Yerel yönetimleri yalnızca yol, su, temizlik ve altyapı hizmetleri sunan idari yapılar olarak görmediklerine dikkat çeken Hasan Öztaş, belediyelerin, insanların günlük yaşamını doğrudan etkileyen, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve yerel demokrasinin gelişmesine katkı sağlayan kurumlar olduğunu söyledi.
“Katılımcılık, şeffaflık, özgürlük, adalet, ekolojik duyarlılık ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri ekseninde, yıllardır ortaya koyduğumuz belediye hizmetleriyle tüm ülkeye örnek olmanın haklı gururunu yaşıyoruz” diyen Öztaş, belediyeciliği yalnızca günlük hizmetlerin yürütülmesi olarak değil, sosyal adaletin, yerel demokrasinin, çevresel sürdürülebilirliğin ve toplumsal dayanışmanın geliştirilmesi olarak gördüklerinin altını çizdi.
CTP’nin yerel yönetimlerde ortaya koyduğu etkili ve fark yaratan hizmetleri daha da geliştirmeyi amaçladıklarını dile getiren Öztaş şunları söyledi:
“CTP olarak, 56 yıldır, Kıbrıslı Türk toplumunun varlığını ve kimliğini korumak, refahını geliştirip sosyal adaleti sağlamak, kişi hak ve özgürlüklerini korumak için, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin egemen olduğu bir sistemi kurmaya çalışıyoruz. Kıbrıs Türk toplumunun sürdürülebilir barış ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma içinde yaşayabilmesi için ortaya koyduğumuz vizyon sadece merkezi idarede değil, yerel yönetimlerde de yol haritamızı belirliyor ve yerel ile evrensel değerleri buluşturma çabamıza ışık tutuyor.”
“Yerel yönetimlerde ortaya koyduğumuz etkili ve fark yaratan hizmetler”
Soru: CTP’nin yerel yönetimlerdeki başarısı, yarattığı fark yadsınamaz bir gerçek. CTP MYK Yerel Yönetimler Sekreteri ve eski bir belediye başkanı olarak, CTP’nin yerel yönetim anlayışının farkını nasıl açıklarsınız?
Öztaş: CTP olarak, 56 yıldır, Kıbrıslı Türk toplumunun varlığını ve kimliğini korumak, refahını geliştirip sosyal adaleti sağlamak, kişi hak ve özgürlüklerini korumak için, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin egemen olduğu bir sistemi kurmaya çalışıyoruz. Kıbrıs Türk toplumunun sürdürülebilir barış ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma içinde yaşayabilmesi için ortaya koyduğumuz vizyon sadece merkezi idarede değil, yerel yönetimlerde de yol haritamızı belirliyor ve yerel ile evrensel değerleri buluşturma çabamıza ışık tutuyor.
Katılımcılık, şeffaflık, özgürlük, adalet, ekolojik duyarlılık ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri ekseninde, yıllardır ortaya koyduğumuz belediye hizmetleriyle tüm ülkeye örnek olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Yerel demokrasinin gelişmesinin ülke demokrasisi açısından taşıdığı önemin farkındalığıyla bugüne dek temiz ve güzel bir çevre yaratmak; sayısı ve niteliği giderek artan kamusal alanlar oluşturmak; düzenli sportif ve kültürel faaliyetlere olanak sağlayacak modern imkanlar sunmak; kültürel mirası gözeten mekan ve çevre düzenlemeleri yapmak; çocuklar ve gençler için sosyal, kültürel, sportif ve eğlence alanlarında etkinlikler ve programlar düzenlemek; 65 yaş üstü yurttaşlarımızın sağlıklı ve nitelikli bir yaşam sürdürebilecekleri ortamları yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte geliştirmek; erişilebilir kentler yaratmak için kaldırım ve yol düzenlemeleri yapmak; kadın dostu kentleri mümkün kılacak projeleri geliştirip yürürlüğe koymak gibi birçok çalışma gerçekleştirdik.
CTP olarak, yerel yönetimlerde ortaya koyduğumuz etkili ve fark yaratan bu hizmetleri daha da geliştirmek bağlamında, ekonomik tasarruf sağlayacak, ekolojik ve yaşam kalitemizi artıracak akıllı kentler, beldeler ve köyler yaratmak için yine yola çıktık. Bu yolda kenti, kasabayı ve köyü paylaşan herkesin yaşadığı yerin esas sahibi ve öznesi olduğunun bilinci ile katılımcı, şeffaf ve demokratik yerel yönetimler şiarımızı daha da geliştirmek üzere yürüyoruz. İyi yönetişim anlayışımızı tutarlılık, sorumluluk, hesap verebilirlik, adillik, katılımcılık, şeffaflık, etkinlik, çalışma uyumu, hukuka bağlılık, yerindenlik ve ölçülülük ilkeleri üzerine kurguluyoruz. Çünkü biliyoruz ki, ancak katılımcılığı esas alan bir yerel yönetim kent veya köy halkının ihtiyaçlarına cevap verebilir. Çünkü biliyoruz ki, kaynaklarımız ancak şeffaflık ilkesi çerçevesinde kullanılırsa verimli olur. Çünkü biliyoruz ki, kültürel, sosyal ve ekolojik dokumuz ancak demokratik belediyecilik anlayışı ile gelişebilir. Çünkü biliyoruz ki, ortak yaşam alanımız olarak köylerde, kasabalarda ve kentlerde yaşayan herkesin yönetime ve karar alma süreçlerine etkin katılımı bir yerleşim yerinin en değerli hazinesidir.
“Belediyeler, yerel demokrasinin gelişmesine katkı sağlayan kurumlardır”
CTP olarak yerel yönetimleri yalnızca yol, su, temizlik ve altyapı hizmetleri sunan idari yapılar olarak görmüyoruz. Belediyeler, insanların günlük yaşamını doğrudan etkileyen, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve yerel demokrasinin gelişmesine katkı sağlayan kurumlardır. Bizim yerel yönetim anlayışımızın merkezinde insan, sosyal adalet, katılımcılık, şeffaflık ve çevre duyarlılığı bulunuyor.
Amacımız, kentlerde, kasabalarda ve köylerde yaşayan herkesin kendisini yaşadığı yerin bir parçası olarak hissetmesini sağlamaktır. Bunun için halkın karar alma süreçlerine katıldığı, kaynakların verimli kullanıldığı ve hizmetlerin toplumun tüm kesimlerine eşit biçimde ulaştığı bir belediyecilik anlayışını daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.
“Yerel yönetimlerde temel ilke yerinden yönetim ilkesi”
Soru: Yerinden yönetim ilkesini sıkça vurguluyorsunuz. Bu önemi nedir ve günlük yaşama nasıl yansıyacak?
Öztaş: Partimiz yerel yönetimlerde temel ilke olarak yerinden yönetim ilkesini ön plana çıkarmaktadır ve bundan hareketle, Avrupa Konseyi çatısı altında 15 Ekim 1985’te imzaya açılan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın, yerel yönetimlerin merkezi otoriteden özerkliğini temel alan bir yerel yönetim anlayışını benimsiyoruz. Bu bağlamda “kararların, halka olabildiği ölçüde yakın düzeylerde alınması gerektiğine” inanan bir yaklaşıma sahip olarak, yerelliğe verdiğimiz önemi göstermekteyiz.
Yerinden yönetim, kararların mümkün olduğunca halka en yakın idari düzeyde alınması anlamına geliyor. Bir bölgenin ihtiyaçlarını en iyi bilenler, o bölgede yaşayan insanlardır. Bu nedenle yerel sorunların çözümünde yurttaşların görüşlerinin dikkate alınması büyük önem taşıyor. Yerinden yönetim ilkesi sayesinde, uzun vadede ülkemizde yaşayan tüm bireylerin günlük yaşamlarını ilgilendirebilecek her türlü karara katılımcılıkla müdahil olabilmesi sağlanacak. Bu bağlamda, her beldenin özgün yerel koşullarına göre Kent Konseyleri’nin kurulması, bizim için temel önceliklerden biridir. Farklı sosyal grupların katılımıyla kurulacak olan Kent Konseyleri, sadece kentlerimizin ve beldelerimizin yeniden yapılandırılması sürecindeki demokratik katılım mekanizmaları değil, aynı zamanda halihazırda uyguladığımız sosyal belediyecilik politikalarının da geliştirilmesinde etkilidir.
“Belediyelerin kullandığı kaynaklar halkın kaynaklarıdır”
Soru: Belediyelerin mali yapısı ve ekonomik kaynakların verimli kullanılması konusunda hangi ilkeler öne çıkıyor? Belediyelerde şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda nasıl bir yaklaşım öngörüyorsunuz?
Öztaş: Belediyelerin kullandığı kaynaklar halkın kaynaklarıdır. Bu nedenle gelirlerin, giderlerin ve yatırımların toplum tarafından anlaşılabilir ve erişilebilir olması gerekir. Şeffaflık, yalnızca bilgi paylaşmak değil, aynı zamanda yurttaşların belediye yönetimine güven duymasını sağlayan temel bir ilkedir. Yerel vizyonumuzda, belediyelerin aylık gelir ve giderlerini düzenli olarak kamuoyuyla paylaşması, bütçe kalemlerini anlaşılır biçimde açıklaması ve belediye meclisi toplantılarının halka daha açık hale getirilmesi bulunuyor. Muhtarlarla düzenli toplantılar yapılması ve sivil toplum örgütlerinin karar süreçlerine katılması da bu yaklaşımın önemli parçalarıdır.
Belediyelerin sürdürülebilir bir mali yapıya sahip olması, hizmetlerin kesintisiz devam etmesi açısından zorunludur. Gelirleri aşan harcamalarla uzun vadeli hizmet üretmek mümkün değildir. Bu nedenle, bütçe disiplininin korunması, yatırımların gerçekçi biçimde planlanması ve her projenin mali kaynağının önceden ortaya konması gerekiyor.
Mali sürdürülebilirlik...
Mali sürdürülebilirlik çok önemli. Biz, belediyelerin mali imkanlarını ve yerel ihtiyaçlarını birlikte değerlendiren bir planlama anlayışını savunuyoruz. Yatırımlar, belediyelerin gelirleri ve gerçek ihtiyaçları doğrultusunda planlanmalı. Bütçe disiplini korunmalı, kaynaklar öncelikli hizmetlere yönlendirilmeli ve yeni projelerin finansmanı önceden açıklanmalı. Amaç, mali dengeleri gözetirken, belediye hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak. CTP, merkezi hükümette yerel yönetimler ve belediyelerle ilgili mevzuatın öngördüğü denetim mekanizmalarının etkin işlemesini sağlayacak; hesap verebilirliği güçlendirmek amacıyla mevzuattaki yaptırım ve uygulama eksikliklerinin giderilmesi için de gerekli düzenlemeleri yapacak.
Soru: Sosyal belediyecilik konusunda da CTPli belediyelerin icraatları dikkat çekiyor. Bunun geliştirilmesi anlamında projeleriniz nelerdir?
Öztaş: Yaşlıların, engelli bireylerin, çocukların, gençlerin ve ekonomik açıdan dezavantajlı kesimlerin ihtiyaçları belediye politikalarının merkezinde olmalı. Evde bakım hizmetleri, kreşler, okul öncesi eğitim merkezleri, etüt olanakları ve sosyal destekler bu çerçevede öne çıkıyor. CTPli belediyeler, imkanları dahilinde, bu konularda her zaman öncü olmuştur ve olmaya devam edecektir. Belediyelerin, merkezi yönetim ve sivil toplumla işbirliği yapması da hizmetlerin daha geniş kesimlere ulaşmasını sağlayabilir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın dostu belediyecilik...
Soru: Kadın meclisi, engelli meclisi, çocuk meclisi, gençlik meclisi kuran ilk belediye, sizin başkanlığınız döneminde, Geçitkale Belediyesi’ydi. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın dostu belediyecilik CTP’nin yerel vizyonunda da ön planda... Bu konuda nasıl adımlar atılacak?
Öztaş: Kadınların kent yaşamına, ekonomik faaliyetlere ve karar alma süreçlerine eşit katılımı, demokratik yerel yönetim anlayışının önemli bir parçasıdır. Kadınların ihtiyaçlarının yalnızca belirli hizmetlerle sınırlı değerlendirilmemesi; ulaşım, aydınlatma, parklar, meydanlar ve diğer kamusal alanların planlanmasında da dikkate alınması gerekir.
Yerel vizyonumuzda, Yerel Eşitlik Eylem Planları hazırlanması, belediyelerde eşitlik birimleri kurulması ve kadın meclislerinin oluşturulması gibi hedefler bulunuyor. Kadın emeğiyle üretilen ürünlerin pazarlanması, kadın kooperatiflerinin desteklenmesi ve ekonomik yaşama katılımı güçlendirecek meslek edindirme programları da bu çerçevede önem taşıyor.









