Dipkarpaz bölgesinde geçtiğimiz hafta meydana gelen, turizm işletmelerinin mahkeme kararı ile yıkılması ve beraberinde yaşanan tutuklamaların ardından, işletmeciler YENİDÜZEN’e konuştu. İşletmecilerin yanı sıra, Dipkarpaz Çevre Koruma ve Sosyal Aktivite Derneği Başkanı Fırat Borak, yaşanan olaylara ilişkin açıklamalarda bulunarak, yasal düzenlemelere dikkat çekti. Sea Bird Restoran’ın tutuklanan iki ortağından biri olan Ali Haydar Çebi’nin kardeşi Hüseyin Çebi hem restoranın yıkılmasına hem de abisinin tutuklanmasına tepki gösterdi. Çebi, restoranın tüm izinlerinin ellerinde mevcut olduğunun altını çizerek, abisine izin verenlerin de tutuklanması gerektiğini söyleyerek karara tepki gösterdi. Oasis at Ayphilion İşletmecisi Alihan Erkan ise sit alanına hiçbir şekilde zarar vermeyen tamamen ahşap ve taşınabilir bungalowların sökülmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyerek, bu yaşananların Karpaz turizmine bir 'Darbe' olduğunu ifade eden Erkan, kamuoyunda tesisin kapandığı algısının oluştuğunu belirterek tüm olumsuzluklara rağmen işletmenin açık olduğunu ve hizmet vermeye devam ettiğini söyledi.
Dipkarpaz Çevre Koruma ve Sosyal Aktivite Derneği Başkanı Fırat Borak:
“İzinler yenilenmediği gerekçesiyle yıkımlar gerçekleşti”
Dipkarpaz Çevre Koruma ve Sosyal Aktivite Derneği Başkanı Fırat Borak, geçtiğimiz hafta Karpaz’da yaşanan bungalow yıkımları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Borak yıkım sürecinin, işletmelerde mevcut var olan yapılara ek olarak yapılan eklemelere, Eski Eserler Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan izin alınmadığı gerekçesiyle başlandığını söyledi. Buradaki önemli noktanın, 1974 öncesinde Dipkarpaz’da imara kapalı (sit alanı) olan bölgelerde yapılan yapıların, Anıtlar Yüksek Kurulu (AYK) onayının olması gerektiğini ifade eden Borak, bu konuda izlenilen yolu, “Proje hazırlanıp mevcutta olan yere ek yapılmak isteniyor ve bunun da AYK’dan geçmesi gerekiyor. AYK izin verdiği takdirde ek veya projede yenileme yapılabiliyor” sözleriyle anlattı. Borak, yıkılan yerlerden biri olan Sea Bird Restoranı hatırlatarak, önceki yönetim tarafından verilen izinlerin olmasına rağmen, bu izinler yenilenmediği gerekçesiyle hem yıkım gerçekleştirildiğini hem de işletme sahiplerinin hapis cezası aldığını söyledi ve ekledi; “Biz bu olayı 2015-2016 yıllarında yine Altın Kumsal’da yaşadık fakat o yerlerde durum daha farklı olarak sıfırdan yapılan yapılardı. Bugün ki durum ise mevcut olan yapılara eklenen ek yapılara izin olmadığı gerekçesi ile meydana geldi” dedi.
“Bu emirnamenin artık imar planına dönmesi gerekiyor”
Fırat Borak, aralıklarla tekrarlanan yıkımlarla ilgili çözüm önerileri ve taleplerini de dile getirerek, “Buradaki talebimiz; Karpaz, 2004 yılından bu yana emirname ile yönetiliyor. Bu emirnamenin artık imar planına dönmesi gerekiyor. İmar planına dönerken de hem mevcut olan yerlerin hem yeni yapılacak olan yerlerin, belli bir statüye kavuşması gerekiyor” sözlerine yer verdi. Mevcut yapıların 1974 öncesine ait olduğunu fakat günümüz ihtiyaçlarının aynı olmadığına dikkat çeken Borak, Karpaz’da turizmin gelişmesi, insanların ekoturizme yönelmesi sebebiyle de oldukça fazla kalabalık oluştuğunu vurguladı. Borak, meydana gelen yoğun kalabalıktan dolayı da mevcut yerlerin hizmet vermeye yetmediğini ve insanların dar alanlarda turizm yapamayacaklarının altını çizdi. Ayrıca yıkılan yerlerle ilgili ‘kimseye bir zararı olmayacak’ bakış açısı olduğunu belirten Borak, “Oysa ki bu yerler yerel esnafa da çok fayda sağlıyor çünkü, bu işletmeler iş yaptıkça hem bölgedeki esnaf hem de bölge halkı buradan zincirleme şeklinde ekmek parası kazanacak” ifadelerini kullandı. Borak, bir diğer önemli noktanın ise yapılacak olan yeni yapılar için de pilot bölgeler seçilerek, rahatlıkla turizm yapılabilecek bir alan sağlamak olduğunun altını çizdi. İmar planı düzenlenmesi takdirde dikkat edilmesi gereken en önemli hususun ise doğa olduğunu vurgulayan Borak, “Tüm bu alanlar inşa edilirken hem doğayı hem çevreyi hem de kültürel varlıkları koruyarak insanların turizm yapabilmelerini sağlayabilmektir” dedi.
