Kıbrıs Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için hazırlanan yeni politika çalışması, ekonomik iş birliğinin ötesinde Doğu Akdeniz’deki stratejik dengeleri de kapsıyor.
Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası (KEVE) bünyesinde faaliyet gösteren Amerikan Ticaret Odası (AmCham), 8 Ekim 2026’da kamuoyuna yansıyan çalışmasında, iki ülke arasındaki ilişkileri derinleştirmek amacıyla beş öncelikli alan belirledi.
Kathimerini’nin haberine göre AmCham, son yıllarda savunma, güvenlik, enerji, teknoloji ve ticaret alanlarında kaydedilen ilerlemenin somut ekonomik ve kurumsal anlaşmalarla desteklenmesini istiyor.
Çalışma, hükümetler tarafından kabul edilmiş bir anlaşma değil. İş dünyasının iki ülke yönetimine sunduğu politika önerilerinden oluşuyor.
1. ABD’YE VİZESİZ SEYAHAT: RET ORANI YÜZDE 2,16
AmCham’ın ilk ve en önemli hedefi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ABD Vize Muafiyet Programı’na (Visa Waiver Program – VWP) dahil edilmesi.
Bu program, kabul edilen ülkelerin uygun koşulları karşılayan vatandaşlarının ABD’ye turizm veya iş amacıyla 90 güne kadar geleneksel vize almadan seyahat etmesine olanak tanıyor. Ancak yolcuların elektronik seyahat izni (ESTA) alması gerekiyor.
AmCham’ın çalışmasına göre Kıbrıs Cumhuriyeti, programa katılım için son yıllarda önemli teknik ve hukuki düzenlemeler gerçekleştirdi.
Biyometrik pasaport sistemleri güçlendirildi, dijital veri paylaşım olanakları geliştirildi ve ABD ile güvenlik alanındaki iş birliğini kolaylaştıran yasal düzenlemeler yapıldı.
Çalışmada dikkat çekilen en önemli veri, ABD vizesi başvurularındaki ret oranının yüzde 2,16 olması.
Bu oran, program için gerekli temel sayısal koşullardan biri olan yüzde 3 sınırının altında bulunuyor.
Bununla birlikte ret oranının düşük olması tek başına programa kabul için yeterli değil. ABD İç Güvenlik Bakanlığının güvenlik ve uygulama koşullarına ilişkin değerlendirmesi de gerekiyor.
AmCham, vize muafiyetinin yalnızca seyahat kolaylığı sağlamayacağını, ABD ile ticari ilişkileri ve yatırım hareketliliğini de artıracağını savunuyor.
Özellikle iş insanları, öğrenciler, araştırmacılar ve turizm sektörü açısından olumlu sonuçlar bekleniyor.
2. 1984 TARİHLİ VERGİ ANLAŞMASI YENİLENECEK
İkinci öncelik, Kıbrıs Cumhuriyeti ile ABD arasındaki çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının modernleştirilmesi.
Mevcut anlaşma 1984 yılında imzalandı, 1985’te onaylandı ve 1986 yılında yürürlüğe girdi.
Yaklaşık 40 yıldır uygulanan anlaşma hâlen geçerli olmasına rağmen AmCham, günümüzün uluslararası vergi standartlarını tam olarak karşılamadığını belirtiyor.
Anlaşma; gelir vergisi, sermaye kazançları, stopaj vergileri, özel katkılar, ayrımcılığın önlenmesi ve vergi bilgilerinin paylaşılması gibi alanları kapsıyor.
AmCham’a göre düzenlemenin yenilenmesi, özellikle iki ülkede faaliyet gösteren şirketlerin karşılaştığı vergisel belirsizlikleri azaltabilir.
Ayrıca yatırımcı güveninin güçlendirilmesi ve Kıbrıs’ın uluslararası şirketler açısından rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.
Ancak yeni bir vergi anlaşmasına ilişkin müzakerelerin başladığına veya tarafların taslak metin üzerinde uzlaştığına dair açıklama bulunmuyor.
3. ABD’DE ÇALIŞANLARIN EMEKLİLİK HAKLARI KORUNACAK
Üçüncü başlık, iki ülke arasında sosyal güvenlik anlaşması imzalanması.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çeşitli ülkelerle sosyal güvenlik anlaşmaları bulunmasına rağmen ABD ile benzer bir düzenlemesi yok.
AmCham, ABD’nin başka ülkelerle yaptığı ve Totalization Agreement olarak bilinen anlaşmaların Kıbrıs Cumhuriyeti ile de uygulanmasını öneriyor.
Bu tür anlaşmalar, iki ülke arasında çalışanların aynı çalışma dönemi için iki farklı sosyal güvenlik sistemine prim ödemek zorunda kalmasını önlemeyi amaçlıyor.
Ayrıca çalışanların farklı ülkelerde geçirdikleri sigortalılık sürelerinin emeklilik hakları bakımından değerlendirilmesine olanak sağlayabiliyor.
Önerinin kabul edilmesi halinde, ABD’de faaliyet gösteren Kıbrıslı çalışanlar ve işverenler açısından sosyal güvenlik maliyetlerinin azaltılması mümkün olabilecek.
ABD’de bir süre çalıştıktan sonra Kıbrıs’a dönen kişilerin emeklilik haklarının korunması da hedefleniyor.
Ancak bunun için iki ülkenin anlaşma koşulları üzerinde müzakere etmesi ve gerekli hukuki süreçleri tamamlaması gerekiyor.






