Karpaz’da bir kadın daha erkek şiddetine karşı verdiği mücadeleyi kamuoyuna taşıdı. Mayıs 2025’te boşandığı eski eşi K.G.’nin kendisini silahla tehdit ettiğini, psikolojik şiddet uyguladığını ve boşanmanın ardından iki küçük kızıyla görüşmesini engellediğini söyleyen B., çocuklarının maruz kaldığını belirttiği şiddet olayları karşısında da kamu kurumlarından yeterli destek alamadığını anlattı.
B., 3 ve 5 yaşındaki kızlarının velayetini psikolojik şiddet ve ekonomik çaresizlik nedeniyle babalarına bırakmak zorunda kaldığını, ancak mahkemenin tanıdığı günlük görüşme hakkının da engellendiğini söyledi. Sosyal Hizmetlere ve polise yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten B., çocuklarını görmek için verdiği mücadele sırasında hakkında açılan davalarla da karşı karşıya kaldı.
“İLK ZAMANDAN İTİBAREN BAŞIMA SİLAH DAYADI”
Henüz 16-17 yaşlarındayken başlayan ilişkisinde tehdit ve baskıyla karşılaştığını anlatan B., nişanlılık döneminde K.G.’nin başına silah dayadığını, silahı ittiğinde ise ateş edildiğini aktardı. Yaşadığı korku nedeniyle polise başvuramadığını belirten B., “O zaman hiç kimseye bir şey anlatamadım. Polise de gidemedim. Gerçekten de çok korkmuştum” dedi.
Evlilik boyunca istemediği halde tesettürlü yaşamaya zorlandığını, evden çıkarken sürekli hesap vermek zorunda kaldığını söyleyen B., evdeki şiddete çocuklarının da tanık olduğunu anlattı. Eski eşinin bir tartışma sırasında kapıyı kırarak polisi aramasını engellediğini, büyük kızının bu olayı halen hatırladığını belirtti.
Yıllarca ayrılmaktan korktuğunu anlatan B., “Bir gün ölümü de göze alsam ben bu evlilik içinde durmayacağım, artık bırakacağım diyordum” sözleriyle yaşadığı süreci aktardı. Sonunda çocuklarını alarak annesinin evine gittiğini ve boşanma sürecini başlattığını söyledi.
SOSYAL YARDIM ESKİ EŞİN ŞİKAYETİ ÜZERİNE KESİLDİ
Boşanma sürecinde iki küçük çocuğuna bakabilmek için sosyal yardım başvurusunu Erenköy’deki Sosyal Hizmetler birimine yaptığını belirten B., eski eşinin müdahaleleriyle karşılaştığını anlattı. Kurum görevlilerinin kendisine boşanma kararından emin olup olmadığını sorduklarını, K.G.’nin yardım yapılması halinde kendilerini tehdit ettiğini söylediklerini aktardı.
Bunun üzerine Lefkoşa’daki Sosyal Hizmetler yetkililerine başvurduğunu, ancak gerekli desteği oradan da alamadığını belirten B., geçimini sağlamak için kısa süreli işlerde çalışmaya başladığında ise çocuklarını annesine bırakmasının Sosyal Hizmet uzmanları tarafından sorun edildiğini söyledi. Çalışmaya devam etmesi halinde sosyal yardım alamayacağının kendisine bildirildiğini ifade etti.
Bugün Kıbrıs‘ın Sosyal Hizmetlerdeki kaynağından edindiği bilgilere göre, B.’ye bağlanan sosyal yardımın kesilmesinde eski eşinin kuruma yaptığı baskı etkili oldu. Kaynak, ilgili görevlilere yönelik baskılar bulunduğunu ve siyasi ilişkilerin sürece müdahale ettiği yönündeki iddiaları destekleyen bilgiler de paylaştı.
B. ise K.G.’nin babasının Dipkarpaz’da UBP örgüt başkanı olduğunu, kamu çalışanlarının ailenin siyasi bağlantılarının kamu kurumları üzerindeki etkisinden çekindiğini söyledi.
EKONOMİK ÇARESİZLİK NEDENİYLE VELAYETİ BIRAKTI
Boşanma davasında kendisine sağlanan hukuki destekten de beklediği sonucu alamadığını anlatan B., çocuklarının geleceği için mal paylaşımı ve nafaka talebinde bulunmak istediğini, ancak avukatının kendisine bu konuda umut vermediğini söyledi.
Ekonomik çaresizlik ve eski eşinin baskıları nedeniyle velayeti babaya bırakmayı kabul ettiğini belirten B., K.G.’nin maddi durumunun daha iyi olduğunu, kendisinin ise çalışıp toparlandıktan sonra yeniden velayet davası açmayı planladığını anlattı.
Mahkemenin kendisine her gün çocuklarını görme hakkı tanıdığını, ancak eski eşinin görüşmeleri engellediğini belirten B., çocuklarıyla daha fazla zaman geçirebilmek için çalışma düzenini değiştirmeyi teklif ettiğini, bunun da kabul edilmediğini söyledi.
ÇOCUĞUN VÜCUDUNDA MORLUKLAR, DARP İDDİASI ARAŞTIRILMAYI BEKLİYOR
B., çocuklarının babalarının yanında kaldıkları dönemdeki bakım koşullarına ilişkin de ciddi endişeler taşıdığını anlattı. Çocuklarından birinin darp edildiğini, vücudunda morluklar bulunmasına rağmen hazırlanan sağlık raporunda yaralanmaların darp olarak değerlendirilmediğini söyledi.
Doktorun rapora “Morluk vardır ama darp değildir” yazdığını anlatan B., sağlık raporunun hazırlanmasında karşı tarafın ilişkilerinin etkili olmuş olabileceğinden şüphelendiğini belirtti.
B. ayrıca, çocuğunun bakıcısı tarafından ısırıldığını öne sürdüğü olaya ilişkin bir video kaydını da gazetemize iletti. Bugün Kıbrıs‘a ulaştırdığı diğer fotoğraflarda ise çocuklardan birinin hastane yatağında bacağının alçıda olduğu, başka bir görüntüde de bir çocuğun bacak bölgesinde morluklar bulunduğu görüldü.
B., çocuklarının uğradığını belirttiği şiddet olaylarının ve sağlık raporlarının incelenmesini istedi.
SOSYAL HİZMETLER ÖNCE MÜDAHALE SÖZÜ VERDİ, SONRA GERİ ADIM ATTI
Çocuklarının bakım koşullarına ilişkin endişelerinin yanında, mahkemenin tanıdığı görüşme hakkını da kullanamadığını belirten B., Sosyal Hizmetlerden bu konuda yardım istediğini, ancak kendisine verilen sözlerin tutulmadığını anlattı.
Ziyamet’te yaşanan bir darp olayı sırasında Sosyal Hizmetler görevlisinin kendisinden çocuğu teslim etmesini istediğini söyleyen B., bir sonraki hafta çocuklar kendisine gösterilmezse müdahale edeceği sözü verildiğini belirtti. Ancak B., sonraki hafta aynı engelle karşılaşınca görevliyi yeniden aradığını ve bu kez “Şu anda bir şey yapamıyorum. Vermek istemiyorsa vermez” yanıtını aldığını söyledi.






