Çaydamlı, Kıbrıs'ta insanların çoğu zaman gerçeğin tamamını değil, yalnızca kendi görüşlerini destekleyen kısmını duymak istediğini belirterek, vicdana ve gerçeklere sadık kalmanın bir bedeli olduğunu ifade etti.
"KIBRIS'TA DÜRÜST OLMAK KOLAY DEĞİLDİR"
Çaydamlı'nın değerlendirmesinin tamamı şu şekilde:
"Kıbrıs'ta dürüst olmak kolay değildir. Hele ki hem vicdanınıza hem de gerçeklere sadık kalmaya çalışıyorsanız, bunun bir bedeli vardır. Çünkü bu adada insanlar çoğu zaman gerçeğin tamamını değil, yalnızca kendi işlerine gelen kısmını duymak ister.
ÇAYDAMLI'DAN AŞIRI RUM VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE ELEŞTİRİ
Aşırı Rum milliyetçileri benden hoşlanmaz. Bunun temel nedeni, benim bir Kıbrıslı Türk olmamdır. Bu benim seçtiğim bir kimlik değil; doğuştan sahip olduğum bir gerçektir. Fakat onların gözünde bu bile beni 'öteki', hatta 'düşman' yapmaya yeter.
Ne var ki, Kıbrıs'taki Türk askerî varlığını 'işgal' olarak nitelendirdiğimde, Rum aşırı milliyetçileri, söylediklerimi büyük bir memnuniyetle alkışlarlar. Aynı kişiler, söz dönüp de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 Anayasası'nın öngördüğü ortaklık düzeninin 1963-1964 olaylarından sonra fiilen ortadan kaldırılmasına, Kıbrıslı Türklerin devlet yönetiminden ve Temsilciler Meclisi'nden dışlanmasına geldiğinde ise bir anda sessizleşir. İşte o noktada artık beni dinlemek istemezler, zira ben artık 'devlete isyan eden' bir Türküm!
Dürüstlük, yalnızca karşı tarafın hatalarını dile getirmek değildir. Dürüstlük, hoşunuza gitmese bile kendi tarafınızın yanlışlarını da kabul edebilmektir.
Ancak aynı ikiyüzlülük ne yazık ki Türk tarafında da vardır.
Kıbrıslı Türk aşırı milliyetçileri de benden hoşlanmaz. Çünkü ben yalnızca Rumların işlediği suçlardan ve yaptığı provokasyonlardan söz etmiyor, Türk tarafının yaptığı yanlışları, hukuka aykırı uygulamaları ve provokasyonları da aynı açıklıkla dile getiriyorum. İşte bu yüzden onların gözünde ben 'bir hain veya en azından bir Rumcu' oluveriyorum.
Oysa ben yalnızca tek taraflı bir tarih anlatısını değil, gerçeğin tamamını savunuyorum.
Türk milliyetçileri de, Türk askerî varlığı veya kimilerine göre 'işgali' hakkında tek kelime etmediğim ve bütün sorumluluğu yalnızca Rum tarafına yüklediğim sürece söylediklerimi beğenirler. Özellikle de Kıbrıslı Türklerin, 1964'ten bu yana 1960 Anayasası'nın öngördüğü ortaklık esaslarına aykırı biçimde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hükûmetinde ve parlamentosunda temsil edilmediğini dile getirdiğimde...


