Guterres mektubunda, Kıbrıslı Türklerin kültürel, sportif, siyasi ve diplomatik faaliyetlerini etkileyen gelişmelere ilişkin endişeleri dikkatle not ettiğini belirterek, yaşananların karşılıklı güvenin güçlendirilmesine yönelik girişimlere ters düştüğünü ifade etti.
Guterres ayrıca, etkinliklerin iptali de dahil olmak üzere, güven tesisini engelleyen eylemlerin, ortak çabalara ters düştüğünün ilgili tüm aktörler nezdinde yeniden vurgulanmasını talep ettiğini kaydetti.
Bir yandan “müzakerelere yarından başlamaya hazırım” diyen Hristodulidis, öte yandan da Kıbrıslı Türklerin dünya ile her türlü ilişkisini kesmeye, Kıbrıslı Türkleri dünyadan soyutlamaya ve deyim yerindeyse yalnızlaştırmaya çalışıyor.
Hristodulidis karma evliliklerden doğan Kıbrıslı çocukların Anayasal hakkı olan vatandaşlık hakkını da vermemek için olmadık engeller çıkarıyor.
Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olarak 2007 yılında yürürlüğe koyduğu bir kararla karma evlilikten doğan Kıbrıslı çocukların vatandaşlık hakkını engelliyor.
Bu engellemeler elbette iki toplum arasında güven artırmaya değil, güven erozyonuna neden olur.
Hristodulidis de bu yapılanların güven yaratmadığını, aksine güvensizlik yarattığını biliyor. Buna rağmen bu konuları ısrarla sürdürüyor.
Bunun nedeni Hristodulidis’in aslında muhatabı Kıbrıs Türk lider Erhürman ile müzakere ederek çözüme ulaşmak değildir.
Bunun yerine Kıbrıs sorununun çözümünü Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde çözümleyebileceğine inanıyor.
Türkiye, AB üyesi olmak, ya da AB ile ilişkilerini geliştirmek istiyorsa, önce Kıbrıs konusunda Hristodulidis’in taleplerine olumlu yanıt verecek.
Böylece Kıbrıs sorunu, Kıbrıslı Türkler olmadan ve onların istekleri karşılanmadan, Hristodulidis’in istediği biçimde çözümlenecek.
Bu hayaldir.
Hristodulidis bu hayalin peşinden yürümeyi, buradaki muhatabı Erhürman’la masaya oturarak çözüm bulmaya tercih ediyor.






