Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanmasının önündeki temel engelin siyasi irade eksikliği olduğunu belirterek, 9 Kasım’da yapılması planlanan üçlü görüşmenin liderleri uzlaşıya teşvik etmesini umduğunu söyledi.
Kıbrıs Haber Ajansı’nda (CNA) bugün yayımlanan röportajında değerlendirmelerde bulunan Holguín, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in son dönemde gerçekleştirdiği ikili görüşmelerde ele alınan girişimler üzerinde uzlaşmalarını beklediğini ifade etti. Holguín, üçlü görüşmenin hem güven yaratıcı önlemler hem de gelecekte yürütülecek müzakere sürecinin yöntemi konusunda anlaşmaya varılmasına katkı sağlamasını istediğini belirtti. “Ziyaretim sırasında gerçekleştirilecek üçlü görüşmenin, iki lideri ikili görüşmelerinde ele aldıkları girişimler üzerinde uzlaşmaya teşvik etmesini umuyorum” diyen Holguín, çözüm için pratik iş birliğinin, siyasi iradenin ve sürecin Kıbrıslıların sahiplenmesinin önemine dikkat çekti.
"DOĞRUDAN DİYALOG ÖNEMLİ ANCAK YETERLİ DEĞİL"
Son aylarda iki lider arasında gerçekleştirilen görüşmeleri olumlu değerlendiren Holguín, doğrudan diyaloğun yararlı olduğunu ancak mevcut durumu değiştirecek siyasi iradenin yalnızca görüşmelerle ortaya konulamayacağını belirtti. Holguín, bu nedenle iki lideri birlikte çalışma konusunda gerçek bir istek ortaya koyacak güven yaratıcı önlemleri hayata geçirmeye çağırmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Esaslı müzakerelerin yeniden başlamasının her iki tarafın da tutumuna bağlı olduğunu belirten Holguín, ilerleme sağlanabilmesi için tarafların somut adımlar atması gerektiğini kaydetti.
"BM TEMSİLCİSİNİN ADADA SÜREKLİ BULUNMASINA GEREK YOK"
Kıbrıs’ta bulunmadığı yönündeki eleştirilere de yanıt veren Holguín, liderler arasındaki ikili görüşmelerin amacının tarafların özel olarak bir araya gelerek meseleleri özgürce tartışabilmesini sağlamak olduğunu söyledi. “Benim orada bulunmama gerek yok” diyen Holguín, görevinin iletişimi kolaylaştırmak ve tarafların ortak noktalar bulmasına yardımcı olmak olduğunu belirtti.
Diyaloğun doğrudan bir parçası olmadığını ve müzakerelere katılmadığını ifade eden Holguín, bu nedenle adada sürekli bulunmasının gerekli olmadığını kaydetti. “Kıbrıslılar kendi geleceklerini kendi ellerinde tutuyor” diyen Holguín, iki toplumun geçmişte yaşanan acı deneyimler yerine kendilerini birleştiren unsurlara odaklanmasını umduğunu belirtti.
"GÜVEN YARATICI ÖNLEMLERDE İLERLEME SAĞLANAMADI"






