Gazetecilikte dürüstlük, olmazsa olmazdır!
Bir gazetecinin en önemli sermayesi, okuyucunun güvenidir…
-*-*-
Dürüst olmak, yalan yazmamaktır!
Ama yalan yazmamak tek başına dürüstlük için geçerli bir şey değildir!
-*-*-
Gazeteci, doğrulanmamış bilgi yayınlamaz, yayınlamamalı!
-*-*-
Gazeteci, yazacağı habere yorum katmaz, katmamalı!
-*-*-
Hata yaparsa anında düzeltmeli!
Haberde adı geçene adil biçimde yer vermeli!
-*-*-
Bazı örnekler vermek gerekirse; “… Filanca Falanca kişi yolsuzluk yaptı…” demek yerine, “Filanca Falanca kişi hakkında yolsuzluk iddiası ile araştırma başlatıldı” demek arasında kilometrelerce fark vardır!
-*-*-
“Kesin yaptı” demek ilgili kişiyi suçlu ilan etmektir!
Haliyle mesleğin püf noktası buradadır!
-*-*-
Hatasız kul olmaz!
Hatasız gazeteci hiç olmaz!
Dürüst gazeteci hatasını da anlayabilen gazetecidir!
-*-*-
Hata yapılmışsa, “ben hata yaptım” diyebilen gazeteci, gerçek gazetecidir!
-*-*-
Hata varsa özür dilenir!
Sorumluluk üstlenilir!
-*-*-
Haaa gazeteci taraf olur mu?
Olmak zorundadır!
Gazetecinin tarafı “okur”dur!
Yönetenler değildir!
-*-*-
Yönetenden yana olana gazeteci denmez, yalaka denir!
-*-*-
Sosyal medyada herkesin gazeteci olması, alıştığımız bir durum!
Ancak çok dikkat edilmesi gereken bir şey var; gazeteci kahraman değildir, gazeteci gerçeğin kendisi ya da sahibi değildir; gazeteci gerçeğin peşinde olan kişidir…
-*-*-
“Hep Türk tarafını eleştiriyorsun” diyorlar…
Doğrudur, çünkü orada yaşıyorum!
Ama tam doğru değildir!
-*-*-
Güney’de ELAM’ın hatta zaman zaman AKEL’in ülkedeki tek mesele “Türkiye’nin Ada’daki varlığıymış” gibi davranması, “doğru” bir tavır değildir!
-*-*-
Başta yani özel olarak ELAM’ın yaptıkları, ama genelde neredeyse tüm Rum toplumunun konserlere kadar iptal ettirme çabaları, emlakçı bir yabancı kadının tutuklanması süreci, futbolcu miniklerin dahi Kuzey’e gelmelerine engel olma çabası kabul edilebilir değildir…
-*-*-
Emlak meselesi!
-*-*-
Emlak meselesinde bir süreden beri Rum tarafının yoğun baskısı söz konusudur!
Bundan dolayı Kuzey Kıbrıs’ta bu sektörün ciddi sıkıntı yaşadığı doğrudur!
Ve bunu yazmak gazetecinin dürüstlükle yapması gereken bir görevdir!
-*-*-
Ama aynı dürüstlüğü, tıpkı İsrail meselesini eleştirirken Azerbaycan’ı orada görmemekte yaptığımız “kabahat” gibi, Kuzey Kıbrıs emlak sektörüne vurulan en büyük darbenin, Güney’in çabaları değil, kendi yaptığımız “eşşeklik”ten kaynaklandığında da sergilememiz kaçınılmazdır!
-*-*-
“İsrailliler topraklarımızı evlerimizi alıyor, tedbir alın, tedbir alalım” diye yalana başvurdular; Türkiye’deki resmi anlamda geri zekalı üç beş kişinin de baskısıyla bu ülkede öyle yasal değişiklikler yaptılar ki; değil yabancıların konut satın alması, KKTC’ye doğru bakmasını bile engellediler!
-*-*-
Lütfen dürüst olalım!
Bilmem anlatabildim mi?








