Cyprus Mail’e konuşan Shay Gal, Kıbrıs Cumhuriyeti ile İsrail arasındaki ilişkilerin son dönemde savunma, enerji ve siyasi alanlarda hızla genişlediğine dikkat çekti.
Gal, iş birliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güvenliğini ve ekonomik bağımsızlığını güçlendirmesi gerektiğini, ancak Lefkoşa’nın kendi dış politikasını yürütme kapasitesini sınırlayacak yeni bağımlılıklar yaratmaması gerektiğini belirtti.
“ARAP ÜLKELERİYLE İLİŞKİLER BİR VARLIK”
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Arap ülkeleriyle geleneksel ilişkilerinin İsrail’le yakınlaşmaya engel olmadığını savunan Gal, bu ilişkileri Lefkoşa açısından diplomatik bir avantaj olarak nitelendirdi.
Gal, İsrail’le dostluğun her İsrail politikasının desteklenmesi anlamına gelmediğini de söyledi; güvenli bir İsrail’in yanı sıra egemen ve silahsızlandırılmış bir Filistin devleti ile birleşik bir Kıbrıs perspektifini desteklediğini ifade etti.
TÜRKİYE SALDIRISI DURUMUNDA “KARŞILIKLI YARDIM” ÖNERİSİ
Gal’ın en dikkat çekici önerisi savunma alanında geldi.
İsrail ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında resmi bir karşılıklı yardım anlaşması yapılmasını öneren Gal, böyle bir düzenlemenin olası bir bölgesel kriz durumunda iki ülkenin yükümlülüklerini önceden belirleyeceğini söyledi.
Gal’a göre anlaşma, İsrail’in kendisi saldırıya uğramamış olsa dahi, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik olası bir Türkiye saldırısında İsrail’in destek vermesini içermeli. Önerdiği çerçevede istihbarat paylaşımı, erken uyarı, hava savunması, siber güvenlik, acil tedarik ve gerektiğinde doğrudan askeri yardım bulunuyor.
Gal, bunun Avrupa’nın Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik yükümlülüklerinin yerine geçmemesi gerektiğini de vurguladı.
“TÜRKİYE İLE NORMALLEŞME KIBRIS VE YUNANİSTAN PAHASINA OLMAMALI”
İsrail ile Türkiye arasında gelecekte yaşanabilecek bir yakınlaşmanın Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan’la ilişkileri zayıflatmaması gerektiğini savunan Gal, İsrail’in Lefkoşa ve Atina’yla ilişkilerinin Ankara’yla olası normalleşmeden bağımsız biçimde sürmesi gerektiğini söyledi.
Gal ayrıca, Türkiye ile tam normalleşmenin Kıbrıs, Hamas, Ege ve deniz yetki alanları konularında politika değişiklikleri gerektirdiğini savundu.






