Kıbrıs’ın kuzeyinde son dönemde art arda yaşanan bıçaklı saldırılar, silahlı olaylar, ölümlü trafik kazaları ve ülkede izinsiz ikamet eden kişilerin karıştığı vakalar, “güvenlik” tartışmasını yeniden gündemin ilk sıralarına taşıdı. Yaşananların ardından Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), “toplum güvenliği” gündemiyle Cumhuriyet Meclisi’ni olağanüstü toplantıya çağırırken, Başbakan Ünal Üstel ise eleştirilere güvenlik güçlerinin çalışmaları ve suç verileri üzerinden yanıt verdi; ülkede güvenlik sorunu olduğu yönündeki değerlendirmelere karşı çıktı.
Üstel, toplumdaki güvenlik kaygısını bir “algı operasyonu” olarak niteledi.
Siyasette “ülke güvenli mi, değil mi?” tartışması sürerken YENİDÜZEN, tartışmayı sokağa taşıdı, yurttaşlara kendilerini güvende hissedip hissetmediklerini ve hükümetten hangi önlemleri beklediklerini sordu.
YENİDÜZEN’e konuşan yurttaşların büyük bölümü, son dönemde yaşanan olayların ardından kendilerini eskisi kadar güvende hissetmediklerini dile getirdi. Geçmişte kapılarını kilitlemeden yaşayabildiklerini, çocuklarını daha rahat sokağa gönderebildiklerini anlatan yurttaşlar, bugün ise evden çıkarken, trafikte araç kullanırken hatta çocuklarını dışarı gönderirken endişe duyduklarını söyledi. “Eski Kıbrıs yok”, “Artık güvende olduğumuzu hissetmiyorum”, “Zorunlu olmadıkça dışarı çıkmak dahi istemiyorum” sözleri, sokaktaki güvenlik kaygısının ortak ifadeleri oldu.
Yurttaşların üzerinde en fazla durduğu konulardan biri ise ülkeye giriş-çıkışların ve ülkede izinsiz ikamet eden kişilerin yeterince denetlenmediği düşüncesi oldu. Pasaport veya ön izin uygulamasından ikametgâh bilgilerinin kontrolüne, ülkeye geliş amacının sorgulanmasından muhaceret denetimlerinin artırılmasına kadar farklı öneriler dile getirildi. Bazı yurttaşlar, son dönemde yaşanan olayları hatırlatarak “Ülkeye girişlerin kontrolünü sağlamak bu kadar zor olmamalı” derken, bazıları ise güvenliğin bireysel tedbirlerle sağlanamayacağını ve sorumluluğun devlette olduğunu vurguladı.
Sokaktaki ortak beklenti ise hükümetin daha etkin önlem alması yönünde oldu. Yurttaşlar, yalnızca polis sayısının artırılmasının yeterli olmayacağını, ülkeye girişlerden muhaceret denetimlerine, trafikten silahlanmaya kadar güvenlik politikalarının bütünlüklü şekilde ele alınması gerektiğini dile getirdi. Bazı yurttaşlar hükümetin aldığı tedbirleri yetersiz bulurken, bazıları da ülkede güvenlik ve güvensizliğin her zaman var olduğunu ancak gelen kişilerin kayıt altına alınması ve denetimlerin artırılması gerektiğini söyledi.

Hasan Karakaş: “Ülkeye girişlerin kontrolünü sağlamak bu kadar zor olmamalı”
“Ülke 20 yıl önceki hali ile kıyasladığımızda güvenli değil. Karışıklık aldı başını gidiyor. Yabancı ülkelerden kontrolsüzce girişler olabiliyor, bu her yerde yaşanan bir durum. Fakat kontrollerin artması gerekiyor ve lüzumsuz kişilerin ülkeye alınmaması gerekiyor. Sonuçta burası bir ada ülkesi, çok fazla suistimal olabiliyor ve ‘turist olarak geliyorum’ diyerek farklı şeyler yapabiliyorlar. Geçenlerde gerçekleşen ölümlü kazada duyuyoruz ki sürücü 3 yıldır burada kaçak yaşıyor, bunların kontrol edilmesi gerekiyor. Bu arabayı nasıl alabildi? Araba alınırken kaçak olduğu ortaya çıkmalı ve bunu vatandaşlar olarak bizim değil hükümetin yapması gerekir. Ülkede kaçak durumuna düşen insanlar, parası olmadığı için geri dönemeyen kişiler ve bana göre bütün kötülüklerin başı parasızlıktır. Parası olmayan birisi her türlü kötülüğü yapmaya meyillidir. Kişilere sabitlenen bir durum değil ama türlü türlü kötülükler beklenebilir. Bu yüzden ülkeye ihtiyaç doğrultusunda kişilerin alınması gerekiyor ve bunun kontrolünü sağlamak bu kadar zor olmamalı. Hükümetin bu konuyu titizlikle ele alması gerekiyor. Evimizin, arabamızın kapılarının kilitlendiğini kontrol etmeden yaşamak zorlaştı. Alınan güvenlik yeterli değil ki bu olaylar yaşanıyor. Birileri gelip bu ülkede galerilere ateş edememesi lazım, bu silahı nereden bulup getiriyorlar. Bunu düzenlemeleri hükümet yapmak zorunda, kontrolleri sıkılaştırarak veya cezaları yükselterek ama bir yol bulunması gerekiyor.”

