Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) milletvekili aday belirleme kurultayında gündeme gelen oy eksikliği, dijital sistem üzerinden usulsüz oy kullanıldığı ve sandıkların yeniden sayılmadığı yönündeki iddiaları Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) taşıdı. TDP Genel Sekreteri Redif Ekinci, canlı yayın görüntülerinin de YSK’ya teslim edildiğini belirterek, iddiaların aday listeleri kesinleşmeden araştırılmasını istedi. Ekinci, yaşananların yalnızca UBP’nin iç meselesi olmadığını, 6 Aralık seçimlerinin adilliğini ve güvenilirliğini doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı.
TDP Genel Sekreteri Redif Ekinci’nin açıklaması şu şekilde:
“UBP’DEKİ HİLE İDDİALARI ARTIK BİR İÇ MESELE DEĞİL, 6 ARALIK SEÇİMİNİN GÜVENİLİRLİĞİ MESELESİDİR”
Ulusal Birlik Partisi’nin milletvekili aday belirleme kurultayının ardından, UBP’nin kendi üyeleri ve aday adayları bugün (26 Ekim 2026) Özgür Gazete’nin kurultay salonundan yaptığı canlı yayında kamuoyu önünde ağır iddialar dile getirmiştir: Sandıkta açıklanan sayıda oyun bulunmadığı, iki–üç bin oyun eksik olduğu, kurultaya gelmeyen üyeler adına dijital sistem üzerinden oy kullanıldığı, yirmi iki itiraz dilekçesine rağmen sandıkların üç gündür sayılmadığı ve sürecin sorumluluğunun UBP Genel Sekreteri’nde olduğu ifade edilmiştir. Aynı yayında bir UBP milletvekili aday adayı, Divan’ın Cumartesi akşamı aldığı elle sayım kararının hâlâ uygulanmadığını, aday listelerinin Yüksek Seçim Kurulu’na teslim süresinin ise yarın dolduğunu söylemiştir.
Bir siyasi partinin iç seçimi, ilke olarak o partinin kendi meselesidir. Ancak burada söz konusu olan, ülkeyi yöneten partinin 6 Aralık 2026 genel seçimine sokacağı adayların nasıl belirlendiğidir. Sandıklar açılıp herkesin önünde sayılmadan Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edilecek bir liste, daha baştan gölgeli bir listedir. Hileyle belirlendiği iddia edilen rakiplerle yarışmak, seçime katılan her partiyi ve her seçmeni doğrudan ilgilendirir. Bu nedenle mesele UBP’nin iç meselesi olmaktan çıkmış, seçimin adilliği ve güvenilirliği meselesi hâline gelmiştir.
Siyasi partilerin kapalı kapılar ardında yürüttüğü süreçler yalnızca o partinin üyelerini değil, tüm toplumu ilgilendirir. Basın ve ifade özgürlüğü sayesinde kamuoyu önüne taşınan bu iddialar, halkın gerçeği öğrenme ve ülkeyi yönetmeye aday olan yapıların şeffaflığını denetleme hakkının somut birer göstergesidir. Bilginin karartıldığı, sandık sonuçlarının şeffaf bir şekilde paylaşılmadığı bir ortamda halkın haber alma özgürlüğü zedelenmekte, seçmenin iradesi manipüle edilmektedir.
Demokrasinin en temel unsuru, seçmen iradesinin sandığa hür bir şekilde yansıtılması ve oyların mutlak bir güvenle sayılmasıdır. Seçim yarışına girecek siyasi aktörlerin eşit ve adil koşullarda yarışması demokrasinin asli şartıdır. Şaibeli ve denetlenemeyen süreçlerle oluşturulan listeler, seçmen iradesini peşinen sakatlamakta ve demokratik yarış zeminini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Adil seçim ilkesinin zedelendiği bir rejimde halkın iradesinden ve demokratik meşruiyetten söz edilemez.
Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak kamusal bir sorumluluk taşır. Ortaya atılan vahim iddialar karşısında partilerin kapalı kapılar ardında sessiz kalması ya da süreci geçiştirmesi kabul edilemez. Demokratik sistemlerin sağlıklı işleyebilmesi için siyasi yapıların her aşamada hesap verebilir olması şarttır. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince, sandığa düşen en ufak bir gölge bile bağımsız yargı ve denetim organları tarafından titizlikle soruşturulmalı; halkın demokratik geleceği kollanmalıdır.
Toplumcu Demokrasi Partisi olarak bugün Yüksek Seçim Kurulu’na yazılı başvuruda bulunduk ve yayına ait görüntüleri Kurul’a teslim ettik. Seçime katılan bir siyasi parti olarak meşru menfaatimiz gereği, kamuoyuna yansıyan bu ihbarın Kurul tarafından araştırılmasını ve adil seçim ilkesinin gereğinin yerine getirilmesini talep ettik.






