Ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda İç Tüzük’ün 62. maddesi kapsamında yaptığı konuşmada, hükümetin seçim yasakları öncesinde aldığı kararları ve Kıb-Tek’te yaşanan iş kazasının ardından izlediği politikaları eleştirdi.
Seçim yasaklarının başlamasından önceki son saatlere kadar devlet dairelerinde ve vatandaşlar arasında büyük bir huzursuzluk yaşandığını belirten İncirli, hükümetin 5 ve 6 Ekim tarihlerinde Bakanlar Kurulu’ndan 150 karar geçirdiğini söyledi. Arazi dağıtımları, kiralamalar, istihdamlar, atamalar ve terfilerle ilgili işlemlerin seçim yasaklarına son anda yetiştirilmesine tepki gösteren İncirli, bu kararların hukuki, idari ve mali yönden inceleneceğini açıkladı.
“İKİ GÜNDE 150 KARAR ÇIKARDINIZ”
Hükümetin son beş yıldaki uygulamalarına seçim yasakları öncesinde alınan tartışmalı kararları da eklediğini belirten İncirli, uzun zamandır bekleyen işlemlerin neden son iki güne bırakıldığını sordu.
İncirli, 5 ve 6 Ekim tarihlerinde alınan 150 Bakanlar Kurulu kararına işaret ederek, vatandaşların hak ettikleri hizmetlere kavuşmasına karşı olmadığını, ancak bu işlemlerin zamanlamasını ve uygulanma biçimini kabul etmediğini söyledi.
Seçim yasakları öncesinde bankalarda, kaymakamlıklarda, Şehir Planlama Dairesi ve İçişleri Bakanlığı önünde uzun kuyruklar oluştuğunu anlatan İncirli, vatandaşların ve kamu görevlilerinin saatlerce bekletildiğini belirtti. İşlemlerin aceleyle ve adaletsiz biçimde yürütüldüğünü kaydeden İncirli, bu süreçte ciddi usulsüzlükler yaşandığını ileri sürdü.
“UBP’Lİ BELEDİYE BAŞKANLARI VE MUHTARLAR ÜZERİNDEN İŞLERİ YÜRÜTTÜNÜZ”
Arazi kiralama ve kırsal kesim arsalarının dağıtılmasında siyasi ayrımcılık yapıldığını ileri süren İncirli, hükümetin UBP’li belediye başkanları ve partiye yakın olduğu bilinen muhtarlar üzerinden hareket ettiğini söyledi.
Muhtarların bağımsız kişiler olduğunu hatırlatan İncirli, buna rağmen muhtarlar arasında dahi ayrımcılık yapıldığını, arazi dağıtımı ve kiralama işlemlerinde yalnızca hükümete yakın muhtarların devreye sokulduğunu savundu.
Kamu kaynaklarının siyasi partilerin tasarrufunda olmadığını belirten İncirli, “Oysa ki bütün kamu kaynakları bu ülkede halkındır” diyerek bunların eşitlik ve adalet içerisinde dağıtılması gerektiğini kaydetti.
İncirli, hükümetin arazi işlemlerinin yanı sıra terfi, atama ve istihdamları da seçim yasakları öncesinde aceleyle gerçekleştirdiğini belirterek, vatandaşların haklarının siyasi bağlantılara göre verilmesini eleştirdi.
“O KADAR ÇOK VERECEĞİNİZ HESAP OLACAK Kİ…”
Hükümetin seçim yasakları öncesindeki kararlarının göreve geldiklerinde inceleneceğini açıklayan İncirli, özellikle hali araziler, orman arazileri, kırsal kesim arsaları, terfiler, atamalar ve Kalkınma Bankası’ndaki işlemleri işaret etti.
Bu kararların kamu maliyesine etkileri ile hukuka ve idari usullere uygunluğunun araştırılacağını belirten İncirli, hükümet üyelerine şu sözlerle seslendi:
“Hiç böyle buralara çıkıp da bizim hiç veremeyeceğimiz bir hesap yoktur demeyin, boşuna yorulmayın. Çünkü o kadar çok vereceğiniz hesap olacak ki, o kadar çok vereceğiniz hesap olacak ki, hangisinden başlayacağınızı bilemeyeceksiniz.”
İncirli, kamu kaynaklarının hükümette bulunan siyasi partilere ait olduğu anlayışını tehlikeli bulduğunu belirterek, bütün kaynakların halkın ortak malı olduğunu hatırlattı.
Hükümetin aldığı kararlarda eşitlik, liyakat ve kamu maliyesini gözetmediğini savunan İncirli, siyasi baskıların kamu görevlilerini de olumsuz etkilediğini söyledi. Seçim yasaklarının başlamasıyla kamu görevlilerinin siyasi baskılardan bir süreliğine kurtulduğunu belirten İncirli, bu süreçte yaşananların unutulmayacağını kaydetti.
“İNSANLARIN HAKKINI LÜTUF GİBİ SUNUYORSUNUZ”
Hükümetin vatandaşların hak ettiği hizmetleri siyasi lütuf gibi sunduğunu söyleyen İncirli, insanların kendilerine minnet duymasının beklendiğini belirtti.
İncirli, “İnsanların hakkı olanı onlara lütuf gibi veriyorsunuz. Ve diğer insanların da hakkını yiyorsunuz” diyerek kamu hizmetlerinin siyasi yakınlığa göre dağıtılamayacağını söyledi.
CTP’nin iktidara gelmesi halinde vatandaşların haklarını alabilmek için herhangi bir siyasi partiyle bağlantı kurmak zorunda kalmayacağı bir düzen kuracaklarını belirten İncirli, “İnsanların haklarını alabilmeleri için herhangi bir siyasi partiyle bağlantı kurmalarını gerektiren düzeni biz değiştireceğiz” dedi.
İncirli, geçmiş dönemde yapılan bütün işlemlerin hukuka uygunluk, şeffaflık, eşitlik ve liyakat ilkeleri doğrultusunda değerlendirileceğini belirterek, meşru biçimde kazanılmış hakların korunacağını, incelemelerin siyasi hesaplaşma amacı taşımayacağını ifade etti.
Devletin temel sorumluluğunun vatandaşlar arasında ayrımcılık yapmak değil, adaleti sağlamak olduğunu kaydeden İncirli, “Devletin görevi yurttaşları arasında ayrımcılık yaratmak değildir. Devletin görevi yurttaşlarına adalet sağlamaktır” dedi.






