Bunlar halk bilimi araştırmacısı Kani Kanol’un sözleri…
Hüzünlü, yürek sızlatan ama tam anlamıyla acı bir gerçek.
Dahasını da söyledi…
Kim çıkıp “haksız” diyebilir ki?
“Düne göre daha zenginiz ve daha çok konfora sahibiz. Ada yarımızda daha çok araba, daha çok ev, villa, arsa, tarla, otel, kumarhane, kerhane ve üniversite var. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bugün artık Kıbrıs’ın bir parçası değil, Türkiye’nin bir bölgesi haline geldiğini sanırım herkes kabul ediyordur…”
***
Işık Kitap Fuarı’nda bu yıl onur ödülleri yine sonuna kadar hak edilmiş isimlere sunuldu...
Kani Kanol ve Costas Costa… Edebiyat-Sanat Hizmet Ödülü ise Ümit İnatçı’ya verildi.
Kürsüdeki konuşmalarını içim burkularak, derin bir suskunlukla dinledim ve hepsini yürekten alkışladım.
Tam da aynı gün “müzakereler” vardı.
Heyecan duymuyor kimseler, ne yazık...
Liderler “daha fazla görüşmek” üzere sözleşirken, kendi halklarına “nasıl uzlaşamayacaklarını” anlattı.
Bir ömrü Kıbrıs’ın kültürüne adayan Kani Kanol’un sözleri içimizi acıtsa da umutsuz değildi.
Ödülünü alırken “Bu kavga bitmedi halen” diyordu.
Umarım…
Costas Costa’nın da vurguladığı gibi...
“Yurdumuzda sanat ve kültür; nefret ve bölünme karşısında din, ırk, renk ayrımı gözetmeksizin tüm insanları bir araya getirebilecek en önemli güçtür…”







