A+
A-
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, sahte diploma davasında dört yıl hapis cezasına mahkûm edilen bir hükümlünün, Cezaevi Müdürü’nün kullandığı bağışlama yetkisi kapsamında tahliye edildiğini, ancak kısa süre sonra yeniden cezaevine alındığını vurguladı.
Solyalı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yaşanan olayın “kurumsal çürüme” ve “sistemsizliğin, keyfiliğin ve denetimsizliğin” bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.
“İddia olarak koyayım da cevap hakkı varsa kullanılsın” diyen Solyalı, sahte diploma davasında dört yıl hapis cezasına mahkûm edilen bir hükümlünün, Cezaevi Müdürü'nün tüzük değişikliğiyle kendisine verilen bağışlama yetkisi kullanılarak tahliye edildiğini ve deport işlemleri için polise teslim edildiğini belirtti.
Solyalı, ancak kısa süre sonra Başsavcılığın dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, Yüksek Mahkeme önünde yargılamanın devam ettiğini ve tahliyenin hukuken mümkün olmadığını belirlediğini ifade etti. Bunun üzerine aynı kişinin yeniden cezaevine alındığını kaydetti.
“Devlet önce tahliye etti, sonra ‘geri cezaevine gel’ dedi. Adeta ricada bulundu” ifadelerini kullanan Solyalı, yaşanan sürecin yeni bir hukuki tartışmayı da beraberinde getirdiğini belirtti.
Solyalı açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“Dahası, bu gözü kapalı idari karar sonucunda tahliye edilen bir kişinin, hakkında yeni bir tutuklama emri veya yeni bir mahkeme kararı bulunmaksızın yeniden cezaevine çağrılması da başlı başına yeni bir hukuki tartışma yarattı.”
Aynı tüzük kapsamında istinaf süreci tamamlanmadan başka tahliyelerin de gerçekleştiğini kaydeden Solyalı, ayrıca İstinaf Mahkemesi’nde davası devam eden yaklaşık 20-25 dosyanın daha Cezaevi Müdürü’nün bağışlama yetkisi kapsamında değerlendirildiği bilgisi/iddiasının bulunduğunu belirtti.
Solyalı, açıklamasında söz konusu düzenlemeye daha önce de karşı çıktıklarını ifade ederek, “Biz bu tüzük hazırlanırken tam da bunu söyledik. Şartlı Tahliye Tüzüğü'nde dokuz kez değişiklik yapmak yetmemiş, şimdi de Cezaevi Disiplin Tüzüğü ile mahkeme kararlarının sonuçlarını idarenin keyfi takdirine bırakacak yeni bir düzen kurulmuştur” diye konuştu.
Yaşananların, daha ilk uygulamalarda yaptıkları uyarıların haklılığını gösterdiğini vurgulaya Solyalı, sürecin CTP’nin tüzüğün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğu bir dönemde yaşandığına dikkat çekti.
Solyalı, ara emri duruşmasının gündemde olduğunu ve Başsavcılığın da Mahkeme’ye hükümeti savunmayacağını beyan ettiğini belirterek, “Bu tüzük derhal geri çekilmelidir” çağrısında bulundu.
Yaşananların “basit bir idari hata” olmadığını belirten Solyalı, Cezaevi Müdürü’ne verilen yetkinin bilinçsiz ve denetimsiz şekilde kullanılmasının yalnızca Ceza Mahkemelerinin verdiği hapis cezalarının infazını etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda İstinaf Mahkemesi’nin, yani Yüksek Mahkeme’nin vereceği kararların uygulanmasını da fiilen etkisiz hale getirdiğini vurguladı.
Solyalı açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Devlet, İstinaf Mahkemesi'nde davası görülmeye devam eden kişileri tahliye edip ardından yeniden cezaevine çağırıyorsa, ortada hukuk güvenliğini zedeleyen, yargının otoritesini sarsan ve toplum vicdanını yaralayan çok ciddi bir yönetim sorunu vardır. Çürümüşlük vardır.”