Hüseyin Çebi:
“Savcılık, Manastır’dan Zafer Burnu’na giden yolun resmi yol olmadığına karar verdi izinleri iptal etti”
Sea Bird Restoranın mahkeme kararı ile yıkılmasının ardından tutuklanan ortaklardan, Ali Haydar Çebi’nin kardeşi Hüseyin Çebi, işletmenin abisi tarafından 1994 yılında dönemin ilgili bakanlığından kiralanarak faaliyete girdiğini aktardı. Çebi, aynı dönemlerde restoranın yol izninin verildiğini, Bakanlar Kurulu kararı ile yatırım izninin onaylandığını ve ilgili dairelerin görüşleri de alınarak restoran projesinin hayata geçtiğini ifade etti. Çebi, restoranın tamamen ahşap olduğunun altını çizerek, vergi levhası dahil olmak üzere gerekli tüm ödemelerin yapıldığını vurgulayarak, Mağusa Eski Eserler Dairesi tarafından yapılan şikâyet üzerine tüm bu izinlerin mahkeme kararıyla iptal edilerek yıkımın gerçekleştiğini ifade etti. Çebi, gerekçe olarak ise, AYK memurunun işletmenin AYK kurallarına aykırı olarak inşa edildiği iddiası olduğunu belirtti. Daire müdürünün şikâyetinin ardından savcılığın harekete geçerek işletmeyi araştırdığını söyleyen Çebi, “Savcılık, Apostolos Andreas Manastırı’ndan Zafer Burnu’na giden yolun resmi yol olmadığına ve işletmenin izinlerinin iptali için tüm ilgili daireleri arayarak izinlerin iptali sağlandı” dedi. Ellerinde tüm gerekli belgelerin mevcut olduğunun altını çizen Çebi, hiçbir şekilde eski yapılar dışında beton dökülmediğini ve tüm yapılan eklerin taşınabilir ahşap malzeme kullanarak yapıldığını da vurguladı.

“Kardeşimi içeri atıyorsanız, bu izinleri verenleri de tutuklamanız gerekiyordu”
Çebi, abisi Ali Haydar Çebi ve ortağı Turan Erenköylü’nün tutuklanmalarıyla ilgili mahkemenin ön yargılı davrandığını söyledi. İşletmenin tüm izinlerinin ellerinde mevcut olduğunu yineleyen kardeş Çebi, “Kardeşimi içeri atıyorsanız, bu izinleri verenleri de tutuklamanız gerekiyordu” dedi. Çebi ayrıca karara tepki göstererek, “Yargı olarak eğer bir usulsüzlük varsa ve inanıyorsanız ki devletin ihmalkarlığıyla verilen yolun insanlara mal etmek büyük bir yanlıştır” sözlerine yer verdi. Kardeşinin cezaevine gönderilme kararının ‘işgal sebebiyle’ olduğunu belirten Çebi, “Benim kardeşime işgalci dediler. Kardeşim 2026 yılı Eylül ayına kadar kirasını devlete ödüyordu ve bir kuruş dahi borcu yoktu. Nasıl işgalci oluyor benim kardeşim” diyerek tepkisini dile getirdi. Çebi, yolun resmi yol olmadığı gerekçesine karşın Apostolos Andreas Manastırı’nın emsal olduğunu ve oranın da yolu yoksa nasıl resmi olarak aynı daire olan Eski Eserlerin oraya tadilat izni çıkarabildiğini sorguladı.
Oasis at Ayphilion İşletmecisi Alihan Erkan:






