Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası Başkanı Kürşad Hüdaverdioğlu, 19 Ağustos’ta Türk askeri nakliye uçağı ile sivil yolcu uçağı arasında yaşanan trafik durumuna ilişkin farklı anlatımların bağımsız teknik incelemeyle doğrulanmadığını belirtti. Hüdaverdioğlu, radar ve telsiz kayıtlarının incelenmesini, Ercan ile Kıbrıs Rum hava trafik birimleri arasında doğrudan iletişim hattı kurulmasını istedi.
Bugün Kıbrıs
Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası (HTKS), Kıbrıs Rum tarafındaki bazı siyasi çevrelerin Kıbrıslı Türklerin uluslararası alandaki görünürlüğünü sınırlandırmaya yönelik girişimlerinin sosyal, kültürel ve sportif alanların ardından havacılık alanına da taşınmasının kaygı verici olduğunu açıkladı. HTKS Başkanı Kürşad Hüdaverdioğlu imzasıyla yayımlanan açıklamada, uçuş emniyetine ilişkin değerlendirmelerin siyasi açıklamalara değil, teknik verilere dayanması gerektiği belirtildi.
HTKS, Kıbrıs’ın kuzeyinde gerçekleştirilmesi planlanan uluslararası müzik etkinliklerine yönelik girişimler ile uluslararası futbol kampının iptalini hatırlattı. Her olay için ayrı gerekçeler öne sürülebileceğini kaydeden sendika, yaşananların bütün olarak değerlendirildiğinde Kıbrıslı Türklerin dünyayla temasını daraltmaya yönelik bir çizgi oluşturduğu görüşünü paylaştı.
“OLAYIN NİTELİĞİNİ TEKNİK VERİLER BELİRLER”
Açıklamada, 19 Ağustos 2026’da Türk Hava Kuvvetlerine ait askeri nakliye uçağı ile sivil yolcu uçağı arasında yaşanan trafik durumunun, Kıbrıs Rum Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası tarafından ciddi bir “ramak kala” şeklinde tanımlandığı aktarıldı. ATCEUC’un da bu anlatımı esas alarak uluslararası kuruluşlara başvurduğu kaydedildi.
HTKS, olayın gerçek niteliğinin ancak bütün teknik verilerin incelenmesiyle belirlenebileceğini vurguladı: “Ancak bir hava trafik durumunun gerçek niteliği, siyasi açıklamalarla değil; radar kayıtları, telsiz haberleşmeleri ve ilgili tüm teknik verilerin birlikte incelenmesiyle belirlenir.”
Kıbrıs Rum Sivil Havacılık kaynaklarına yansıyan değerlendirmelerde durumun “yönetilebilir” olarak nitelendirildiğine işaret edilen açıklamada, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler tarafından kamuoyuna aktarılan anlatımın farklı olduğu belirtildi. Bu anlatıma göre trafiğin önceden görüldüğü ve sürecin kontrollü biçimde yönetildiği kaydedildi.