Ülkem Kaya: “İşe giderken endişeli gidiyoruz, trafikte yine aynı şekilde”
“Daha önce çok güvenli bir adada yaşıyorduk fakat şu an hiç güvenliğimiz kalmadı. İşe giderken endişeli gidiyoruz, trafikte yine aynı şekilde kimin kime saldıracağı belli değil. Her ülkeden insan gelebilir ama daha kontrollü olmalı ve geldikleri ülkelerde hangi şartlarda yaşadıklarını bilmiyoruz. Bireysel tedbirlerle çocuklarımızı nasıl koruyacağımızı düşünüyoruz. Daha önce özgürce çocuklarımız sokağa çıkabiliyorken, şu anda konum üzerinden çocuklarımızı takip ediyoruz. Kısacası artık burada güvende değiliz diyebilirim.”

Göksel Macila:“Ülkeye gelenlerle ile ilgili ivedilikle önlem alınması gerekmektedir”
“Son dönemlerde yaşanan olaylardan dolayı kendimiz güvende hissetmiyoruz. Kontrolsüz şekilde çeşit çeşit insanın ülkeye bir şekilde girişini sağlayıp, alışkın olmadığımız davranışlarda bulunup ülke düzenini bozacak olaylara sebep oluyorlar. Güvende olmamamızın nedenleri ortada ve herkes tarafından da biliniyor. Hükümetin nasıl tedbirler alması gerektiği de tartışma konusu. Öncelikle giriş ve çıkışlarda polisin yetkisi sınırlı ve dolayısıyla devletin farklı bölümlerinden ülkeye gelecek kişiler konusunda kıstas getirmesi gerekiyor. En azından ikametgâh, davet veya ön izin düzenlemeleri yapılabilir. Bugün Avrupa Birliğinde olmamıza rağmen, İngiltere’ye internetle ön izin alarak gidebiliyoruz. Burada da aynı şeylerin olması gerekiyor ve bunları yapmak çok zor şeyler değil. Uluslararası bir başvuru ile nerede, niçin ve ne kadar kalacağını bildirmek gibi çalışmalar olabilir. Fakat günün sonunda bu yöntemlerle olayların bir kısmı belki önlenebilir ama hiçbir zaman yok edilemez. Bu olayların yok edilmesi için güvenlik güçlerinin sivil olarak biraz daha toplumun içerisinde olması lazım. Mümkün olan hayaller olarak görmesem de engellenmesi artık şart oldu. Çünkü şu anda tamamen boşa çıkmış durumdayız. Bireysel olarak aldığımız tedbirler çok bir anlam ifade etmiyor. Amacım her şeyi tamamen devletin üstüne yıkmak değil fakat bunu devletten başkası yapamaz ve ülkeye gelen kişiler ile ilgili ivedilikle önlem alınması gerekmektedir.”

Ali Seylani: “Başbakan halâ çıkıp ‘bol miktarda silah izni verdik, daha da vereceğiz’ diyor”
“Ülkemizde ne trafikte ne sosyal hayat da kısacası hayatımızın her alanı tehlike altında ve güvende olmamız mümkün değil. Başbakan çıkıp polisi anlatıyor, polisin başarılı olması güvenlik tamamdır demek değildir. İlginçtir ki başbakan halâ çıkıp ‘bol miktarda silah izni verdik, daha da vereceğiz’ diyor. İnsanlar bu ülkede güvendeyse neden silah alıyorlar? Ortada çok tutarsız bir durum var. Ülkeye giriş çıkışlar kontrol altına alınmadan, muhaceret yasaları işletilmedikten sonra neyin güvenliğinin tedbirin alacaklar. Artık kendi ülkemizde sokağa çıktığımızda kendimizi yabancı hissediyoruz, daha nasıl olabilir bu ülkede. Açıkçası çok kötü durumdayız ve bireysel olarak kapımızı penceremizi kilitlemek dışında alacak bir önlemimiz yok. Devletin yapması gerekenleri neden bireyler yapsın, silah ile güvenlik sağlamak devletin sorumluluğundadır. Koskoca Türkiye ordusu burada, bu kadar polisimiz var ama insanlar kendini güvende hissetmiyor. Artık her gün trafikte katledilmekten, ya da sokakta yürürken başımıza bir şey gelmesinden korkuyoruz ve herkes de korkuyor.”

Şefika Seylani: “Zorunlu olmadıkça dışarı çıkmak dahi istemiyorum”
“Özellikle trafik konusunda çok şikâyetçiyim ve kendimi hiç güvende hissetmiyorum. 45 yıldır araba kullanıyorum ve şu anda trafiğe çıkmaya çekiniyorum. Yollar hiç bilmediğimiz insanlarla dolu, memleketimiz bizim olmaktan çıkmıştır artık. Zorunlu olmadıkça dışarı çıkmak dahi istemiyorum. Hükümetin kapılarda güvenli tedbirler alması gerekiyor ve her gelenin elini kollunu sallayarak ülkeye girmemesi lazım. Başka ülkelerde olduğu gibi gerekli önlemlerin alınması gerekiyor ama maalesef bunların hiçbirini yapmıyorlar.”

Ali Birgin: “Böyle giderse ülkede canlı bombalara da tanık olacağız”













