Lefkoşa 26°USD49,40 ₺▲EUR55,65 ₺▼GBP65,40 ₺▼GRAM ALTIN6.644,78 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

İyi çocuklar olun, susun, sorgulamayın!

Konfor alanı tuzağı…Tükenmişlik…-*-*-İki gün arka arkaya bu iki konuyu yazdık…-*-*-Gerçekten çok ciddi sayıda mesaj aldım…-*-*-Bize...

4 dakika okumaHaber: Serhat İncirli
Paylaş
İyi çocuklar olun, susun, sorgulamayın!

Bize bir konfor alanı yaratıldı; o konfor alanından çıkmak istemiyoruz ama aynı zamanda tükendik!
Gücümüz kalmadı!

-*-*-

Bir okur ya da bir dost dedi ki, “öğrenilmiş çaresizlik” de var!

-*-*-

Evet, öğrenilmiş çaresizlik bizi anlatan bir diğer “sosyolojik” durumdur!

-*-*-

Size bir örnek vereyim…

-*-*-

Güney Kıbrıs’ta askeri atış alanlarından özellikle bir tanesinin yeri çok ciddi tartışma konusudur…

-*-*-

Kalo Chorio…

-*-*-

Kıbrıs’ta birden çok “Kalo Chorio” adlı köy var…

-*-*-

Bir tanesi mesela Lefke’deki Çamlıköy’dür! 
Rumlar oraya da Kalo Chorio der…

-*-*-

Limasol bölgesinde de bir tane var sanırım…

-*-*-

Ve bir tane de Larnaka’da…

-*-*-

Larnaka’daki Calo Chorio köyüne Türkler Vuda der…

-*-*-

Vuda çok önemli bir karma köydü…
1974’ten önce tabii ki!

-*-*-

Neden önemliydi?
Çünkü “karma” bir köydü!
Yani Rumlar ve Türkler birlikte yaşıyordu!

-*-*-

Başka karma köyler de vardı elbette…
Tabii ki vardı!
Ama büyük çoğunluğunda, nüfusun çok büyük bölümü Rum’du!

-*-*-

Lefke, Omorfo da geçmişte karmaydı…
Lefkoşa karmaydı…
Lurucina bir dönem karmaydı…
Lefke ve Luricina’da da Türkler çoğunluktu…

-*-*-

Vuda’da neredeyse yüze 80 – 85 Türk, yüzde 15 – 20 Rum nüfus yaşardı!

-*-*-

1974’ten sonra bu köydeki Türk nüfus Kuzey’e göç etti…
Onların boşalttığı evlere de Güney’den göçen Rumlar yerleştirildi…

-*-*-

Bunun öğrenilmiş çaresizlikle ne alakası var?
Geliyorum!
Oraya geliyorum!
Biraz sabır!

-*-*-

1974 sonrasında Rum Ordusu bu köyün yakınlarına bir atış alanı yaptı…

-*-*-

Atış alanı yıllardır kullanılıyor…

-*-*-

Ancak son zamanlarda bu atış alanındaki eğitimler nedeniyle ciddi yangın riskleri yaşanıyor hatta geçtiğimiz Temmuz’da büyük bir yangın çıktı!

-*-*-

Bölgedeki ya da Vuda’daki ahali buna tepki gösterdi!
Hem de ciddi tepki!
Köylü ayaklandı!
Hükümete gidildi!
Konu Temsilciler Meclisi’nde ele alındı ve askere ya da orduya, “kendinize başka atış alanı bulun” dendi!

-*-*-

Kıbrıs’ta iki taraf da oldukça militarist tavırlarla yönetiliyor!

-*-*-

Ama Kuzey ile Güney arasında çok ciddi fark var!

-*-*-

Güney’de toplum veya hükümet ya da Meclis; atış alanı için orduya, “kendinize başka yer bulun” diyebiliyor!

-*-*-

Ama cılız, ama güçlü, toplum bu konuda ayaklanabiliyor!

-*-*-

Peki KKTC’de?

-*-*-

Beyköy – Alevkayası veya Kalkanlı’da atış alanı kaynaklı çok ciddi riskler var!
Çok yangın çıktığı gibi; Kalkanlı’daki atış alanı nedeniyle dev gibi bir yol projesi yön değiştirdi; Lefkoşa – Güzelyurt (Mevlevi Kavşağı) – Kalkanlı bağlantısı; Mevlevi Kavşağı’nda durduruldu!

-*-*-

Biz bu konuyu tartışamıyoruz bile!

-*-*-

Ne bölgeliler, ne Kalkanlılılar, ne ülke insanları, ne hükümet ne de Meclis bu konuyu tartışabiliyor!

-*-*-

Peki neden?

-*-*-

Öğrenilmiş çaresizlik budur!

