Narsisler herkesten daha iyi olduklarını düşünürler ve başkalarının buna inanmasını isterler. Onlar için başkasının bakışı önemlidir. Fakat, başkalarına değer verdiklerinden veya görüş alış verişinde bulunmak istediklerinden değil. Başkalarını kendilerine hayran kılmak için yaparlar bunu.
Narsisler kendilerini diğer insanlardan üstün görürler ve gerçek anlamda ilişkiye girmezler. Onlar için önemli olan başkalarını cezbetmektir. Sevmek, diyalog kurmak, açık olmak veya paylaşmak değil.
Çünkü, narsisler hayranlık müptelasıdırlar. Kendilerine hayran olunmasına bağımlıdırlar. Duygusal dünyalarındaki derin boşlukları kapatmak için hayranlık onlar için adeta merhemdir.
“Kitle İnsanı” Narsisin Avıdır!
Siyaset alanı narsisler için çok caziptir. O alana tutkuyla dalarlar ve seçmenleri ayartmak ve peşine takmak için uğraşırlar. Nitekim, günümüz dünyasında her yerde başarı, ün, nüfuz ve güç peşinde koşan pek çok kişi, siyasete özel bir ilgi duyar.
İspanyol düşünür Jose Ortega Y Gasset, 1930 yılında kaleme aldığı “Kitlelerin Ayaklanması” adlı eserinde demokrasiyi bekleyen tehlikeleri incelerken, “Kitle İnsanına” dayalı demokrasinin cumhuriyetçi erdemlerden uzaklaştığını ve demagog siyasetçilerin önünü açtığını anlatır. Düşünüre göre, kalabalıkları oluşturan “Kitle İnsanı” düşünmeyi bilmiyor, etik sorumluluk üstlenmiyor, bilgiyi küçümsüyor ve kendine dayatılan kavramları sorgulamadan kabul ediyor.
Bu da “kendinden hoşnut küçük bey” tarzı politikacıların önünü açıyor.
Nitekim, kitabın yayınlanmasından üç yıl sonra kitle-dalkavuklarının en büyüğü olan Adolf Hitler “kitle insanı” sayesinde iktidara geldi.






