Lefkoşa 38°USD47,74EUR55,25GBP64,48GRAM ALTIN6.660,55 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Holguín: Kıbrıs’ta ilerlemenin önündeki en büyük engeller değişim korkusu ve siyasi irade eksikliği

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, Politis’e verdiği röportajda yeni bir 5+1 toplantısının yapılabilmesi için iki liderin doğrudan ve düzenli görüşmesi, güven yaratıcı önlemler…

6 dakika okumaHaber: Kıbrıs Postası
Paylaş
Holguín: Kıbrıs’ta ilerlemenin önündeki en büyük engeller değişim korkusu ve siyasi irade eksikliği

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, Politis gazetesine verdiği röportajda Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri, yeni bir 5+1 toplantısının koşullarını, geçmiş yakınlaşmaları, müzakerelerin önündeki engelleri, bölgesel güvenlik risklerini, Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkilerini ve kamuoyunun barış sürecindeki rolünü değerlendirdi.

Holguín, BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede, barış çabasının geleceğinin öncelikle iki liderin atacağı adımlara bağlı olduğunu vurguladı. Holguín’e göre şu aşamada ihtiyaç duyulan asgari koşul, iki lider arasında sürdürülebilir ve doğrudan temasın devam etmesi ve tarafların yalnızca konuşmakla kalmayıp ilerlemeye hazır olduklarını gösteren güvenilir adımlar atması.

Holguín, liderlerin önümüzdeki aylarda somut adımlar atması halinde birçok konunun önünün açılabileceğini belirterek, ilerlemenin önündeki en büyük engellerin değişim korkusu ve tüm taraflarda siyasi irade eksikliği olduğunu söyledi.

YENİ 5+1 İÇİN ÜÇ BAŞLIK

Holguín, yeni bir 5+1 toplantısının gerçekleştirilebilmesi için iki liderin doğrudan ve düzenli şekilde görüşmeye devam etmesi gerektiğini söyledi.

İkinci olarak güven yaratıcı önlemler konusunda ilerleme sağlanması gerektiğini belirten Holguín, bu başlığın ilerleme açısından vazgeçilmez bir koşul olduğunu ifade etti. Üçüncü başlığın ise öz ve metodoloji olduğunu kaydetti.

Holguín, kendi ofisinin bu zeminin hazırlanmasına yardımcı olduğunu belirterek, BM’nin son birkaç aydır geçmişte sağlanan yakınlaşmaları, Crans-Montana’ya kadar uzanan BM kayıtlarını da kapsayacak şekilde derlediğini açıkladı.

Hazırlanmakta olan belgenin tamamlandığında iki lidere sunulacağını belirten Holguín, BM’nin önceki 5+1 toplantısının başarısızlığının tekrarlanması riskini taşıyan yeni bir toplantı düzenlemeyeceğini söyledi.

“BM’nin yeniden başarısızlıkla sonuçlanma riski taşıyan bir 5+1 toplantısına gitmeyeceğini” ifade eden Holguín, böyle bir başarısızlığın sürece zarar vereceğini kaydetti.

“GUTERRES’İN ZİYARETİNDE ÖNEMLİ BİR ORTAK AMAÇ OLUŞTU”

Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin sonuçlarına ilişkin eleştirileri değerlendiren Holguín, ziyarette “hiçbir şey olmadığı” yönündeki değerlendirmeye katılmadığını söyledi.

Holguín, yaklaşık on yıl sonra ilk kez iki liderin BM Genel Sekreteri ile bir araya gelerek öz, metodoloji ve güven yaratıcı önlemleri görüştüğüne dikkat çekti.

Ziyaretin bir başlık veya büyük bir anlaşma ortaya çıkarmadığını, ancak bundan daha önemli bir sonuç doğurduğunu belirten Holguín, iki tarafın söz konusu üç başlıkta ilerleme sağlamak konusunda ortak bir amaç ortaya koyduğunu ifade etti.

Holguín, Guterres’in Kıbrıslıların kalıcı bir çözüm bulmasına yardımcı olma konusundaki kararlılığını gösteren ziyaretin olumlu olduğunu söyledi. Tarafların uygun ortamı yaratacak somut adımlar atması halinde birçok konunun çözülebileceğini belirterek, “Liderlerin eylemlerine bağlıyız” mesajını verdi.

“YAKINLAŞMALAR BİR MENÜ DEĞİL”

BM’nin geçmişteki yakınlaşmaları derlediği çalışmaya ilişkin soru üzerine Holguín, amacın geçmişte üzerinde uzlaşılan noktaların müzakerelerin yeniden başlamasını kolaylaştıracak şekilde doğru biçimde kayıt altına alınması olduğunu söyledi.

Holguín, BM kayıtlarında yer alan ve Crans-Montana’ya kadar uzanan tüm konulardaki yakınlaşmaların hazırlanmakta olan belgede yer alacağını belirtti.

Ancak tarafların bu yakınlaşmalar arasında istediklerini seçip diğerlerini dışarıda bırakmasının mümkün olmadığını vurgulayan Holguín, yönetişim, güvenlik ve garantiler, toprak ve mülkiyet konularının birbirleriyle derin biçimde bağlantılı olduğunu söyledi.

Bir başlıktaki yakınlaşmanın değerinin bütünün bağlamı içerisinde anlam kazandığını belirten Holguín, “Bu bir menü değil, seçip alma meselesi değil” yaklaşımını ortaya koydu.

Holguín, bu konuda müzakerecilerle birlikte çalışacaklarını da ifade etti.

“BÖLGEDEKİ İSTİKRARSIZLIK KIBRIS İÇİN RİSK”

BM Genel Sekreteri Guterres’in bölgesel istikrarsızlığın Kıbrıs açısından oluşturduğu risklere ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Holguín, Kıbrıs’ın güvenlik açısından kırılgan bir bölgenin içinde bulunduğuna dikkat çekti.

Doğu Akdeniz, Körfez ve Orta Doğu’da ciddi gerilimlerin yaşandığını belirten Holguín, bölgede koşulların birkaç ay öncesinde dahi hayal edilmesi zor gelişmelerin yaşandığına işaret etti.

“Bu istikrarsız bölgede her şey bir anda değişebilir” diyen Holguín, çözümsüz Kıbrıs sorununun durağan ve kendi içine kapalı bir mesele olmadığını söyledi.

Enerji rekabeti, güvenlik gerilimleri ve değişen ittifakların Kıbrıs sorununu çevresindeki gelişmelere açık hale getirdiğini belirten Holguín, sorunun her yıl çözümsüz kalmasının tarafların kontrolü dışındaki dinamiklerle daha fazla iç içe geçmesine neden olduğunu ifade etti.

Holguín, bunun beklemek yerine acil hareket edilmesi gerektiğine işaret eden bir durum olduğunu söyledi.

AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNE VURGU

Holguín, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin Kıbrıs sorununa etkisine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

AB ile Türkiye arasında iyi bir anlayışın Kıbrıs meselesi açısından her zaman olumlu olacağını belirten Holguín, BM Genel Sekreteri’nin yeni girişiminin bu ilişkide olumlu adımlar atılmasına katkı sağlaması halinde bunun olası bir müzakere süreci açısından faydalı olacağını söyledi.

Bu sürecin BM tarafından yürütülmeyeceğini belirten Holguín, AB Komisyonu’nun Türkiye ile doğrudan çalışacağını ifade etti.

AB’nin Kıbrıs için özel temsilcisi Raffaele Fitto ile ilerleme ihtimalinin bulunduğunu kaydeden Holguín, böyle bir ilerlemenin müzakere sürecinin başlaması halinde gerekli olacağını belirtti.

“KIBRIS’TA GİZLİ MÜZAKERE HAZIRLIĞI NEREDEYSE İMKÂNSIZ”

Kıbrıs’ta liderlerin ve Ankara’nın kamuoyuna yaptığı açıklamaların güven vermediği yönündeki değerlendirmeye ilişkin Holguín, kamuoyuna yansıyan söylemlerin sürecin tamamını yansıtmayabileceği uyarısında bulundu.

Müzakere hazırlığının ilerleme sağlamak için daha kontrollü ve özel bir aşamaya ihtiyaç duyduğunu belirten Holguín, Kıbrıs’ta böyle bir sürecin yürütülmesinin son derece zor olduğunu söyledi.

Kolombiya’daki barış görüşmelerini örnek veren Holguín, burada iki yıl boyunca görüşmelerin tamamen gizli yürütüldüğünü ve tek bir yakınlaşmanın dahi basına sızmadığını belirtti. Bunun Kıbrıs’ta düşünülemez olduğunu ifade etti.

Holguín, Kıbrıs’ta sızıntıların sürecin güvenilirliğine zarar vermemesi umuduyla hareket etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Kamuya yapılan açıklamaların hem iç politikada hem de diplomatik alanda işlev gördüğünü belirten Holguín, buna rağmen çalışma düzeyindeki görüşmelerin son dönemde geçmişe kıyasla daha ayrıntılı hale geldiğini kaydetti.

Basının doğrulanmamış spekülasyonlara dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Holguín, bu tür spekülasyonların sürece zarar verdiğini belirtti.

Holguín ayrıca, kendisinin taraflara herhangi bir belge sunmadığını veya teslim etmediğini açıkça ifade etti.

“KAMUOYUNUN SÜRECE DAHİL EDİLMESİ GEREKLİ”

Holguín, Kıbrıs’ta barış sürecine daha geniş bir kamuoyu katılımının sağlanmasının gerekli olduğunu söyledi.

2004 referandumundan çıkarılması gereken derslere dikkat çeken Holguín, özellikle Güney Kıbrıs’taki deneyimin kamuoyunun doğru ve saygılı biçimde bilgilendirilmesinin önemini gösterdiğini ifade etti.

Liderler ve diğer paydaşların, müzakerelerde ele alınacak konuların ve bunların Kıbrıslıların günlük hayatına olası etkilerinin toplum tarafından anlaşılmasını sağlamak konusunda önemli bir role sahip olduğunu belirtti.

Guterres’in Kıbrıs ziyareti sırasında teknik komiteler ve sivil toplum temsilcileriyle özellikle görüşmesinin de bu anlayışın parçası olduğunu kaydeden Holguín, kendi görevi boyunca iki liderin ötesinde farklı kesimlerin görüşlerini dinlemeye özen gösterdiğini söyledi.

Holguín, iki toplumun da ilerlemek istediğine güçlü biçimde inandığını ifade etti.

Bir çözümün referanduma sunulacak olması nedeniyle her iki toplumun da ortak geleceklerini şekillendirebilecek düzenlemeler konusunda şeffaf ve dürüst biçimde bilgilendirilme hakkına sahip olduğunu belirten Holguín, daha geniş kamuoyu katılımının siyasi müzakerelerin dikkatini dağıtan bir unsur değil, müzakerelerin ayakta kalmasını sağlayacak temel unsurlardan biri olduğunu söyledi.

“EN BÜYÜK ENGELLER DEĞİŞİM KORKUSU VE SİYASİ İRADE EKSİKLİĞİ”

Kıbrıs sorununda ilerlemenin önündeki en büyük engelleri de değerlendiren Holguín, bunların değişim korkusu ve sürece dahil olan tüm aktörlerdeki siyasi irade eksikliği olduğunu söyledi.

Yıllardır doğrudan müzakerelerin yapılmamasının taraflar arasındaki güvensizliği derinleştirdiğini belirten Holguín, basında yer alan belirli raporlar veya sızdırılmış teklifler hakkında yorum yapmayacağını ifade etti.

Holguín, bunların hiçbirinin BM’nin resmi tutumunu yansıtmadığını belirtti.

Şu anda yapılması gereken asgari şeyin iki lider arasında sürdürülebilir doğrudan temasın sağlanması ve her iki tarafın ilerlemeye yalnızca sözde değil, somut biçimde hazır olduğunu gösteren görünür ve güvenilir bir işaret ortaya koyması olduğunu söyledi.

Holguín ayrıca mevcut dönemin önemine dikkat çekerek, BM Genel Sekreteri’nin sürece kişisel düzeyde verdiği önem, garantör ülkeler ile AB arasındaki uyum ve Kıbrıs sorununa yönelik uluslararası ilginin aynı anda ortaya çıkmasının sık rastlanan bir durum olmadığını belirtti.

Bu fırsatın boşa harcanması halinde yakın zamanda benzer bir fırsatın yeniden ortaya çıkacağının varsayılmaması gerektiğini vurguladı.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler