Ege’de silahsızlandırma tartışması: Atina Türkiye’ye yanıt verdi
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Ege adalarının silahsızlandırılmış statüsüne ilişkin açıklamalarına yanıt verdi. Atina, Doğu Ege adalarının statüsünün yürürlükteki uluslararası antlaşmalarla belirlendiğini ve Yunanistan’ın savunma tedbirlerinin meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu savundu. Türkiye ise resmi tutumunda bazı Doğu Ege adalarının Lozan ve Paris antlaşmaları uyarınca gayriaskeri statüde bulunduğunu ve bu statünün ihlal edildiğini ileri sürüyor.
Bugün Kıbrıs
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri Bakanı’nın bir gün önce yaptığı açıklamalara ilişkin 16 Eylül’de yazılı bir açıklama yayımladı.
Yunan basınına yansıyan Bakanlık Sözcüsü Panagiotis Giannakoulias tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin Ege adalarının silahsızlandırılmasına ilişkin görüşlerinin Atina tarafından kabul edilmediği belirtildi. Yunanistan, Doğu Ege adalarının statüsünün yürürlükteki uluslararası antlaşmalarla belirlendiğini ve ülkenin kendi topraklarının savunması için gerekli tedbirleri alma hakkına sahip olduğunu savundu.
ATİNA: SAVUNMA TEDBİRLERİ MEŞRU MÜDAFAA KAPSAMINDA
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, ülkenin “her devlet gibi kendi topraklarının savunmasını ve güvenliğini sağladığını” belirtti.
Atina, Türkiye’nin Doğu Ege adalarının silahsızlandırılmasına ilişkin yaklaşımının kendi hukuk yorumuyla bağdaşmadığını ve Yunanistan’ın savunma önlemlerini meşru müdafaa hakkı kapsamında değerlendirdiğini ifade etti.
Yunanistan ayrıca Ege’deki adaların statüsünün Lozan, Montrö ve Paris antlaşmaları çerçevesinde düzenlendiği görüşünü sürdürüyor.
TÜRKİYE’NİN TUTUMU FARKLI
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise Ege konusundaki resmî tutumunda, bazı Doğu Ege adaları ile Oniki Adaların uluslararası antlaşmalar kapsamında gayriaskerî statüde bulunduğunu savunuyor.
Ankara, Lozan Barış Antlaşması, 1947 Paris Barış Antlaşması ve ilgili diğer uluslararası düzenlemelerin Yunanistan’a bu konuda yükümlülükler getirdiğini ve adaların silahlandırılmasının bu yükümlülüklerle bağdaşmadığını ileri sürüyor.
Dolayısıyla Ankara ile Atina arasındaki anlaşmazlık, esas olarak aynı uluslararası antlaşmaların kapsamı ve hukuki sonuçlarının farklı yorumlanmasından kaynaklanıyor.
“CASUS BELLİ” DE GÜNDEME GELDİ
Yunanistan açıklamasında ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1995 tarihli kararına atıfta bulundu.
Atina, Yunanistan’ın karasularını genişletmesi halinde bunun savaş nedeni sayılabileceğine ilişkin bu kararın yürürlükte bulunmasını kendi güvenlik değerlendirmesinde önemli bir unsur olarak gösteriyor.
Türkiye ise Ege’deki anlaşmazlıkların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, adaların statüsünün de iki ülke arasındaki temel Ege sorunlarından biri olduğunu belirtiyor. Ankara ayrıca Atina Bildirgesi doğrultusunda Yunanistan ile diyaloğa ve işbirliğine hazır olduğunu ifade ediyor.
İKİ TARAF DA DİYALOG VURGUSU YAPIYOR
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı son açıklamasında iyi komşuluk ilişkileri ve diyaloğa bağlılığını sürdürdüğünü, bunun uluslararası hukuka saygı temelinde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye de son dönem açıklamalarında Ege’deki anlaşmazlıklara rağmen Yunanistan’la işbirliği ve diyaloğun sürdürülmesinden yana olduğunu vurguluyor.
Böylece Ege adalarının askerî statüsü, Ankara ve Atina’nın uluslararası antlaşmaların uygulanmasına ilişkin farklı hukuki yorumlarını koruduğu başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
CASUS BELLİ NEDİR?
Casus belli, Latince “savaş nedeni” anlamına gelir. Bir devletin başka bir devletin belirli bir eylemini savaş veya askerî karşılık nedeni sayabileceğini ifade eden diplomatik ve siyasi bir terimdir.
Türkiye–Yunanistan ilişkilerinde kavram, Ege’de karasularının genişletilmesi tartışması nedeniyle kullanılıyor.
Yunanistan, karasularını Ege’de 6 deniz milinden 12 deniz miline çıkarma hakkına sahip olduğunu savunuyor. Türkiye ise böyle bir genişlemenin Ege’deki deniz alanlarının dağılımını ciddi biçimde değiştireceğini belirtiyor.
TBMM, 8 Haziran 1995’te, Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 mile çıkarması halinde hükümete “Türkiye’nin hayati menfaatlerini korumak için askerî bakımdan gerekli görülecek olanlar dahil bütün yetkileri” kullanma yetkisi veren bir bildiri kabul etti. Yunanistan bu kararı “casus belli”, yani savaş tehdidi olarak tanımlıyor.
Türkiye ise bu tanımlamayı kabul etmiyor. Türk Dışişleri Bakanlığı, 1995 kararını Yunanistan’ın karasularını tek taraflı biçimde 12 mile çıkarma ihtimaline karşı alınmış siyasi bir uyarı olarak nitelendiriyor ve Yunan tarafının bunu “casus belli” olarak tanımlamasına itiraz ediyor.
Dolayısıyla “casus belli” ifadesinin kendisi de Ankara ile Atina arasındaki görüş ayrılığının bir parçası: Atina bunu savaş tehdidi olarak değerlendirirken, Ankara aynı kararı Ege’deki statükoyu değiştirecek tek taraflı bir adıma karşı siyasi uyarı olarak tanımlıyor.