Lefkoşa 24°USD49,18 ₺▲EUR55,40 ₺▼GBP65,36 ₺▼GRAM ALTIN6.542,72 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Ekim ayı: meme kanseri farkındalık ayı

Aile Danışmanı ve Cinsel Danışman Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: Ekim ayı: meme kanseri farkındalık ayı

5 dakika okumaHaber: YENİDÜZEN
Paylaş
Ekim ayı: meme kanseri farkındalık ayı

A+

A-

Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Bu ay boyunca pembe kurdeleleri daha sık göreceğiz, meme kanserine ilişkin çeşitli kampanyalarla karşılaşacağız ve ‘erken teşhis hayat kurtarır’ cümlesini yeniden duyacağız. Peki bunların ötesinde gerçekten neyi bilmemiz gerekiyor?

Öncelikle meme kanserinin yalnızca belirli bir yaş grubunun ya da yalnızca ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin sorunu olmadığını bilmek gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel verilerine göre meme kanseri, dünyada kadınlarla en sık görülen kanserlerden biridir. Bununla birlikte meme kanseri erkeklerde de görülebiliyor. Daha da önemlisi, meme kanserlerinin yaklaşık %80’i cinsiyet ve yaş dışında belirgin bir risk faktörü bulunmayan kadınlarda ortaya çıkıyor. Yani ‘ailemde yok, bende olmaz’ düşüncesi doğru değil.

Meme Kanseri Yalnızca Aile Öyküsü Demek Değildir

Meme kanseri riskini artırabilen birçok faktör bulunuyor. Yaşın ilerlemesi, aile öyküsü, bazı kalıtsal gen değişiklikleri, üreme özellikleri bunlar arasında sayılabilir. Ancak burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor: Bir risk faktörünün bulunması kişinin mutlaka meme kanseri tanısı koyulacağı anlamına gelmediği gibi, bilinen bir risk faktörünün bulunmaması da meme kanserinin ortaya çıkmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle meme sağlığı konusunda en doğru yaklaşım korkuyla yaşamak değil, kendi riskimizi bilmek ve yaşımıza, sağlık öykümüze uygun takipleri yaptırmak.

Peki Bedenimizde Hangi Değişiklikleri Ciddiye Almalıyız?

Meme kanseri her zaman belirti vermeyebilir. Bununla birlikte memede yeni ortaya çıkan ve alışık olmadığımız bazı değişiklikler sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmelidir. Örneğin;

  • Memede yeni ortaya çıkan bir kitle veya sertlik
  • Meme boyutunda ya da şeklinde belirgin değişiklik
  • Meme cildinde çökme, çukurlaşma, kızarıklık ve kalınlaşma
  • Meme ucunda içe doğru çekilme ya da görünüm değişikliği
  • Meme ucundan kendiliğinden gelen, özellikle kanlı veya olağandışı akıntı
  • Meme veya meme ucu çevresinde yeni gelişen cilt değişiklikleri
  • Koltuk altında ortaya çıkan yeni bir şişlik veya kitle

dikkat edilmesi gereken bulgular arasında.

Fakat burada önemli bir ayrım var. Her meme kitlesi kanser değildir. Memede ele gelen birçok değişikliğin nedeni iyi huylu olabilir. Önemli olan kendi kendimize tanı koymak değil, alışılmadık bir değişiklik fark ettiğimizde bunun nedenini öğrenmek için sağlık profesyoneline başvurmaktır. Özellikle ağrısız bir kitle fark edildiğin ‘ağrımıyor, demek ki önemli değil’ düşüncesiyle beklemek doğru değildir.

Kendi Bedenini Tanımak Neden Önemli?

Meme sağlığı hakkında konuşurken ‘kendi kendine meme muayenesi’ konusu sıkça gündeme geliyor. Burada amaç kişinin her değişikliği kanser olarak yorumlaması veya sürekli bedenini kontrol ederek kaygı yaşaması değil; kendi memelerinin normal görünümünü ve hissini tanımasıdır. Çünkü bedenimizi tanımadığımızda değişiklikleri fark etmek de zorlaşır. Bu noktada meme sağlığı yalnızca kadınların konusu olarak görülmemeli. Meme dokusu cinsiyetten bağımsız olarak insan bedenin bir parçasıdır. Erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Ayrıca trans bireylerin meme sağlığını ihtiyaçları da kullandıkları hormonlar, geçirdikleri cerrahi işlemler, kişisel risk faktörleri ve sağlık öyküleri doğrultusunda sağlık profesyonelleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Dolayısıyla sağlık hizmetlerinde kullanılan dil de en az sağlık hizmetinin kendisi kadar önemlidir. Bir kişinin bedenine, cinsiyet kimliğine veya yaşam deneyimine ilişkin varsayımlarda bulunmadan iletişim kurmak, sağlık hizmetine erişim deneyimi herkes için daha güvenli ve kapsayıcı hale gelir.

Ne Zaman Mamografi Yaptırılmalıdır?

‘Ben kendimi kontrol ediyorum, o halde mamografiye ihtiyacım yok’ düşüncesi de doğru değildir. Çünkü belirti ortaya çıkmadan yapılan tarama ile bir belirti nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurmak aynı şey değildir. Çeşitli ülkelerde kanser tarama programları kapsamında 40 – 69 yaş arasındaki kadınlara genellikle iki yılda bir mamografi taraması sunulmaktadır. Ancak herkes için aynı tarama planı uygun olmayabilir. Özellikle ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, bilinen genetik risk gibi durumlarda kişinin takip planının hekim tarafından bireysel olarak değerlendirilmesi gerekebilir. Bu nedenle ‘kaç yaşında mamografi yaptırmalıyım’ sorunun yanıtı yalnızca doğum tarihimizden ibaret değildir. Yaşımız, riskimiz ve sağlık öykümüz birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuklara ve Gençlere Meme Sağlığı Anlatılmalı

Meme sağlığı hakkında konuşmak için yetişkin olmayı beklememize gerek yok.

Çocuklara bedenlerinin bütün bölümlerinin normal ve konuşulabilir olduğunu öğretmek; bedenlerini tanımalarına, mahremiyet ve sınır kavramlarını öğrenmelerine ve ilerleyen yaşamlarında sağlık sorunlarını daha rahat ifade edebilmelerine yardımcı olur.

Ergenlik döneminde memelerde büyüme, hassasiyet, ağrı ve iki meme arasında gelişim çeşitlilikleri görülebilir. Bu değişikliklerin önemli bir bölümünü olağan gelişimin parçasıdır. Fakat genç bir kişi bedeninde olağandışı veya onu endişelendiren bir değişiklik fark ettiğinde ‘büyüyorsun geçer’ diyerek konuyu kapatmak yerine onu dinlemek ve gerektiğinde sağlık profesyoneline yönlendirmek gerekir. Çünkü çocuklara ve gençlere bedenleri hakkında konuşabilecekleri güvenli bir alan bırakmak yalnızca meme sağlığı açısından değil, genel sağlıkları açısından da koruyucudur.

Meme Kanseri Yalnızca Fiziksel Bir Tanı Değildir

Meme kanseri tanısı yalnızca bedenin değil, yaşamın birçok alanını etkileyebilir. Ameliyat, kemoterapi veya hormon tedavileri gibi süreçlerin yanı sıra beden algısı, kadınlık ve erkeklik algısı, cinsellik, partner ilişkileri, doğurganlık, aile yaşamı ve ruhsal iyi oluş da etkilenebilir. Bu nedenle meme kanseri bakımının yalnızca tümörü tedavi etmekten ibaret olmadığını hatırlamak gerekir.

Bir insan tedavi olurken aynı zamanda bedenindeki değişikliklere alışmaya, saç kaybıyla baş etmeye, ameliyat izlerini kabullenmeye, cinsel yaşamındaki değişiklikleri anlamaya veya çocuk sahibi olma planları hakkında karar vermeye çalışabilir. Bazen bir insanın ihtiyacı yalnızca ‘geçmiş olsun’ demek değildir. Bazen ihtiyacı, dinlenmek, anlaşılmak ve yargılanmadan soru sorabilmektir.

Bu Ekim Ayında Pembe Kurdeleden Daha Fazlasını Yapalım

Bu ay pembe kurdele takabiliriz. Ancak farkındalığı bununla sınırlandırmayalım. Çevremizdeki herhangi bir kişiye ‘meme sağlığını en son ne zaman konuştun’ diye sorabiliriz.

Kendi yaşımız ve risk durumumuz için hangi taramanın uygun olduğunu öğrenebiliriz. Mememizde yeni ve olağandışı bir değişiklik fark ettiysek ertelemek yerine sağlık kuruluşuna başvurabiliriz. Yakınımız meme kanseri tedavisi görüyorsa ona ne yapması gerektiğini söylemek yerine ‘sana nasıl destek olabilirim’ diye sorabiliriz.

Ve belki de en önemlisi, çocuklarımıza ve gençlerimize bedenleri hakkında konuşmanın utanılacak bir şey olmadığını öğretebiliriz.

Çünkü meme kanseri farkındalığı yalnızca Ekim ayında hatırlanması gereken bir konu değil. Farkındalık; doğru bilgiye ulaşmak, bedenimizi tanımak, taramalarımızı ihmal etmemek ve gerektiğinde yardım istemektir. Pembe kurdele bunun sembolü olabilir. Ama asıl amaç, kurdeleyi taktıktan sonra ne yaptığımızdır.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler