A+
A-
Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Bu ay boyunca pembe kurdeleleri daha sık göreceğiz, meme kanserine ilişkin çeşitli kampanyalarla karşılaşacağız ve ‘erken teşhis hayat kurtarır’ cümlesini yeniden duyacağız. Peki bunların ötesinde gerçekten neyi bilmemiz gerekiyor?
Öncelikle meme kanserinin yalnızca belirli bir yaş grubunun ya da yalnızca ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin sorunu olmadığını bilmek gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel verilerine göre meme kanseri, dünyada kadınlarla en sık görülen kanserlerden biridir. Bununla birlikte meme kanseri erkeklerde de görülebiliyor. Daha da önemlisi, meme kanserlerinin yaklaşık %80’i cinsiyet ve yaş dışında belirgin bir risk faktörü bulunmayan kadınlarda ortaya çıkıyor. Yani ‘ailemde yok, bende olmaz’ düşüncesi doğru değil.
Meme Kanseri Yalnızca Aile Öyküsü Demek Değildir
Meme kanseri riskini artırabilen birçok faktör bulunuyor. Yaşın ilerlemesi, aile öyküsü, bazı kalıtsal gen değişiklikleri, üreme özellikleri bunlar arasında sayılabilir. Ancak burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor: Bir risk faktörünün bulunması kişinin mutlaka meme kanseri tanısı koyulacağı anlamına gelmediği gibi, bilinen bir risk faktörünün bulunmaması da meme kanserinin ortaya çıkmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle meme sağlığı konusunda en doğru yaklaşım korkuyla yaşamak değil, kendi riskimizi bilmek ve yaşımıza, sağlık öykümüze uygun takipleri yaptırmak.
Peki Bedenimizde Hangi Değişiklikleri Ciddiye Almalıyız?
Meme kanseri her zaman belirti vermeyebilir. Bununla birlikte memede yeni ortaya çıkan ve alışık olmadığımız bazı değişiklikler sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmelidir. Örneğin;
- Memede yeni ortaya çıkan bir kitle veya sertlik
- Meme boyutunda ya da şeklinde belirgin değişiklik
- Meme cildinde çökme, çukurlaşma, kızarıklık ve kalınlaşma
- Meme ucunda içe doğru çekilme ya da görünüm değişikliği
- Meme ucundan kendiliğinden gelen, özellikle kanlı veya olağandışı akıntı
- Meme veya meme ucu çevresinde yeni gelişen cilt değişiklikleri
- Koltuk altında ortaya çıkan yeni bir şişlik veya kitle
dikkat edilmesi gereken bulgular arasında.
Fakat burada önemli bir ayrım var. Her meme kitlesi kanser değildir. Memede ele gelen birçok değişikliğin nedeni iyi huylu olabilir. Önemli olan kendi kendimize tanı koymak değil, alışılmadık bir değişiklik fark ettiğimizde bunun nedenini öğrenmek için sağlık profesyoneline başvurmaktır. Özellikle ağrısız bir kitle fark edildiğin ‘ağrımıyor, demek ki önemli değil’ düşüncesiyle beklemek doğru değildir.
Kendi Bedenini Tanımak Neden Önemli?
Meme sağlığı hakkında konuşurken ‘kendi kendine meme muayenesi’ konusu sıkça gündeme geliyor. Burada amaç kişinin her değişikliği kanser olarak yorumlaması veya sürekli bedenini kontrol ederek kaygı yaşaması değil; kendi memelerinin normal görünümünü ve hissini tanımasıdır. Çünkü bedenimizi tanımadığımızda değişiklikleri fark etmek de zorlaşır. Bu noktada meme sağlığı yalnızca kadınların konusu olarak görülmemeli. Meme dokusu cinsiyetten bağımsız olarak insan bedenin bir parçasıdır. Erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Ayrıca trans bireylerin meme sağlığını ihtiyaçları da kullandıkları hormonlar, geçirdikleri cerrahi işlemler, kişisel risk faktörleri ve sağlık öyküleri doğrultusunda sağlık profesyonelleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Dolayısıyla sağlık hizmetlerinde kullanılan dil de en az sağlık hizmetinin kendisi kadar önemlidir. Bir kişinin bedenine, cinsiyet kimliğine veya yaşam deneyimine ilişkin varsayımlarda bulunmadan iletişim kurmak, sağlık hizmetine erişim deneyimi herkes için daha güvenli ve kapsayıcı hale gelir.
Ne Zaman Mamografi Yaptırılmalıdır?
‘Ben kendimi kontrol ediyorum, o halde mamografiye ihtiyacım yok’ düşüncesi de doğru değildir. Çünkü belirti ortaya çıkmadan yapılan tarama ile bir belirti nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurmak aynı şey değildir. Çeşitli ülkelerde kanser tarama programları kapsamında 40 – 69 yaş arasındaki kadınlara genellikle iki yılda bir mamografi taraması sunulmaktadır. Ancak herkes için aynı tarama planı uygun olmayabilir. Özellikle ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, bilinen genetik risk gibi durumlarda kişinin takip planının hekim tarafından bireysel olarak değerlendirilmesi gerekebilir. Bu nedenle ‘kaç yaşında mamografi yaptırmalıyım’ sorunun yanıtı yalnızca doğum tarihimizden ibaret değildir. Yaşımız, riskimiz ve sağlık öykümüz birlikte değerlendirilmelidir.






