Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı, Sucu çiftinin Girne Limanı’nda yaklaşık 20 saat bekletilmesi ve ardından sınır dışı edilmesine ilişkin ciddi insan hakları ihlali iddialarının açıklığa kavuşturulmasını talep etti. Vakıf, özellikle çıplak arama, elektronik cihazların incelenmesi ve böbrek nakilli Sergen Sucu’nun sağlık hizmetine erişiminin sağlanmamasına dikkat çekti.
Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı, YENİDÜZEN’in “Bu nasıl güvenlik” başlığıyla manşetine taşıdığı haberle ilgili yazılı açıklama yaptı.
Vakıf, 26 Ağustos Salı günü Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a gemiyle tatil amacıyla gelen Sergen Sucu ve İmre Sucu’nun Girne Limanı’nda yaklaşık 20 saat boyunca bekletildiğini, ertesi gün ise açık bir gerekçe bildirilmeksizin sınır dışı edildiğini belirtti.
Sucu çiftinin, haklarında yürütüldüğü belirtilen işlemin sebebi ve hukuki dayanağı konusunda yeterli açıklama yapılmaksızın bekletildiğini ifade eden Vakıf, olayın gerçekleştiği sırada durumdan haberdar olduklarını ve süreci yakından takip ettiklerini kaydetti.
“Sorularına yeterli yanıt verilmedi”
Vakıf, edindikleri bilgilere göre Sucu çiftinin uzun saatler boyunca neden bekletildikleri, haklarında ne tür bir işlem yürütüldüğü ve bu işlemin ne zaman sonuçlanacağı konusunda belirsizlik içerisinde bırakıldığını belirtti.
Çiftin sorularına yeterli yanıt verilmediğini ve temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda ciddi sorunlar yaşadığını ifade eden Vakıf, daha da önemlisi böbrek nakilli olduğunu ve sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğunu beyan eden Sergen Sucu’nun gerekli sağlık hizmetine erişiminin sağlanmadığını kaydetti.
Açıklamada, “Dahası, böbrek nakilli olduğunu ve sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğunu beyan eden NDr. Sergen Sucu’nun gerekli sağlık hizmetine erişimi sağlanmamıştır” ifadelerine yer verildi.
Bunun yanında, Dr. İmre Sucu’nun çıplak aramaya tabi tutulduğu, Sucu çiftine herhangi bir soruşturmanın kapsamı veya hukuki dayanağı açıklanmaksızın kendilerine ait telefon ve bilgisayarların incelendiğinin de kendilerine aktarıldığı belirtildi.
“Sınır kapılarında temel haklar askıya alınamaz”
Bir yabancının ülkeye kabul edilip edilmemesi konusunda devletin sahip olduğu yetkilerin, sınır kapılarında gelen kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin askıya alınabileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Vakıf, yaklaşık 20 saat boyunca fiilen özgürlükten yoksun bırakılma, hukuki dayanak konusunda bilgilendirilmeme, sağlık hizmetine erişimin engellenmesi, çıplak arama ve elektronik cihazların incelenmesi iddialarının ciddi insan hakları sorunları doğurduğunu belirtti.
Vakıf açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:
“Bir kişinin saatler boyunca fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılması, bunun sebebi ve hukuki dayanağı konusunda bilgilendirilmemesi; sağlık hizmetine erişiminin engellenmesi; beden mahremiyetine ağır bir müdahale teşkil eden çıplak aramaya tabi tutulması ve kişisel elektronik cihazlarının incelenmesi, hukuki dayanak, gereklilik, ölçülülük ve etkili denetim bakımından ciddi insan hakları sorunları doğurmaktadır.”
Özellikle çıplak aramanın sıradan ve rutin bir güvenlik tedbiri olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Vakıf, “İnsan onuruna ve özel hayata son derece ağır bir müdahale oluşturan böyle bir uygulama kabul edilemez” dedi.
Telefon ve bilgisayar gibi özel hayata ilişkin son derece kapsamlı bilgiler içeren elektronik cihazların incelenmesinin de sınırsız bir idari yetki olarak görülemeyeceğini ifade eden Vakıf, bu tür müdahalelerin hangi hukuki yetkiye dayanılarak, hangi amaçla ve hangi sınırlar içerisinde gerçekleştirildiğinin açıklanabilir ve denetlenebilir olması gerektiğini kaydetti.
“Sağlık hizmeti devletin sorumluluğundadır”
Vakıf, özgürlüğü fiilen kısıtlanan ve sağlık bakımından özel bir durumu bulunduğunu bildiren kişinin gerekli sağlık hizmetine erişiminin sağlanmasının devletin sorumluluğunda olduğunu vurguladı.