-*-*-

Çeşitli kaynaklara göre öğrenilmiş çaresizlik yani “Learned Helplessness”, insanın tekrar tekrar başarısızlık, hayal kırıklığı veya kontrol edemediği olumsuz durumlarla karşılaşması sonucunda, koşulları değiştirebileceğine ilişkin inancını kaybetmesidir.

-*-*-

Kısacası insan, aslında değiştirme imkânı bulunduğu bir durumda bile artık hiçbir şey yapamayacağına inanabilir.

-*-*-

Çaresizlik yalnızca ordunun gücünden, baskısından, ağırlığından falan kaynaklanmaz; zamanla insanın düşünce biçimine de yerleşir…
“Askerin kontrolündeki alanı mı alacağız?”

-*-*-

Yıllarca birçok vatandaşın “tapulu Türk malı toprağı” da askerin işgalindeydi!
Hakkını mahkemede aramak isteyenlere yapılan baskıları herkes biliyor!

-*-*-

İnsan bir sorunu çözmek için çaba gösterir ancak istediği sonucu alamaz… 
Hatırlayalım, eskiden yollarda, “Öncelik askeri araçlarındır” yazılı tabelalar vardı…
Gel de bunun nedenlerini tartış!

-*-*-

İnsan, “Ne yaparsam yapayım sonuç değişmiyor” düşüncesini geliştirir ki biz de geliştirdik!

-*-*-

Mesela Maronitlere köylerini askerden dolayı iade edemiyoruz; askerin tutuculuğu nedeniyle Erenköy’den geçiş hakkı veremiyoruz! Hatta bu konuyu müzakere bile edemiyoruz!

-*-*-

Ve toplum olarak da bu konuları tartışmaktan – mücadelesini vermekten vazgeçtik!
Yeni yollar denemeyi, mesela sıkıysa Avrupa’dan yardım istemeyi veya harekete geçmeyi kim aklına getirebilir?

-*-*-

Haliyle bir çaresiz toplum yaratılmıştır ve bu toplum hâlâ başarısız olacağını düşünerek hiç kılını kıpırdatmaz!

-*-*-

Konfor alanı tuzağına düştük… 
Düşürüldük!
Adına “ganimet tuzağı dedim”…

-*-*-

İlk gün bunu yazdık…

-*-*-

Dün, “tükenmişlik”ten söz ettik!
Ne dedik?
“Uzun süreli veya aşırı stresin neden olduğu fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme pozisyonundayız!”

-*-*-

Ve aynı zamanda, “öğrenilmiş çaresizlik” de içimize işlendi!
Nakış gibi hem de!

-*-*-

Fransa’da öğrencilerin ayaklanma sebepleri; bizdeki eğitim aksaklıklarının yanında devede kulak bile değil ama on binlerce genç Fransız sokaklarda!
Biz!

-*-*-

Aman annem, aman babam, sakın ha!
Oturun evde!
Oturun oturduğunuz yerde!
Ülkeyi kurtarmak size mi kaldı?
Ayrıca, “ayaklanmak da neyin nesi?”… 
İyi çocuklar olun!
Susun!
Sorgulamayın!

-*-*-

Bakın büyüklerimiz ne diyor?
İyi çocuklar olmazsak Rumlar bizi kesecek!
Yaaaaa!

-*-*-

(Not: Cidden toplumumuzun varlığını sürdürebilmesi adına hala umudu olan var mı?)

Büyüdün be fil, sökebilirsin o kazığı!

Öğrenilmiş çaresizlik, bir kişinin geçmişte yaşadığı tekrarlayan başarısızlıklar, engeller veya kontrol edemediği olumsuz durumlar nedeniyle, gelecekteki sonuçları değiştirebileceğine olan inancını yitirmesi ve çabalamaktan tamamen vazgeçmesidir.

-*-*-

Hikâyeye göre, yavru bir filin ayağına bir ip bağlanır ve ip küçük bir kazığa tutturulur. Fil kurtulmak için defalarca çabalar. İpi çeker, kendini geriye atar, kaçmaya çalışır ama başaramaz.

-*-*-

Zamanla denemekten vazgeçer.

-*-*-

Fil büyür, güçlenir ve artık o küçücük kazığı kolayca sökebilecek hâle gelir. Fakat ayağındaki ipi çekip kurtulmayı denemez. Çünkü geçmişte öğrendiği şey şudur: “Ne yaparsam yapayım, kurtulamam.”

-*-*-

Böylece onu yerinde tutan şey, ipin fiziksel gücünden çok, geçmişte edindiği beklentidir.

pvqkf8l-ns0dr1tllnalxdbbomgitd1kbhqqktr-ljxloqn-xvjrjdlegujloe16k085wazdphojs9tw5tgmxqtqyu3zzsi6yjpqlpkxrsi14whcgrmhfudrau-3lcczfgcojvd4sue0vjn4ddvy0yw8sy6kphzb11ah1jdmmvcuo-cnvyo1civ52v.jpg

Bu yazı toplam 79 defa okunmuştur.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler