Diğer tarafta silahlanma, askeri ittifaklar ve Türk askerini hedef alan saldırı senaryoları!
Üstelik bu kez mesele yalnızca Rum yönetiminin yıllardır sürdürdüğü siyasi söylemlerden ibaret değil…
Yunanistan ve İsrail üzerinden dillendirilen askeri senaryolar, Doğu Akdeniz'de tehlikeli bir zihniyetin yeniden gündeme taşındığını gösteriyor…
…
Yunanistan'da emekli bir komutanın, İsrail'in KKTC'deki Türk askeri hedeflerine saldırabileceği yönündeki iddiaları, Başbakan Ünal Üstel'in açıklamalarıyla gündeme geldi…
Rum-Yunan basınında tartışıldığı belirtilen senaryolarda, Yunan ordusunun olası bir saldırıya destek vermesi ve Türkiye'nin Kıbrıs'tan çıkarılması dahi konuşuluyor…
Bunlar resmî bir saldırı kararının kanıtı değil. Ancak böyle ihtimallerin tartışılabiliyor olması bile son derece düşündürücü…
Soruyorum: Barıştan söz edenlerin gündeminde Türk askerine yönelik saldırı senaryolarının ne işi var?
…
Tam da bu gelişmeler yaşanırken Rum basınında bu kez Maraş üzerinden yeni bir diplomasi tartışması başlatıldı…
Maraş'ın Birleşmiş Milletler yönetimine bırakılması, Mağusa Limanı'nın ise Avrupa Birliği denetiminde uluslararası trafiğe açılması yönünde bir öneri bulunduğu ileri sürüldü…
Rum yönetimi iddiaları ne doğruladı ne de yalanladı…
Dahası, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın öneriyi önce kabul ettiği, ardından Türkiye'nin müdahalesiyle reddettiği iddiası ortaya atıldı…
Erhürman ise bu anlatıdaki çelişkilere dikkat çekerek iddialara karşı çıktı…
Peki, henüz doğrulanmamış bir öneri üzerinden neden böylesine bir algı oluşturuluyor?
Diplomasi, basına sızdırılan iddialarla mı yürütülecek?






