İzlanda, "Avrupa Birliği (AB) müzakereleri yeniden başlatılsın mı" sorusuyla yarın referanduma giderken, Kuzey Atlantik'teki stratejik konumu ve değişen güvenlik dengeleri ülkenin AB ile ilişkilerini yeniden gündeme getirdi.
Kuzey Atlantik Okyanusu'nda, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında yer alan yaklaşık 400 bin nüfusa sahip İzlanda'da halk, yarınki referandumda AB'ye üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmamasına karar verecek.
İzlanda, AB üyelik başvurusunu 2009'da yaparken, üyelik müzakerelerinin devam ettiği 2013'te AB karşıtı hükümetin başa gelmesiyle süreç askıya alındı. Ülkede 2024'te yapılan son seçimde Sosyal Demokrat İttifakı liderliğinde kurulan koalisyon ise müzakerelerin yeniden başlatılıp başlatılmaması konusunda referanduma gitme kararı aldı.
Referandumdan "evet" çıkması halinde müzakerelerin yeniden başlatılması gündeme gelecek. Müzakerelerin tamamlanması halinde ise üyelik için yeni bir referandumun yapılması gerekecek.
Yarınki referandumla İzlanda'da ekonomik, siyasi ve egemenlik tartışmaları yeniden gündeme gelirken Ada'nın kritik öneme sahip Grönland-İzlanda-İngiltere hattı olarak bilinen GIUK Boşluğu'nda stratejik konumda bulunması referandumun jeopolitik boyutunu da öne çıkarıyor.
AB ÜYELİĞİ TARTIŞMASININ MERKEZİNDE BALIKÇILIK SEKTÖRÜ VAR
İzlanda'nın AB üyeliği konusundaki en hassas başlıklardan biri balıkçılık sektörü olarak gösterilirken bunun, sadece ekonomik açıdan değil ulusal kimlik ve egemenlik açısından son derece önemli olduğu belirtiliyor.
AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası'na dahil olmanın İzlanda'nın balıkçılık üzerinde karar alma yetkisini nasıl etkileyeceği endişesi üzerinde durulurken, yarınki referandumdan "evet" çıkması durumunda devam edecek AB müzakerelerinde en önemli başlığın balıkçılık olacağı öngörülüyor.
"HALK, ÜYELİK MÜZAKERELERİNİN NE GETİRECEĞİNİ GÖRMEK İSTEYEBİLİR"
Araştırmacı Tobias Etzold, AA muhabirine yaptığı açıklamada, referandumda sonucu belirleyecek en önemli etkenlerin başında İzlanda'nın AB'ye katılması durumunda balıkçılık sektörü üzerindeki kontrolü kaybetme korkusu açısından bağımsızlık ve egemenlik konularının geldiğini belirtti.
İkinci etkenin de güvenlik olduğunu aktaran Etzold, bu başlıkta ABD'den gelen askeri desteğin azalması ve NATO'nun zayıflaması durumunda "dışlanma korkusu" olabileceğinin altını çizdi.
Etzold, "Bir ölçüde merak da etkili olacaktır. Halk, üyelik müzakerelerinin ne getireceğini görmek isteyebilir. Bu nedenle gerçek üyeliğin faydalarına ikna olmasalar da 'evet' oyu kullanılabilir" ifadelerini kullandı.
İzlanda'nın ordusu olmayan bir NATO üyesi olması nedeniyle AB'nin güvenlik açısından etkili olup olmayacağını değerlendiren Etzold, "AB, güvenlik ve savunma politikalarını daha da genişletmeyi, yeteneklerini ve kapasitesini geliştirmeyi başarabilmesi durumunda bu husus önem kazanabilir. Ancak bu şu anda fark oluşturacak bir düzeyde değil. İzlanda, AB üyesi olsa dahi güvenlik konusunda NATO ve ABD'ye güvenmek durumunda" ifadelerine yer verdi.
Etzold, İzlanda'nın üye olmadan da yapılan çeşitli işbirliği anlaşmalarıyla AB'ye yakın bir konumda olduğuna değinerek "Üyelik olmasa da referandumdan 'hayır' oyu çıksa da İzlanda, AB'ye yakınlaşmaya devam edecektir. Ancak değişen güvenlik ortamı artık daha fazla İzlandalıyı AB üyeliğinin avantajları konusunda ikna etmiş görünüyor" değerlendirmesinde bulundu.





