliselerine, “uygun kıyafetle girebilirsiniz…”
Kapılarda uyarı var!
-*-*-
Larnaka’daki festival ile ilgili olarak yazılanlar için “neden yazdınız?” diyecek değilim!
-*-*-
Tekrar ediyorum, saygım sonsuz da; bunları yazan arkadaşlardan tek ricam, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin avukatlığını yapmak gibi olmayayım ama Güney’de bıraktığımız tüm kutsal mekanlara dibine kadar sahip çıkmış olmalarını da yazmalarıdır!
-*-*-
Biz mi?
Biz, Kıbrıslı Rumların 1974’te terk etmek zorunda kaldığı kilise veya benzeri kutsal mekanlara, özellikle de mezarlıklara hiç sahip çıkmadık!
-*-*-
1974’te kuzeyde 520’den fazla Rum Ortodoks ve Ermeni kilisesi/manastırı bulunuyordu…
-*-*-
Bu rakam içerisinde “şapel”ler de var!
-*-*-
Kiliselerin tamamı soyuldu!
-*-*-
Rumlar hala Dünya’nın dört bir yanından, 1974’te çalıp sattığımız ikonları topluyor!
-*-*-
Mesela, Avrupa Parlamentosu'nda 2006 tarihinde yayımlanan bir metninde, 1974 sonrası Kuzey Kıbrıs’ta 133'ten fazla kilise, şapel ve manastırın tahrip edildiği veya başka amaçlarla kullanıldığı yer aldı…
-*-*-
Cami veya İslam’a ait kutsal mekanın yanında bira festivali yapılmasına tepki vermek tabii ki doğaldır… Tekrar etmek zorunda kaldığım için özür dilerim…
-*-*-
Ama normal olmayan, kilisenin camiye çevrilmesidir…
-*-*-
1900’lerin başlarında, bazı mescitlerimizin yıkıldığı ve yerlerine örneğin Tatlısu (Akatu) köyünde eski belediye binasının yapıldığı biliniyor…
-*-*-
Ancak unutulmamalıdır ki, Rum toplumu veya Yönetimi, 1974’ten sonra Güney’de kalan Türk ve Müslüman vakıf eserlerine; bizim Kuzey’de Rumlardan kalanlara davrandığımız kadar “harap edici” bir şekilde davranmadı!
-*-*-
Ayrıca “festival” dediniz ya; Rumlar, örneğin Aya Napa’daki kilisenin avlusunda bira festivalini geçin; en pornografik etkinliklerini de yapabiliyor!
-*-*-
Şimdi konuyu başka bir yöne çekmek istiyorum…
-*-*-
Londra’da yaşam süren bir solcu arkadaş yazdı ve dedi ki; “… Nikos Hristodulidis, en fanatik Kıbrıslı Rum liderdir…”
-*-*-
Bu analizi neye göre yaptığını doğrusu çok merak ediyorum!
-*-*-
Şimdi Hristodulidis’in ne kadar fanatik veya ne kadar çözümcü olduğunu bilemem ama Makarios’tan bu yana Kıbrıs Cumhuriyeti’ne başkanlık edenlerin bir tekinin dahi siyasi duruşu veya pozisyonu değişmedi!
-*-*-
Temelde baktığınız zaman, “1977’den beri, iki bölgeli, iki toplumlu ve iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözümü” savunuyorlar…
-*-*-
En çok takıldıkları konu nedir?
Belki dönüşümlü başkanlıktır…
Belki toprak meselesidir…
Belki mülkiyettir…
-*-*-
Ama Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini, Türkiye’den taşınan nüfusun tamamını, Türkiye’nin Ada’daki kolordusunu kesinlikle kabul etmedikleri nettir!
-*-*-
“Türk askeri tamamen gitsin” diyen de vardır ama bir miktar askeri varlığa “hayır” demeyecekleri de bilinmektedir…
-*-*-
Peki; bizim istediğimiz nedir?
-*-*-
Veya bizim savunduğumuz nedir?
-*-*-
Ankara’ya mı soralım?
-*-*-
Hristodulidis, Atina’ya mı soruyor?
Yaaaaaa!
-*-*-







