A+
A-
“Gül bahçesine giren gül kokar.”
Çocukluğumuzdan beri kulağımızda kalan bu cümle, aslında insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin küçük ama güçlü bir tarifidir. İnsan, bulunduğu yerden bağımsız değildir. Konuştuğu insanlardan, okuduğu kitaplardan, çalıştığı kurumdan, hatta her gün maruz kaldığı sessizliklerden bile bir şeyler taşır üzerinde.
Bir cümle zihnimizde yıllarca kalır…
Bir kitap, dünyaya bakışımızın yönünü değiştirir. Bir insan bize kim olduğumuzu değil, kim olmak istemediğimizi gösterir.
Fakat asıl mesele şudur: Etkilenmek başka, aynılaşmak başka.
İnsan değişmelidir; değişmemek hayatın tabiatına aykırıdır. Ancak değişirken kendi sesini kaybetmek, gelişmek değil, silinmektir.
Özellikle çalışma hayatında bunun sessiz örneklerini görürüz. Farklı düşünen, soru soran, itiraz eden, kendi aklıyla hareket eden insan; zamanla “uyumlu” hâle getirilmeye çalışılır. Uymuyorsa başka yöntemler devreye girer: dışlanır, yalnız bırakılır, itibarı tartışmaya açılır, bazen de mobbingin görünmez duvarlarına çarpar.
Çünkü kalabalıklar, çoğu zaman farklı olanı anlamaktan önce onu kendilerine benzetmeyi tercih eder.
Nietzsche’nin “sürü” üzerine düşünceleri tam da burada rahatsız edici bir ayna tutar. Onun meselesi yalnızca kalabalık değildir; bireyin kendi değerlerini başkasının hazır hükümlerine teslim etmesidir. Özgür ruh, herkesin söylediğini tekrar eden değil, gerektiğinde kendi cümlesini kurabilendir.
Ama kendi cümleni kurmanın bir bedeli vardır!
Bazen yalnız kalırsın. Bazen yanlış anlaşılır, bazen “zor insan” ilan edilirsin. Oysa her yalnızlık yenilgi değildir!!!
Kimi yalnızlık, insanın kendisini kalabalığın gürültüsünden kurtardığı yerdir.
Epiktetos’un Stoacı dünyasında temel ayrım nettir: Başkalarının düşüncesi, itibarı, davranışı ve hükmü bizim elimizde değildir; kendi seçimimiz ve tavrımız ise, bize aittir!
Belki insanın özgürlüğü tam burada başlar.
Herkesin seni sevmesini beklememekte. Herkes tarafından anlaşılmayı hayatın şartı saymamakta. Gerektiğinde “Ben burada duruyorum” diyebilmekte.
Öyle değil mi?
Çünkü kabul görmek güzeldir; fakat kabul edilmek uğruna kendinden vazgeçmek, insanın kendisine verebileceği en pahalı tavizdir.






